Muammer Kaddafi öldürüldüğünde yalnızca bir lider devrilmedi; Afrika’nın dünya siyasetinde bağımsız bir güç haline gelmesini hedefleyen iddialı bir siyasi proje de ağır bir darbe
Fatih Sultan Mehmed’in “Üzerinden kuş dahi uçurulmaya!” diye vakfettiği Türklerin tam manası ile meydan olarak anladıkları cinsten bir yapılanmaya örnek yegâne meydanı Ok Meydanı’dır.
Afrika… Teknoloji ve medeniyet denince unuttuğumuz kocaman bir kıta. Hâlbuki insanlık tarihi Afrika’da başlamış. Toplumsal sorunlara çözüm ararken ise Afrika pek aklımıza gelmez. Oysa
1923’te Cumhuriyet’in ilanından itibaren günümüze, yeni modern Türk devletinde geçmiş 6 asırlık tüm birikimi sildirmeyip kültürel sosyal ve manevi yönü ile yeni sistemde de
Yönelim olarak Behice Boran’ı ölümünün 39. yıl dönümünde anarken, TÜSTAV bünyesindeki Behice Boran Arşiv Fonu’ndan seçtiğimiz belgeleri okurlarımızla buluşturuyoruz. Dönemin basınından gazete kupürleri ile
1940’ların Ankara’sı… İkinci Dünya Savaşı yeni bitmiş, Türkiye çok partili hayata geçmenin heyecanını yaşıyor. Ama aynı günlerde başka bir rüzgâr da esiyor: giderek sertleşen
Osmanlı, altı asır çok millet ve topluluğun yöneticisi olmuştur. Hiçbir vakit bunların inançlarına, örf ve adetlerine geleneklerine müdahale etmemiş, onları serbest bırakmıştır. XV. yüzyıldan
Bizans’ın soğuk ve kalın surları, sanki Anadolu’nun temiz ve şerefli köylüsünü İstanbul’un asalak mahluklarından ayırmak, bu temiz ve kirli iki karşıt kitlenin birleşmesine engel
“Direnmek ve umudu kaybetmemek” Atilla Özsever’in yaşamı, Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasal ve toplumsal kırılmalarla iç içe geçmiş bir mücadele hikâyesi. 1967’de genç bir teğmen
Osmanlı devri vakfiyelere dayalı tesis olunmuş bütün mescit, tekke ve türbeler T.C. 2863 sayılı kanun kapsamında olup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli müesseselerdir.