Çünkü Yaşıyor Devrim! (Ahmet Telli İçin)

Mutlaka bir cesarete ihtiyacımız var bizim. Hayat için de hayâl için de. Birey olabilmek için de toplum olabilmemiz için de. Şeker seçimini babasına anlatan çocuğun “Hayır sarı olanları değil, pembe olanları daha şekerli ve daha güzel kokuyor” cümlesinin, çocuğun dünyaya gösterdiği ilk inisiyatif cesareti olduğunu düşünüyorum. Seçimini dilin en saf katmanından, kalbinden ifade etmiştir çünkü. Ve çoğunlukla çocukların konuştuğu o kod dil, saf ve cesur şiirin kendisidir. Ben kişisel olarak o saf cesaretin incelikli dilini ararım okuduğum şiirlerde.

Cesarete ihtiyacımız var bizim demiştim. Bizlere cesaret veren şairlere ihtiyacımız var. Cesaret aşılayan şiirlere. Ahmet Telli bir cesaret şairidir ve şiiridir. Dolayısıyla Ahmet Telli şiirine varlığımızın ihtiyacı var. Ahmet Telli şiiri bize tarihi bir inisiyatif bilinci de kazandırır. Hemen aklıma Ahmet Telli’nin “Kayıp Adresteki” adlı şiirinden, tarihimizin belleği olabilecek nitelikteki şu dizeleri aklıma geliyor:

Kimilerine göre ancak ölümü güzelleştirirdik biz
birer çılgın mıydık gerçekten, serseri bir rüzgar mıydık
göğermiş meşeler kadar yakın mıydık bulutlara
ve tarih upuzun bir hikaye miydi -öyle diyorlardı-
bir işçi kıza söyledim bunları, yalandır, dedi”

Şiiri yorumlamadan yalnızca kalbimde ve bilincimde bıraktığı dağlar kadar güçlü etkisini söylemeliyim. İyi ki tarihimizde bize kılavuz olmuş işçiler ve kadınlar var! İyi ki Ahmet Telli tarihin bu yakılmış, örtüştürülmüş, yok edilmiş tutanaklarını şiirleştirmiştir!

Ahmet Telli şiiriyle ben lisede tanıştım. Ağabeyim Hakan Karataş, “Sen bu kitabı seversin” deyip gülümseyerek armağan etmişti kitabı bana. Su Çürüdü idi o kitap. Şiir kitabı olarak aldığım ilk armağandı. Sonra şiirlerini okudum okudum okudum ve ezberledim. Bulmacacı İlker Mumcuoğlu, Ahmet Telli’nin Soluk Soluğa adlı şiirini bulmacada sorarken ipucu olarak “Ahmet Telli’nin efsanevî nehir şiiri” demesi beni çok mutlu etmişti. Ahmet Telli şiirinin hüneri bizim kuşak için bir şans olmuştur.

Ahmet Telli’nin doğası, doğanın Ahmet Telli’cesidir. Şairin doğa imgesi ya da imge leri kıpkızıl bir devinimin kendisidir. Ahmet Telli şiirlerinde doğanın döngüsünün de yaşayan bir devrime evirildiğine tanık oluruz. Bu evrim, şairin şiirlerinde doğanın bir varlık olarak algılanmasına yol açar. Şair doğayı dost, yâren ve yoldaş olarak tanımlar. Ahmet Telli doğayı insan doğasını izlediği denli iyi izlemiş, gerek içinde yaşam sürdüğü coğrafyaya gerekse botanik alanında kendiliğinden imgeler oluşturacak bir yetkinliğe ve potansiyele sahip bir şairdir. İyi imge, yalnız sosyolojiden, alan sosyolojisinden tomurcuklanmaz. İyi imge şiirin alanlarının, kaynaklarının genişletilmesinden doğar düşüncesindeyim. İmge bir kültürdür çünkü. Ahmet Telli şiiri kalbi bir gözlemden insanın içini ısıtan bir bilge tanıklıktır da, kapsamlı ve gerçek bilgilerden süzülüp doğan güçlü bir tarih tutanağıdır da. Soluk Soluğa şiirinde Ahmet Telli şöyle der:

İstese de kalamazdı vakti gelince
Geyik sesleri yankılanınca yamaçlarda
Yürek burkulması ve hüzün ve keder
Aralıksız doldururdu acıların bohçasını
Dudaklarında öpüşlerin gül esmerliği
İçinde kıpırdanıp durur ufuk çizgisi
Ay bile soğuktur o zaman
Bir buz parçasıdır
Çaresiz çıkılacaktır o yolculuklara
Ki bir ömrün karşılığıdır serüvenler

İsimlerini sıralayamam. Kendilerini arayıp onlardan izin almaya kalkışsam da izin vermezler. Çoğu Ankara ODTÜ’lü öğrencilerdi. Ağabeyimin arkadaşlarıydı. Seksenli yılların sonuydu. Okulu, ODTÜ’yü bırakıp balıkçı olma kararı almış ağabeyime kız arkadaşı sarılıp ona Ahmet Telli’nin şu dizeleriyle şefkat göstermişti:

“Ne bilir bir ömrün değerini bir çılgın!”

Ben çaylak için güzelliğiyle öldürücü bu tanıklık sayısız imgeyi de çarpma etkisinde öğrenmemi sağladı. Aşk ve kavga. Tabii şiiri de… Çünkü yaşıyordu devrim! Çünkü yaşıyor devrim!

Kültür Sanata Yönelim kategorisinden son haberler

Haydar Özay Röportajı I

“Daha büyük resimlere, daha büyük bir ruh haline ve ustalığa ulaşmaya çalışıyorum” Büyük tuvalleri, tarihsel ve toplumsal belleği odağına alan çalışmalarıyla tanınan ressam Haydar

Sis

Fikret'in ölümsüz şiirinin orijinal vezniyle (mef’ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün) günümüz Türkçesinde söylenişidir.
GitEn Üst