Okura not: Bu makalede kullanılan belge ve görseller Necdet İşli Arşivi’ne aittir ve yalnızca basılı nüshamızda olup onun üzerinden istifadeye açıktır.
1736’da Isparta’da doğan Halil Hamid Paşa İstanbul’a gelerek yükseldi. Devşirme değildir. Kemal Derviş’in büyükbabasıdır. 1774’de Babıâli divan kalemine girdi. Sonra Eflak Voyvodalığı Kapı Kethüdası İstavrakizade’nin kâtibi oldu. Terfi alarak 31 Aralık 1782’de Sultan Ⅰ.Abdülhamid’in sadrazamı oldu. Yenilikçi bir sadrazam olarak Yeniçeriler içinde fiilen hizmet vermeyip esami şişirmelerinden geçinenleri ortaya çıkararak büyük bir yolsuzluğa son verdi. Bozcaada’da 27 Nisan 1785’de idam edildi.
Sadrazamlığı 2 yıl 4 aydır. Kesik başı sarayda teşhir edilmiştir. Ölümünden sonra söylenen, “Katib-i İstavraki FARMASON-I BED-NESEB” lafzı masonluğuna işaret sayılmıştır.
Halil Hamid Paşa mütevellilik üzere bir vakıf kurmuştur. İstanbul Etyemez’de 1784 de yaptırdığı Sadiye’den ahşap kademi Şerif Tekkesi ve vakfı halen mevcuttur.
Vücudu Bozcaada’da defnedilmiştir. Kallavi serpuşlu mezartaşının 1199 tarihi altında 39 cm X 12,5 cm bir çerçeve içinde boğdurulduğuna işareten 2 kement motifi yapılmıştır.
İstanbul’da teşhir edilen başı, Karacaahmet’te İbrahim Ağa ile Haydarpaşa arasındaki mezarlıkta gömülmüş ve aile fertlerininde burada defni için 30 metre uzunluğunda ve 9 metre derinlikte özel duvarlı bir aile mezarlığı hazırlatılmıştır ki benzerleri arasındaki en büyüğüdür. Aile sofası bugün görünmez halde ve perişandır. Kayıp taşlar vardır.
Halil Hamid Paşa’nın Osmanlı’da üst mevkilerde pek çok akrabası görev almıştır. Geniş bir aileye mensupturlar. 2001 ve 2002’de maliyeden sorumlu devlet bakanı Kemal Derviş torunlarındandı.
Paşa’nın kellesinin gömüldüğü yerdeki kallavili taşın aynı kitabeli ve kallavili bir diğeri de 3.taş olarak Haydarpaşa yolundan geçenlerce görülebilmesi için deniz cihetinde dikilmiştir. Böylece 3 taş yaptırılmıştır. Kelleye ait olanı 205 cm, arka yola dikileni 192 cm, Bozcaada’daki 275 cm’dir.
Pek çok değerli lahitlerin bulunduğu bu aile sofası taşları zaman içinde soygunlara da maruz kalmış ve tahrip edilmiştir. Torunlar Derviş, Altay, Bükey, Doruk gibi soyadları almışlardır. Paşa’nın oğlu Arif Bey, Rumeli Kazaskeri ve okçudur.
Kafası kesilip padişah tarafından teşhis edildikten sonra kelleler vücut yanına iade edilmeyip ayrı bir yerde gömüldüğünden, Bu hâllere ait küçük ebatta kelle taşları altında defin yapılmıştır. Bu da ayrıca bir keyfiyettir.
Paşa’nın kallavili mezartaşı ilk defa Sadrazam Halil Hamid Paşa adlı Ordinaryüs Profesör İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Türkiyat dergisindeki (sayı 5, sene 1935, sah. 213 -268 ) uzun makalesi sonunda levha XⅠ’de yayınlanmıştır. Bu da hakkındaki en mufassal makaledir.