Nikol Paşinyan

Ermenistan’da 1991 yılında yeniden bağımsızlığın kazanılmasından sonra ülke siyaseti büyük ölçüde Rusya Federasyonu’na yakın duran, Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilere ise daha mesafeli yaklaşan cumhurbaşkanları ve başbakanlar tarafından şekillendirilmiştir. Bu liderlerin ortak özelliklerinden biri de Azerbaycan ile yaşanan Dağlık Karabağ sorununun çözümünde sert, uzlaşmaya kapalı ve çoğu zaman milliyetçi bir söylem benimsemeleri; ilk cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan dışında Türkiye ile ilişkilere de mesafeli, zaman zaman düşmanca bir yaklaşım sergilemeleridir.

2018 yılında başbakanlık görevine gelen Nikol Paşinyan ise Ermenistan’ın bu geleneksel lider tipinden önemli ölçüde ayrılmıştır. İç politikada demokratikleşme, yolsuzlukla mücadele ve hukuk devleti alanlarında reformları ön plana çıkarırken, dış politikada Ermenistan’ın yalnızca Rusya’ya bağımlı kalmaması gerektiğini savunmuş; Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerin geliştirilmesini, Azerbaycan ile kalıcı bir barışın tesis edilmesini ve Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesini destekleyen bir politika izlemiştir. Bu yönüyle Paşinyan, Ermenistan siyasetinde önemli dönüşümlere öncülük eden bir lider olarak değerlendirilmektedir.

Siyaset Öncesi Hayatı

1975 doğumlu olan Nikol Paşinyan’ın babası Vova Paşinyan Ermeni, annesi Svetlana ise Rus kökenlidir. Annesini 12 yaşındayken kaybeden Paşinyan, daha sonra babasının ikinci eşi Yercanik tarafından büyütüldü. 1991-1995 yılları arasında Erivan Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi‘nde öğrenim gördü; ancak devamsızlık nedeniyle mezun olamadan üniversiteden atıldı.

Gazetecilik kariyerinde Dprutyun, Hayastan, Lragir ve Molorak gazetelerinde çalışan Paşinyan, 1998 yılında Oragir (Günlük) adlı günlük gazeteyi kurdu. Gazetede yayımlanan yazılar nedeniyle hakkında çeşitli davalar açılması üzerine aynı yıl gazeteyi kapatmak zorunda kaldı. Ardından Haykakan Zhamanak (Ermeni Zamanı) gazetesinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. 2000 yılında devlet görevlilerine hakaret, karalama ve iftira suçlamalarıyla yargılanarak mahkûm edildi.

Siyasî Hayatı ve Başbakanlığı

Paşinyan, 2012 yılında milletvekili seçildi ve kurucuları arasında yer aldığı Sivil Sözleşme Partisi’nin liderliğini üstlendi. 2018 yılında Serj Sarkisyan’ın başbakanlık görevini sürdürmesine karşı başlayan kitlesel protestoların öncülerinden biri oldu. Sarkisyan yönetimi, Mart-Mayıs 2018 döneminde gerçekleşen ve “Kadife Devrim” olarak adlandırılan protestoların arkasında ABD ve CIA’nin bulunduğunu ileri sürdü. Ancak protestoların başarıya ulaşmasının ardından Paşinyan, 9 Aralık 2018’de yapılan erken genel seçimlerde Sivil Sözleşme Partisi’nin açık ara birinci gelmesiyle başbakanlık görevini üstlendi. Yolsuzlukla mücadele, demokratikleşme ve hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi yönündeki vaatleri sayesinde geniş bir toplumsal destek kazandı. İlk başbakanlık döneminde kamu yönetiminde şeffaflığın artırılmasına yönelik reformlar gerçekleştirdi ve eski siyasî elitlerin devlet üzerindeki etkisini azaltmaya çalıştı.

Batılı siyaset bilimciler tarafından genellikle “ilerici” ve “liberal demokrat” bir siyasetçi olarak değerlendirilen Paşinyan’ın liderliği en çok 27 Eylül 2020’de başlayan ve 44 gün süren İkinci Dağlık Karabağ Savaşı ile bu savaşın ardından yaşanan gelişmeler nedeniyle tartışma konusu olmuştur. Savaş, 10 Kasım 2020’de Azerbaycan, Rusya ve Ermenistan liderleri tarafından imzalanan Üçlü Bildiri ile sona ermiştir. Ermenistan’ın savaşta ağır kayıplar vermesi ve sonrasında Karabağ’daki Ermeni nüfusunun büyük ölçüde bölgeden ayrılması, hükûmete yönelik sert eleştirileri beraberinde getirmiştir. Azerbaycan karşısındaki askerî yenilgi ve ateşkes bildirisinin imzalanması nedeniyle ülke genelinde Paşinyan’a karşı geniş çaplı protestolar düzenlenmiştir. 25 Şubat 2021’de Genelkurmay Başkanlığı’nın yayımladığı ve kamuoyunda “Ermeni Muhtırası” olarak anılan bildiriyle ordu, Paşinyan ve hükûmetinin istifasını talep etmiştir. Ermeni Apostolik Kilisesi, Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) ve eski komünist çevreler başta olmak üzere muhalefet, Paşinyan yönetimini diplomatik ve askerî açıdan ciddi hatalar yapmakla suçlamıştır. Buna karşılık genellikle gençler ve orta sınıfa mensup destekçileri ise Ermenistan’ın uzun yıllardır biriken yapısal sorunları ve değişen bölgesel güç dengeleri nedeniyle hükûmetin hareket alanının önemli ölçüde sınırlı olduğunu savunmuştur.

Paşinyan, 25 Nisan 2021’de erken seçimlere gidilmesini sağlamak amacıyla başbakanlıktan istifa etmiş, yeni hükûmet kuruluncaya kadar görevini vekâleten sürdürmüştür. 20 Haziran 2021’de yapılan erken genel seçimlerde Sivil Sözleşme Partisi oyların yarısından fazlasını alarak yeniden tek başına iktidara gelmiş ve Paşinyan başbakanlık görevini korumuştur.

2025 yılının ortalarında, Ermeni Apostolik Kilisesi Katolikosu II. Karekin’in hükûmete yönelik eleştirilerini sertleştirmesi ve açık muhalefet yürütmesinin ardından, Kilise ile muhalif “Kutsal Mücadele” hareketiyle bağlantılı bazı kişiler darbe girişimi iddiaları kapsamında gözaltına alınmıştır. Buna rağmen Paşinyan, Kilise’nin muhalefeti ve Rusya’nın Ermenistan’daki seçim süreçlerine müdahale ettiği yönündeki tartışmaların gölgesinde gerçekleştirilen 7 Haziran 2026 seçimlerinde de oyların yaklaşık yarısını alarak iktidarını korumuştur.

Paşinyan’ın Dış Politikası

Paşinyan, dış politikada Ermenistan’ın yalnızca Rusya Federasyonu’na bağımlı kalmaması gerektiğini savunmaktadır. Ermenistan hâlen Rusya öncülüğündeki Avrasya Ekonomik Birliği ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü gibi bölgesel yapılara üyeliğini sürdürmektedir. Buna karşılık Paşinyan, özellikle Dağlık Karabağ meselesinde Rusya’nın Ermenistan’ın güvenlik beklentilerini karşılamadığını sıkça dile getirmiş ve bu nedenle dış politikada çok yönlü bir yaklaşım benimsemiştir. Bu çerçevede Avrupa Birliği ve ABD ile siyasî, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki ilişkilerin geliştirilmesine önem vermektedir. Avrupa Birliği’ni reformlar, ekonomik kalkınma ve kurumsal dönüşüm açısından önemli bir ortak; ABD’yi ise demokrasi, ekonomik iş birliği ve diplomatik destek bakımından stratejik bir aktör olarak değerlendirmektedir. Bununla birlikte Paşinyan, Ermenistan’ın tarihî, coğrafi ve ekonomik gerçekleri nedeniyle Batı ile ilişkilerini geliştirirken Rusya ile bağlarını tamamen koparmamaya da özen göstermektedir.

2020 Dağlık Karabağ Savaşı sonrasında Paşinyan, Azerbaycan ile kapsamlı ve kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanmasını ve Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesini Ermenistan’ın dış politikasının öncelikleri arasında görmeye başlamıştır. Bu kapsamda Türkiye’yi ziyaret etmiş ve iki ülke arasındaki diplomatik temasların sürdürülmesini desteklemiştir.

Paşinyan ve Türkiye-Ermenistan İlişkileri

Paşinyan, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin uzun yıllar boyunca “soykırım” tartışmalarının gölgesinde ve Ermeni diasporasının etkisi çerçevesinde şekillendiğini kamuoyu önünde ifade ederek, bu yaklaşımın aşılması gerektiğini savunan ilk Ermeni liderlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Çatışma ve tarihî ihtilafların merkezde olduğu geleneksel dış politika anlayışından farklı olarak diyalog, diplomatik ilişkilerin tesisi ve sınırların açılması temelinde pragmatik bir normalleşme politikası benimsemektedir.

Bu doğrultuda Paşinyan, 1993’ten beri kapalı olan Türkiye-Ermenistan kara sınırının açılmasını, ulaşım ve ticaret hatlarının yeniden işler hâle getirilmesini ve iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesini desteklemektedir. Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesini Ermenistan dış politikasının temel önceliklerinden biri olarak değerlendiren Paşinyan, bunun ülkesinin ekonomik kalkınmasına, bölgesel bağlantısallığın güçlenmesine ve Güney Kafkasya’da kalıcı istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacağını dile getirmektedir. Bu çerçevede Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile son yıllarda gerçekleştirdiği yüz yüze görüşmelerde ve telefon temaslarında sınırın açılması, bölgesel ulaştırma projeleri ve Azerbaycan-Ermenistan barış süreci gibi konular ele alınmıştır.

Bununla birlikte Paşinyan’ın normalleşme politikası Ermenistan’da farklı tepkilerle karşılanmaktadır. Reform yanlısı kesimler bu yaklaşımı desteklerken, Ermeni diasporasının önemli bir bölümü, Ermeni Apostolik Kilisesi, milliyetçi muhalefet ve güvenlik bürokrasisinin bazı çevreleri normalleşme sürecini eleştirmektedir. Ayrıca Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki ilerleme yalnızca ikili meselelerden değil, Azerbaycan-Ermenistan barış sürecinin seyrinden de doğrudan etkilenmektedir. Bu nedenle normalleşme sürecinin hızı ve kapsamı büyük ölçüde Güney Kafkasya’daki bölgesel gelişmelere bağlı olarak şekillenmektedir.

Paşinyan Döneminde Ermenistan’ın ABD ile İlişkileri ve “Barış Yolu” Stratejisi

Paşinyan’ın, ABD ile kurumsal ve stratejik düzeyde daha yakın ilişkiler tesis etme hedefi bulunmaktadır. ABD ile geliştirdiği işbirliği, yalnızca ikili ilişkilerin güçlendirilmesi değil, aynı zamanda Ermenistan’ın bölgesel barış vizyonunun uluslararası ayağının inşası açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır.

Paşinyan, ABD ile ilişkileri “her zamankinden daha güçlü” olarak nitelendirmekte ve bu yakınlaşmayı demokratik reformların derinleştirilmesi, savunma kapasitesinin modernizasyonu ve enerji güvenliğinin artırılması gibi alanlarda somut işbirliği projeleriyle desteklemektedir. ABD’nin Foreign Military Sales programı kapsamında Ermenistan’a sağladığı savunma ekipmanları, özellikle V-BAT tipi insansız hava araçları, Ermenistan’ın savunma doktrininde Batı teknolojilerinin ağırlığının artmakta olduğunu göstermektedir. Nükleer enerjinin barışçıl kullanımına ilişkin müzakerelerin tamamlanması da Ermenistan’ın enerji arz güvenliğini çeşitlendirme çabalarının ABD ile stratejik bir ortaklık düzeyine taşındığını ortaya koymaktadır.

Paşinyan’ın “barış yolu” olarak adlandırdığı yaklaşım, Azerbaycan ile kalıcı barışın tesis edilmesini, bölgesel bağlantısallığın artırılmasını ve Ermenistan’ın uluslararası barış platformlarında daha görünür bir aktör hâline gelmesini hedefleyen çok katmanlı bir stratejidir. Bu stratejinin önemli bir boyutu, ABD’nin barış sürecine verdiği siyasi ve diplomatik desteğin kurumsallaşmasıdır. Paşinyan’ın ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance’e yönelik teşekkür ifadeleri, Vaşington’un Ermenistan-Azerbaycan barış sürecinde arabulucu ve kolaylaştırıcı bir rol üstlendiğini göstermektedir. TRIPP (Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası) projesi ise, Ermenistan’ın bölgesel izolasyonunu azaltmayı ve ekonomik entegrasyonu güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir jeopolitik çerçeve sunmaktadır.

Bu bağlamda Paşinyan’ın ABD ile ilişkileri, Ermenistan’ın dış politika yöneliminde paradigmatik bir kırılmaya işaret etmektedir. ABD ile yakınlaşma, yalnızca güvenlik ve ekonomi alanlarında değil, aynı zamanda Ermenistan’ın barış diplomasisinin uluslararası meşruiyetini artırma ve bölgesel istikrarın kurumsal temellerini güçlendirme açısından da kritik bir işlev görmektedir. Dolayısıyla Paşinyan’ın “barış yolu” stratejisi, Ermenistan’ın Batı ile bütünleşme sürecinin hem nedeni hem de sonucu olarak değerlendirilmelidir.

Paşinyan Döneminde Ermenistan’ın İran ve İsrail Politikası: Çok Yönlü Denge Arayışı

Paşinyan döneminde Ermenistan’ın İran ve İsrail politikası, dış politikada benimsediği çok yönlü denge anlayışının önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır. Ermenistan, bir yandan İran ile geleneksel stratejik ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, diğer yandan İsrail ile ilişkilerini kontrollü ve sınırlı bir çerçevede geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu yaklaşım, Ermenistan’ın bölgesel güvenlik kaygıları, enerji ihtiyaçları ve büyük güçler arasında denge kurma çabalarının bir yansımasıdır.

İran ile ilişkiler, Paşinyan döneminde de önceki yönetimlerin izlediği stratejik iş birliği çizgisini büyük ölçüde korumuştur. Türkiye ve Azerbaycan ile kara sınırlarının kapalı olması nedeniyle İran, Ermenistan’ın dış dünyaya açılan en önemli kara bağlantılarından biri olmayı sürdürmektedir. Bu durum, İran’ı Ermenistan açısından yalnızca komşu bir devlet değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik açıdan vazgeçilmez bir ortak hâline getirmektedir. Enerji alanında İran’dan doğal gaz ithalatı ile elektrik-doğal gaz takas mekanizması devam ettirilmiş; sınır ticareti ve ulaştırma bağlantıları da ekonomik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlamıştır.

Paşinyan yönetimi, İran ile ilişkilerini sürdürürken Batı ile yakınlaşma politikasını da devam ettirmektedir. Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerin geliştirilmesi Tahran tarafından dikkatle izlenmekteyse de Erivan yönetimi, İran ile stratejik iş birliğini koruyarak Batı ile ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan pragmatik bir denge politikası izlemektedir.

İsrail ile ilişkiler ise tarihsel olarak sınırlı düzeyde seyretmiş olmakla birlikte, Paşinyan döneminde temkinli bir yakınlaşma eğilimi göstermiştir. Bu politikanın temel amacı, Ermenistan’ın dış politika seçeneklerini çeşitlendirmek ve bölgesel aktörlerle diplomatik temaslarını genişletmektir. Bununla birlikte İran ile yakın ilişkiler ve Azerbaycan ile İsrail arasındaki askerî ve stratejik iş birliği, Ermenistan’ın İsrail politikasını ihtiyatlı biçimde yürütmesine neden olmaktadır.

İsrail’in Azerbaycan’a sağladığı askerî teknoloji ve güvenlik desteği, Ermenistan açısından temel güvenlik kaygılarından biri olarak görülmektedir. Bu nedenle Paşinyan yönetimi, İsrail ile ilişkilerini geliştirirken Azerbaycan faktörünü dikkate almakta; diplomatik temasları düşük profilli tutarken ekonomik, teknolojik ve kültürel alanlardaki iş birliğine öncelik vermektedir. Ayrıca İsrail’in İran’a yönelik bölgesel güvenlik politikaları da Ermenistan’ın hareket alanını dolaylı olarak etkilemekte ve Erivan yönetiminin iki ülke arasında dikkatli bir denge siyaseti izlemesine yol açmaktadır.

Sonuç olarak Paşinyan döneminde Ermenistan’ın İran ve İsrail politikası üç temel ilke üzerine şekillenmektedir:

Çok yönlü dış politika: Ermenistan, İran ile stratejik ortaklığını sürdürürken İsrail ile ilişkilerini düşük profilli ancak açık diplomatik kanallar üzerinden geliştirmeye çalışmaktadır.

Bölgesel güvenlik dengesi: İran-İsrail rekabeti, Azerbaycan’ın İsrail ile stratejik ortaklığı ve Güney Kafkasya’daki değişen güç dengeleri Ermenistan’ın dış politika seçeneklerini sınırlandırmakta; Paşinyan yönetimi bu koşullarda denge siyaseti izlemektedir.

Pragmatizm: Paşinyan, İran ile ilişkilerini zedelemeden İsrail ile sınırlı iş birliğini geliştirmeyi; aynı zamanda enerji güvenliğini güçlendirmeyi, dış politika seçeneklerini çeşitlendirmeyi ve bölgesel izolasyonu azaltmayı hedeflemektedir.

Sonuç

Tüm bu yönleriyle Nikol Paşinyan, Ermenistan’ın en tartışmalı çağdaş liderlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Bir yandan demokratik reformları ve eski siyasî düzeni dönüştürme çabalarıyla öne çıkarken, diğer yandan Karabağ meselesi, Türkiye ile ilişkiler ve güvenlik politikaları nedeniyle ciddi eleştirilerle karşı karşıya kalmaktadır. Paşinyan’ın siyasi vizyonunun nasıl sonuçlanacağı ise büyük ölçüde Ermenistan’ın önümüzdeki yıllarda barış, güvenlik ve ekonomik kalkınma alanlarında elde edeceği başarılara bağlı olacaktır.

Sadık Müfit Bilge

Sadık Müfit Bilge

Sadık Müfit Bilge, Osmanlı ve Kafkasya tarihi üzerine çalışan araştırmacı ve yazardır. Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olup, yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi'nde tamamlamış; İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nde Rusya Jeopolitiği ve Kafkasya Çalışmaları dersleri vermiştir. Osmanlı-Kafkasya ilişkileri, Osmanlı iktisat tarihi ve diplomasi tarihi üzerine çok sayıda kitabı bulunmaktadır.

Portreye Yönelim kategorisinden son haberler

Muammer Kaddafi

Muammer Kaddafi, 1942’de Libya‘nın Sirte kenti yakınlarında, yoksul bir Bedevî ailesinin çadırında dünyaya geldi. İlköğrenimini dinî eğitim veren bir okulda tamamladı. Ortaokul yıllarında bütün

Thomas Sankara

Fransa sömürge güçleri adına çalışan bir jandarmanın oğlu olan Thomas Sankara, 1949’da ülkenin en büyük etnik grubu Mossilerin yoğunluklu yaşadığı Yako’da dünyaya gelir. Doğduğu

Behice Boran

Bu benim hayatım, kendi hayatım, önümde,Şekilsiz, yoğrulabilir, engin.Kendi ellerimle yoğuracağım. Behice S. Boran Kadınlardan çok şeye yetebilmeleri bekleniyor. Pek çok rol karmaşası içerisinde tam

Mao Zedong

İsyancı Mao Zedung 1893’te Çin’in güneyindeki Hunan eyaletinde doğdu. Zengin bir köylü ailesinin çocuğuydu. Babasının yoksulları sömürmesine, kaba saba davranışlarına ve onu zorla evlendirmek

Cemal Abdünnâsır

Cemal Abdünnâsır… Mısır ve Arap âleminin efsanevî lideri… Mısır’da monarşiyi yıktı ve cumhuriyetin temellerini attı. Süveyş Kanalı’nı millileştirerek İngiliz emperyalizmine Batı Asya’da kuvvetli bir
GitEn Üst

Don't Miss