Yıllar önce hoş bir tesadüfle Ankara Kızılay’da sevgili Defne Yalnız ile karşılaşmıştım. Uzunca bir sohbetin içinde “Biz bu ülkenin A B C’siyiz! Bizi unutamazlar!” demişti.
Aklımda yer etmiş olacak ki bu söz, ne zaman Zeki Bey ile ilgili bir sohbet olsa Defne Hanım’ın bu cümlesi çınlar kulağımda. Evet, Zeki Müren de bu ülkenin A B C’lerinden biridir, unutulamaz!
Yıl 1950’ler.. Yer, İstanbul Radyo Evi… Serüven tam da burada başlıyor.
Gencecik, pırıl pırıl, gevrek sesli bir genç adam. Hayalleri var, umutları var, idealleri var…
O yıllar nereden bilsin ebediyete intikalinden sonra bile adından söz ettirmeye devam edecek ve tabuları yıkan bir star olacak…
Koşup giderken birbirini kovalayan yıllar hepimizin malumudur ki birçok başarıyı – başarısızlığı, dostluğu – düşmanlığı da beraberinde getirmiştir. Benim bildiğim yaşamayan birinin düşmanı olmaz, olamaz. Fiziken mümkün değil ya hani. Zeki Bey bunu da başarmış bir isim. Hani derler ya “kemiği kalmadı” cidden kemiği kalmadı düşmanın bini bir para!
Kimin başı sıkışsa hop bir laf atıverir Zeki Bey’e pat gündem! Hâlâ…
Peki, bu kadar kolay mı Zeki Müren’e laf atmak… Sonra çok eleştirdikleri o mini şortun paçalarına yapışıvermek.
İsmi lazım değil gözlüklü bir bey vardır. 90’ına merdiven dayamış, emekli popçu. “Ah” çoktan terk etmiş, “vah”ın da eli kulağında. Ne zaman başı sıkışsa, “Bu adam toplumun ahlakını bozdu” diye çıkıverir meydana. Bu, Zeki Bey’e değil bizlere hakarettir oysa. Ne sağlam ahlakımız varmış ki Zeki Müren’i görünce bozuluveriyor!…
Bu 90’lık delikanlı yıllar önce bir sanat müziği albümü yapıvermişti. Tesadüfe bakın ki A1 parçası Zeki Bey’e ait olan Şimdi Uzaklardasın… Bırak Zeki Bey’in bu eseri okumasını, bir de sözü müziği Müren’e ait… Hatta son dönemde bu beyin plağını bastılar aynı şekilde.
Eh, 90’lık delikanlı ahlak bozan adamın şarkısını okumak bizim lügatimizde var mıdır?!
Efendime söyleyeyim bununla kalır mı?
Spor yorumcusundan, mankenine, şarkıcısından, türkücüsüne, yazarından, bileninden, bilmeyenine, -yeni tabirle- “Youtuber”ına kadar kaldı mı Zeki Bey’e laf atmayan, Zeki Müren isminden kâr elde etmeyen? Cevap veremiyor ya üfürün cancağızım!
Arkadaşı olduğunu iddia edip türlü iğrenç sapkın düşüncelerini parayla satmaya çalışanlar… Ya görüyorsa? Utanmıyor musunuz cidden?
Ah, bir de birisi var ki… İşte onun ismi hiç lazım değil… Ama siz anladınız kimdir O…
Kendisi mütemadiyen Zeki Bey’e düşmandır bunu da herkes bilir… Lakin bir bakarsınız türlü övgülerle bahseder bir bakarsınız yerle yeksan eder. Yüzdeliğe vuracak olursak yerle yeksan etme çabaları daha ganidir… İşin onun için kötü yanı hep yenilgiyle sonuçlanmasıdır…
Sıklıkla sosyal medyada kendisinin konser görüntülerine denk geliyorum. Fakat kendisini yürekten takdir ediyorum… Vokalistleri için konser düzenleyen yegâne star… Bu ne yüce gönüllülüktür… Kendisi okumuyor… Hep vokalistlere okutuyor… Herhalde onları parlatmak istiyor…
Neyse efendim bir baktım o da yapışmış şort eteğin paçalarına… “Şimdi Uzaklardasın” okuyor konserlerinde… Almış repertuarına kaçar mı parsayı toplayan eser… Eh güzel ablacığım hırsızdı, katildi ya hani bu adam…
Aman boş ver, “kurban olsun Şimdi Uzaklardasın sana”!
Demiyorum ki kanatsız melekti Zeki Bey… Elbette kendi hırsına yenik düştüğü anları olmuştur. İnsan değil miyiz yahu olmasın mı o kadar? O dönem içinde kim yapmamış ki?
Bal tutan parmağını yalar arkadaşım… Ama o balı tutmak için sok bakalım elini kovana…
Güç de bala benzer, elinde tutan sensen elbette kullanırsın, yadırgamayın…
Küçüklüğümden severim Zeki Müren dinlemeyi. O zamanlardan kulağıma sesi yerleşmiş olacak ki kendimce taklidini de yaparım.Yapay zekaya merak saldığım bir devrede birden aklıma bir fikir geliverdi. O sene Cumhuriyetin 100. Yılı, yer gök “Parlaaaaaa hilaaal ve yıldıııızzzıııım” diye inliyor! Bunu Zeki Bey söylese nasıl olurdu acaba dedim kendimce okuyuverdim yapay zekâ marifetiyle de hop dönüştürdüm sesi Zeki Bey’e… Aman kardeşim sallandı Türkiye (4 gün)!… Üstümden anlatılan dolandırıcılıklardan tut da, şeytan işi hikâyelerine kadar… Sonrası mı? Ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Artık Zeki Müren ismini kullanamıyorum, üç kere kanalımı kapattılar. Benim yaptığım “Parla” marşının Zeki Müren yorumunu bir tek ben kullanamıyorum. Varın siz düşünün neler oldu….
Peki ne yapmıştı Zeki Müren?
Vefatından önce tüm mirasını iki vakıf arasında bölüştürmüştü…
Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfı…
Şu an Zeki Bey’in telifleri ve hatta isim hakları tamamen bu vakıflara ait. Fakat bunca hakaret, bunca bayağılık karşısında neden bir vakıf avukatı çıkıp da bir dava açmaz? Neden bir açıklama yapmaz? İzin vermiyoruz kardeşim okumayın eserlerini demez? Neden Zeki Müren’in hatırasına saygı gösterilmesi noktasında bir adım atmaz?
Üşenmedim, zekâsı yapay olan yeni hayat arkadaşımıza soruverdim. Bir yılda Zeki Müren’in tüm platformlardaki dinlenme sayısını ne olabilir kabaca tahminle dedim. “Güvenli bir tahmin olarak 110–120 milyon yıllık dinlenme/görüntülenme bandı diyebiliriz. Yani kabaca günde 300–330 bin tüketim.” deyiverdi.
Eh bu telif gelirlerinden tutamıyor muyuz bir avukat… Neden bu insanlar yerli yersiz en önemlisi mesnetsiz iddialarını salyalar saçarak oraya buraya savuruyor?
NEDEN?
Farkında mıyız muhteremler Zeki Müren’e saldırmak ata sporu oldu!