Türkiye’nin İşçi Partili Divası

Râkım Elkutlu’nun nihavend şarkısıdır. Güfte ise Nahit Hilmi Özeren’den:

Hayal içinde akıp geçti ömr-ü derbederim

Bakıp bakıp da o mâzîye şimdi âh ederim

Ne bir emel ne ümit var, hayat bu muydu derim

Bakıp bakıp da o mâzîye şimdi âh ederim

Bu şarkıyı en güzel bir şekilde okuyan Türkiye’nin gerçek divası Safiye Ayla (1914–1998), söyleşilerinden anladığımız kadarıyla hayatının son dönemlerinde Atatürk’e şarkı söylediği demleri; sahne ışıltısını; eski eşi, Peygamber’in sanatçı torunu Şerif Muhittin Targan’la geçen demlerini “âh ederek” anıyordu.

Ama elbette özlemini duymadığı şeyler de vardı.

Nalan Seçkin’in çalışmasına ismini de verdiği üzere, Eyüp Camii’nin musalla taşında uyuyarak geçen yetimlik günleri olmuştu. Hem kendisine hem Atatürk’e çirkin yakıştırmalarla (yok, Büyük Önder kendisini güya perde arkasından dinlermiş!) ve maddi zorluklarla geçen yıllar için âh etmeyip de oh ettiği, geride kalmasına sevindiği vakitler olduğu düşünülebilir.

Bu kadarla da sınırlı değil bu yüce savaşçının hüzünlü demleri. Murat Bardakçı’nın aktardığına göre şöyle diyormuş Diva: Kenan Evren solcu olduğum için beni devlet sanatçısı sıfatından mahrum bıraktı!”

Türkiye İşçi Partiliydi Safiye Ayla. Bardakçı, parti üyesi olduğunu yazsa ve bunun dönem basınınca bilindiğini söylese de 1992’de Milliyet’ten Nail Güreli’ye verdiği söyleşide bunu reddetmiş:

“Ben İşçi Partisi’ne sempati duyardım. Mehmet Ali Aybar, o profesör hanımla [Behice Boran] geldi eve, buraya. Ben resmen [partiye] yazılmadım ama sempatize oldum. Onlara hoparlörlerimi filan verdim, arabamı verdim.”

Bununla da kalmamıştı TİP’le ilişkisi. Hoparlörleri TİP’in meşhur Aksaray mitingine yolladığı gibi Kasımpaşa mitinginde de Yaşar Kemal ile birlikte kamyonun üzerinden konuşma yapmıştı. Yazar kendine has üslubuyla “Apartmanın üst katına biz çıkacağız, oradakileri aşağı indireceğiz” derken Safiye Ayla:

“Bir kere ben kimsesiz büyüdüm. Bir şans eseri sesimle para kazandım. Evim var, bankada param var, arabam var, her şeyim var. Şimdi            , ‘Apartmanın üstündekiler alta inecek, alttakiler üste çıkacak’ dedi. Evimi size vereyim, bankadaki paramı vereyim, bu bir şey halleder mi? Etmez. Peki, o adam çalışmış, kazanmış, bir apartman katına sahip olmuş. Şimdi onun kulağından tutup aşağı indir, sen hiç çalışmadan gidip onun yerine otur. Bu haksızlıktır” diye seslenir.

Kendisinin ifadesine göre, bu sözler üzerine Yaşar Kemal, “Yaşşa abla! Ne güzel konuştun” demiş. (Yalçın Küçük’ün Yaşar Kemal portresine bakarsak bu ifade pekâlâ ona ait olabilir!)

Zorluklarla geçen hayatında bir yerlere gelmenin çetinliğini bilerek ve aslında emeğin öneminin altını çizerek yürekten konuşur Ayla. Aslında Marks ve Engels’in daha 1848’de, Manifesto’da yazdıkları gibi emekle elde edilen mülkiyet ile sömürücü sermayenin mülkiyeti arasında dağlar kadar fark vardır. Belki de Yaşar Kemal’dir meseleden bu kadar uzak olan, böyle bir benzetme yaparak!

Gelgelelim, Türk müziğine ve sanatına katkılarının yanında Türkiye’nin aydınlanmasına bir aydın olarak sunduğu katkı önemlidir.

Nâzım’la dosttur; Naci Sadullah ile birbirine düşürdüğü Kemal Tahir’le ahbaplığı 1960’ların sonuna dek sürmüştür. Çallı İbrahim’le tanışmış ve onun “nü” tablosuna poz verme isteğini reddedip bundan da ileride pişmanlık duymuştur. Seçkin’in anlattığına göre “irtica tehlikesini ta 50’li yıllarda gördü, devletin dikkatini”çekmiştir!

Kendisine paye vermeyen, Ayla hayranı ilk iki cumhurbaşkanına uzun yıllardır parlamento kürsülerinden hakaret edilmesine izin veren devletin 50’li yıllardan beri nelerle meşgul olduğu da herkesin malumudur.

Oğul Tuna

Oğul Tuna

Oğul Tuna tarihçi, çevirmen ve uluslararası ilişkiler uzmanıdır. Avrasya’nın tarihî ve güncel meselelerine, siyasal düşünceye ve entelektüel tarihe odaklanmaktadır.

Kültür Sanata Yönelim kategorisinden son haberler

Soytarılar, Palyaçolar… İzinli Deliler

Bir çift zar gibi bana baktınız Ben kaybettim siz kazandınız Bu yüzden hüzünlüdür yüzüm resimlerde Cebimdeki son kahkahayı da aldınız Palyaço-Ayhan Kırdar Bir varmış

Zeki Bey’in Ardından

Yıllar önce hoş bir tesadüfle Ankara Kızılay’da sevgili Defne Yalnız ile karşılaşmıştım. Uzunca bir sohbetin içinde “Biz bu ülkenin A B C’siyiz! Bizi unutamazlar!”

Üç Güzide Eserle Geçtiğimiz Haftalara Bir Bakış

Yönelim’deki üçüncü Karşı Müzik yazısında sahnemizin genellikle alternatif sularında son zamanlarda meydana gelen kıpırdanmalardan birkaçını süzgecimden geçirip siz müzikseverlerle paylaşmak isterim. Birbirinin bire bir aynısı birçok safî
GitEn Üst

Don't Miss