Nikaragua, 148.000 km²’lik yüzölçümüyle Orta Amerika ve Antiller bölgesinin Meksika’dan sonraki en geniş ülkesidir. Yaklaşık üç Konya büyüklüğündeki ülke, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) bakımından El Salvador, Honduras gibi bölge ülkelerinin gerisindedir. Ciddî ambargo ve tecritle tehdit edilen ülke kişi başına düşen millî gelirdeyse ancak Haiti’nin önünde yer almaktadır.
Tam ismiyle José Daniel Ortega Saavedra, 1945’te ülkenin ortasında yer alan bir hayvancılık şehri olan La Libertad’ta muhalif bir ailede doğdu. 1963’te Amerikan destekli başkan Anastasio Somoza’ya karşı mücadele eden Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne (FSLN) katıldı. Adını yine Somoza tarafından öldürtülen, Amerikan emperyalizmine karşı savaşıyla tanınan devrimci Augusto César Sandino’dan alan bu örgütün 1967’de liderliğine yükseldi.
Nikaragua o günlerde bir saltanata dönüşen Somoza ailesinin ABD’ye köle olmuş diktatörlüğü altında kıvranıyordu. Baba Anastasio Somoza, 1956’da öldürülmüş, yerine oğlu Luis Somoza geçmişti. Luis Somoza 1967’de kalp krizinden ölünce koltuğuna kardeşi Anastasio Somoza Debayle oturdu. Ortega, o günlerde bir banka soygunu eylemi neticesinde tutuklandı. Rehine takasıyla yedi sene sonra özgürlüğüne kavuştu. Özgürlüğüne kavuşmasının ardından Küba’ya sürgüne giden Ortega, burada Fidel ve Raul Castro’nun savaş tecrübesi geniş gerillalarından eğitim aldı. Ülkesine mücadele için tekrar döndüğünde Küba hükûmetinin desteğini arkasına alarak FSLN’nin tartışmasız lideri haline geldi.
Oğul Somoza 1979’un Temmuz ayında FSLN tarafından devrilince Ortega ülke idaresini Sandinistler adına devraldı. Aynı yıl Nikaragua’yı yönetmek için beş kişilik Ulusal Yeniden Yapılanma Cuntası’nı kurdu. Cunta, Somoza sonrası yönetimi sağlayacak geniş bir çadırdı. Başkanlığını Ortega’nın üstlendiği cuntada Moisés Hassan ile Sergio Ramírez sol cenahı; işadamı Alfonso Robelo ve Violeta Barrios de Chamorro da sağ tarafı temsil etti.
Yönetimi ele alır almaz Beyaz Saray’da Jimmy Carter tarafından ağırlandı. Carter onu diğer Amerika ülkelerindeki Marksist gerillaları desteklememesi için uyardı ve ekonomik yardım sözü verdi. Ortega, sadece kendi ülkeleriyle ilgili olduklarını söylese de ABD her zamanki gibi sözünde caydı ve ülkedeki sağcı Kontraları Ortega rejimini devirmek için silahlandırdı. Bunun üzerine Daniel Ortega cuntada ipleri eline aldı. Sağcı cunta üyeleri Robelo ve Chamorro istifa etti. Ülkede geniş çaplı bir okuma-yazma seferberliği ilan etti. Kitlelere yayılan aşı kampanyasıyla çocuk felcini ülkeden sildi. Sosyalist reform programı kapsamında yaklaşık 20000 km²’lik araziyi toprak sahibi olmayan Nikaragualılara dağıttı. Okuma-yazma devrimiyle UNESCO’ca, sağlık reformuyla da Dünya Sağlık Örgütü’nce takdir edilip ödüle layık görüldü.
Başta sosyalizmden taviz vermeden karma ekonomik modeli savunsa da ABD’nin gitgide artan baskısı onu katı sosyalist uygulamalar uygulamaya yöneltti. ABD destekli Kontralar’ın terör eylemleri ülkede dirliği bozdu. Ronald Reagan, onu Küba’yla bir olup Latin Amerika’daki diğer Marksist hareketleri desteklemekle suçladı. Bunun üzerine başta daha bağımsız bir dış politika seyreden Ortega, Sovyetler’le ve Küba’yla yakınlaştı. ABD’yle ilişkiler kopma noktasına geldi. Ülkesindeki Kontralar meselesini aralarında Fransa, İsveç, Doğu Almanya’nın da olduğu ülkelerden silah yardımı ve ekonomik yardım alarak çözmeye çalıştı. ABD, 1984’te Nikaragua limanlarına mayın döşeyerek Nikaragua ekonomisini felce uğratmak istedi.
Tüm bu olaylar karşısında halk desteğini pekiştirmek amacıyla 1984 kasımında seçime gitti ve oyların %67’sini alarak başkan seçildi. Ekonomik kıskaçtan sıyrılmak amacıyla komşu ülkeler Guatemala, Kosta Rika, El Salvador ve Honduras’la bir anlaşma imzalayarak bu ülkelerdeki Marksist gerillalara desteğini keseceğini açıkladı. Sovyetler’in çöküşü ve Küba’nın ekonomik darboğazı nedeniyle yeterince destek sağlayamaması Ortega iktidarını sarstı ve savunma bütçesinin %40’lara dayandığı bir atmosferde gidilen 1990 seçimlerinin %54’e %46’la kaybedilmesine yol açtı. Seçimlerde galip gelense bir zamanlar Ulusal Yeniden Yapılanma Cuntası’nda ortağı olan Violeta Barrios de Chamorro’ydu.
1990’dan itibaren Ortega, mücadelesini demokratik muhalefette sürdürme kararı aldı. Çözünen Doğu Bloku’nun ve sosyalist mihverin gölgesinde partisi FSLN’yi bir sosyal demokrat partiye dönüştürme girişimlerinde bulundu. Sandinizmin Latin Amerika’ya onur getirdiğini söyleyerek dipten gelen bir dalgayla iktidara ortak olmaya çalıştı. Ortega muhalefet günlerinin başında anti-emperyalist duruşundan taviz vermemeye çalıştı. Bu intibayla girdiği 1996 seçimlerinin kaybının ardından söylemini yumuşattı ve daha demokratik bir sol siyaset izlemeye çalıştı. ABD düşmanlığını belli noktalarda sumen altı etti. Bu da kendisine ve partisine iktidar yolunu açmayınca bu kez daha birleştirici ve kapsayıcı bir iç cephe siyaseti izlemeye başladı. 2006 seçimlerine eski bir Kontracı olan Jaime Morales Carazo’yu başkan yardımcısı ilan ederek girdi ve seçimleri kazandı. Böylelikle Benin’deki Mathieu Kérékou’yla beraber sosyalist sistem yıkıldıktan sonra ülkesinde demokratik bir seçimi kazanan iki liderden biri oldu.
Yeniden iktidara geldiği günlerde başta yaptığı toprak reformunun izleri büyük ölçüde silinmişti. Ülke, ciddi bir ABD sömürüsüne maruz kalmış, kazanılan onur yeniden ayaklar altına alınmıştı. Ülkede demokrasinin önünü açmasına rağmen varılan noktada hayatî birtakım kazanımların yok edilmesi Daniel Ortega’nın otoriterleşmesine sebebiyet verdi. Ortega, gücü eline alarak sistemin akamete uğramasının önüne geçti.
İkinci başkanlık döneminde Nikaragua bölgedeki en yüksek ekonomik büyüme oranlarını yakaladı. Üstelik bu oranlar ABD’nin desteğini kesmesine ve Avrupa’nın Nikaragua’ya sırt dönmesine rağmen görüldü.
2018 yılında Ortega iktidarı dış destekli geniş bir protesto gösterisiyle sarsıldı. 2014’te birkaç protestoyla sınanan iktidar şimdi daha büyük bir gösteri silsilesiyle muhatap oldu. Ortega, göstericilere ilk seferinde yaptığı gibi müsamaha göstermedi ve mücadeleyi seçti. Bu hareketlerde sosyal demokrat ideolojiyi benimseyen Sandinist Yenileme Hareketi (UNAMOS) öne çıktı. Vaktiyle Hristiyan Katolik atıflar yapan Ortega, anti-emperyalist köklerine dönerek İran gibi o günlerde dış dünyadan soyutlanmış devletlerle işbirliğine gitti. Zorlu iç savaşta Kaddafi’yi destekleyen az sayıdaki liderlerden biri oldu. Rusya’yla geniş bir müttefiklik ağı kurdu. Beşar Esad’ı, Chavez’i (ardılı Maduro’yu) dost olarak nitelendirdi. Vaktiyle Tayvan’la sıcak ilişkiler kurmasına karşın Çin Halk Cumhuriyeti’yle bağlarını sıkılaştırdı.
Bütün bu adımları ABD’nin Nikaragua’ya yeni ambargolar uygulamasına yol açtı. Kendi de şiir yazan ve edebiyata düşkünlüğü bilinen Ortega, 2025’te eşi şair Rosairo Murillo’yu eşbaşkan ilan etti. Yakın zamanda yaptığı konuşmayla tekrar gündeme oturan Daniel Ortega, iç meselelere odaklanmak, Sandinist devrimi sürdürebilmek ve ABD emperyalizminin ülkeye sızmasını engellemek için artık seçim yapılmayacağını duyurdu.
Daniel Ortega’nın hikâyesinin bize anlatmak istedikleri çoktur. ABD ve Avrupa, güvence verseler bile sözlerinden dönen koca birer yalan ve yağma imparatorluğudur. Verdikleri geçersiz taahhütler, Nikaragua’nın kaynaklarının yeniden sömürülmesine yol açmıştır. Ortega, sağlam bir devrimci ve ülkesinin onurunu gözeten dirayetli bir liderdir. Onca satılmış liboşun, paraya ram olmuş kapitalistin hakkında olumsuz konuşması bile bunun ispatıdır.