M.Ö. 3000’li yıllardan beri tarihyazımı yapılan bir gezegendeyiz. O günden bu güne üzerinde yaşadığımız yer; onlarca imparatorluğa, yüzlerce küregen imparatora, milyonlarca vahşî savaşa, bir
Yönelim’in piri Şair Eşref’in 1908’de neşredilen ünlü kitabının ismidir… 1905’te devrimler çağını başlatan Rusya’nın ardından İran da meşrutiyet uğrunda uzun bir mücadele vermiştir 1905
Ölümünden onca yıl geçmesine rağmen hâlâ hem büyük bir saygıyla hem de eleştirilerle anılan bir figürdür Ali Şerîatî. Tam anlamıyla değerlendirilip anlaşılabildiğini söylemek zor.
İranlı Marksist teorisyen ve İran Halkın Fedayî Gerillaları Örgütü’nün kurucu isimlerinden Bijen Cezanî (1938-1975), bu metni 1973’te zindanda kaleme aldı. Başlangıçta örgüt içi tartışma
Bu seçki, İranlı Marksist teorisyen Mansur Hikmet’in 1990–1992 yılları arasında verdiği söyleşi ve konuşmalardan oluşan, 1994’te yayımlanan derlemeden hazırlandı. İran Komünist Partisi ile 1991’de
Bir tarihçi olarak, tarih boyunca anıtların çeşitli nedenlerle yıprandığını ve yok olduğunu biliyorum. Her zaman var olmuş bir gerçekten söz ediyoruz. Fakat İsrail ve
İran denildiğinde bugün akla belirli sınırları olan modern bir devlet gelir. Oysa İran’ın tarihî coğrafyası, bugünkü İran sınırlarının çok ötesine uzanan geniş bir bölgeyi
İran’ın Güney Kafkasya’ya ilişkin tutumunu anlamak için bazen Tahran’ın bugünkü açıklamalarından çok iki asır önce çizilmiş haritaya göz atmak gerekmektedir. Çünkü İran açısından Kafkasya
Doğu dünyasının en büyük destanlarından biri olan, Firdevsî imzalı Şahnâme, sadece kuru bir krallar tarihi değildir. O, asırlarca İran coğrafyasında ulusal kimliği şekillendiren, adeta
Pazartesi / Şuur İthali Gazetelerde ve ajanslarda sürekli rastladığımız bir haber vardır. Bu haber, liboş Turgut Özal’dan sonra daha da sık duyulur olmuştu: “Gıda