Romanov Hanedanı’nın Sonu ve Bir Ukraynalının Sadakati

Romanov Hanedanı’nın Sonu

I. Dünya Savaşı’nın Rusya üzerinde yarattığı ağır ekonomik yıkım, 1917 yılı başlarında artık gizlenemez bir toplumsal krize dönüşmüştü. St. Petersburg’da yaşanan ekmek ve kömür kıtlığı, 23–27 Şubat (8–12 Mart) 1917 tarihleri arasında kitlesel grev ve gösterileri tetikledi. Çar II. Nikolay‘ın cephede bulunması nedeniyle devlet otoritesi fiilen çöktü ve 27 Şubat (12 Mart) günü geçici hükûmet kuruldu. Bunun ardından II. Nikolay 2/15 Mart’ta, kardeşi Mihail Aleksandroviç ise 3/16 Mart 1917’de tahttan feragat etti. Yaklaşık üç asır boyunca Rusya’yı yöneten Romanov Hanedanı‘nın hükümranlığı böylece sona erdi.

Ancak Romanovların trajedisi tahttan çekilmeleriyle bitmeyecekti.

Yaklaşık sekiz ay iktidarda kalan geçici hükûmet, 25 Ekim (7 Kasım) 1917’de gerçekleşen Bolşevik Devrimi ile devrildi. Lenin önderliğindeki Bolşevikler iktidarı ele geçirirken, Çarlık rejimini hatırlatan her türlü sembolü ve kurumu ortadan kaldırmayı hedeflediler. Bu politikanın en önemli hedefi ise Romanov Hanedanı‘nın üyeleriydi.

Hanedanın ilk kurbanı II. Nikolay‘ın kardeşi Grandük Mihail Aleksandroviç oldu. Mart 1918’den beri tutuklu bulunan Grandük, Perm’e götürüldü ve 12–13 Haziran 1918 gecesi öldürüldü.

Bundan yalnızca birkaç hafta sonra, tarihin en çok bilinen siyasî infazlarından biri yapıldı. Son Rus Çarı II. Nikolay, eşi Çariçe Aleksandra Feodorovna ve çocukları Çareviç Aleksey ile Grandüşesler Olga, Tatyana, Mariya ve Anastasia, 16–17 Temmuz 1918 gecesi Yekaterinburg’daki İpatiev Malikânesi‘nin bodrumunda kurşuna dizildi. Cesetleri gizlice bir ormana taşındı; yakıldı, parçalandı ve kimliklerinin tespit edilmesini engellemek amacıyla asitle yok edilmeye çalışıldı.

Romanovlara yönelik tasfiye bununla da sınırlı kalmadı. Alapayevsk’te tutuklu bulunan Grandüşes Yelizaveta Fyodorovna, Grandük Sergey Mihailoviç ile Prensler İvan Konstantinoviç, Konstantin Konstantinoviç, İgor Konstantinoviç ve Vladimir Pavloviç Paley de 5/18 Temmuz 1918 gecesi canlı olarak bir maden kuyusuna atılarak öldürüldüler. St. Petersburg’daki Petropavlovsk Kalesi’nde tutulan Grandükler Pavel Aleksandroviç, Dmitriy Konstantinoviç, Nikolay Mihayloviç ve Georgiy Mihayloviç ise 27–28 Ocak 1919 gecesi kurşuna dizildi.

Böylece on sekiz Romanov Hanedanı mensubu Bolşevikler tarafından öldürülmüş oluyordu.

Ancak hanedanın en yaşlı temsilcilerinden biri, Çar III. Aleksandr‘ın dul eşi ve II. Nikolay‘ın annesi İmparatoriçe Mariya Feodorovna hâlâ hayattaydı. Geçici hükûmetin izniyle Kırım’daki mülklerinde bulunan Mariya Feodorovna‘nın yanında, Romanov ailesinin çok sayıda ferdi de bulunuyordu. II. Nikolay‘ın kız kardeşi Grandüşes Kseniya Aleksandrovna ile eşi Grandük Aleksandr Mihailoviç ve çocukları; Grandük Nikolay Nikolayeviç ile ailesi; Prenses İrina Aleksandrovna Romanova, eşi Prens Feliks Yusupov ve kızları İrina Feliksovna da bu grubun içindeydi.

Bir Ukraynalının Sadakati 

Kırım’da Bolşevik hâkimiyetinin kurulmasının ardından Yalta’daki Dülber Sarayı’nda gözaltında tutulan Romanovların güvenliği, Ukraynalı Filipp Lvoviç Zadorojni komutasındaki Karadeniz Filosu denizcilerine emanet edildi.

İlginç olan, Zadorojni‘nin hem Çarlık rejimine hem de Bolşevik harekete temas etmiş bir isim olmasıydı. Karadeniz Filosu’nda teknisyen astsubay olarak görev yapmış, aynı zamanda Çarlık’ın gizli polisi Ohrana için çalışmıştı. Grandük Aleksandr Mihailoviç‘in girişimiyle 1916 yılında Kaçin Askerî Havacılık Okulu’na atanmış, burada devrimci çevrelerle ilişki kurmuş ve Şubat Devrimi’nin ardından Bolşeviklere katılmıştı.

Mart 1918’de Alman ordusunun Kırım’a ilerlemesi sırasında Yalta Sovyeti, Dülber Sarayı’ndaki bütün Romanovların öldürülmesini kararlaştırdı. Ancak Zadorojni bu emri uygulamayı reddetti. Sovyet Rusya yönetiminden böyle bir talimat almadığını belirterek yalnızca Yalta Sovyeti’nin kararıyla hareket etmeyeceğini söyledi. Ardından Grandüklerin de yardımıyla Dülber Sarayı’nı adeta küçük bir kaleye çevirdi. Sarayın yüksek duvarları ve kulelerinden yararlanılarak oluşturulan savunma düzeni sayesinde Yalta Sovyeti militanlarının saldırısı püskürtüldü.

Grandük Aleksandr Mihailoviç, yıllar sonra kaleme aldığı anılarında Zadorojni‘yi şu sözlerle anlatacaktı: “Zadorojni yoldaşlarının yanında bize sert davranıyordu; fakat gerçek duygularına hiçbir zaman ihanet etmedi.”

İmparatoriçe Mariya Feodorovna ise onun için şunları söylüyordu: “Zadorojni’nin bizim için duyduğu endişe ve bizi devrimin zulmünden koruma arzusu, bizi Tanrı’ya daha da yaklaştırıyordu.”

Kısa süre sonra Alman birlikleri Dülber Sarayı’na ulaştı. Grandük Aleksandr Mihailoviç, Alman subaylarına Zadorojni ve denizcilerinin kendilerini koruduklarını söyleyerek onların hayatını kurtardı. Almanların Kırım’dan çekilmesinden sonra da Zadorojni ve adamları Romanovları korumayı sürdürdüler.

İmparatoriçe Mariya Feodorovna‘nın duyduğu minnettarlık bununla da sınırlı kalmadı. Maiyetindeki heykeltıraş Gleb Derujinski‘ye Zadorojni‘nin alçı bir büstünü yaptırdı. Bu büst, 1918 yılında Yalta Sanat Sergisi’nde sergilendi.

Romanovların Kırım’daki bekleyişi, İngiliz donanmasının gelişiyle sona erdi. Grandük Aleksandr Mihailoviç ile büyük oğlu Andrey, 11 Aralık 1918’de HMS Foresight ile Rusya’dan ayrıldı. İmparatoriçe Mariya Feodorovna ve Kırım’da kalan diğer Romanovlar ise 11 Nisan 1919’da, Kral V. George‘un gönderdiği HMS Marlborough savaş gemisiyle ülkelerini sonsuza dek terk ettiler.

Filipp Lvoviç Zadorojni için ise en zor an, koruduğu insanlardan ayrıldığı gündü. Hayatını riske atarak koruduğu Romanovlarla vedalaşırken gözyaşlarını tutamadığı anlatılır. Belki de o an, yıllar önce Ohrana saflarına katılırken Çar’a, Romanov Hanedanı’na ve “Kutsal Rusya”ya bağlı kalacağına dair ettiği yemini, bütün siyasi çalkantılara rağmen yerine getirmenin huzurunu yaşıyordu.

Ne var ki bu sıra dışı Ukraynalının hikâyesi tam da burada belirsizliğe gömülür. Filipp Lvoviç Zadorojni‘nin 1919 yılından sonraki yaşamına ilişkin güvenilir bir bilgi bugüne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Romanov Hanedanı’nın son mensuplarını kurtaran adamın akıbeti, tarihin cevapsız sorularından biri olarak varlığını sürdürmektedir.

Sadık Müfit Bilge

Sadık Müfit Bilge

Sadık Müfit Bilge, Osmanlı ve Kafkasya tarihi üzerine çalışan araştırmacı ve yazardır. Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olup, yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi'nde tamamlamış; İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nde Rusya Jeopolitiği ve Kafkasya Çalışmaları dersleri vermiştir. Osmanlı-Kafkasya ilişkileri, Osmanlı iktisat tarihi ve diplomasi tarihi üzerine çok sayıda kitabı bulunmaktadır.

Tarihe Yönelim kategorisinden son haberler

İzmir Türküsü

İzmir’in Kurtuluşu’ndan hemen sonra 16 Ekim 1922 tarihinde Tercüman-ı Hakikat gazetesinin öncülüğünde bir müsamere düzenlenir. Bu gösterinin amacı “Başkumandan Yıldırım Gazi Mustafa Kemal Paşa

Şinasi Akbatu

Bahçesaray Arabacılar Kethüdası İdris Ağa’nın torunu, Şinasi Akbatu 18 Şubat 1920’de İstanbul Sofular’da doğmuş, 30 Mayıs 2002’de Feneryolu’nda vefat etmiştir. Kabri Edirnekapı Şehitliği’nde dedesi
GitEn Üst

Don't Miss