Cemal Abdünnâsır…
Mısır ve Arap âleminin efsanevî lideri…
Mısır’da monarşiyi yıktı ve cumhuriyetin temellerini attı.
Süveyş Kanalı’nı millileştirerek İngiliz emperyalizmine Batı Asya’da kuvvetli bir tokat attı.
Sovyetler Birliği’yle sıkı ilişkiler geliştirdi.
Mısırlı bir sosyalizme meyletti…
İsrail ile pek çok defalar savaştı.
Filistin başta olmak üzere Batı Asya ve Afrika’da kurtuluş mücadelelerine destek oldu.
Arap milliyetçiliğinin, Arap tipi sosyalizmin ve Batı Asya’da cumhuriyet fikrinin öncülüğünü yaptı.
Eylül 1970’de hayatını kaybettiğinde milyonlarca Mısırlı tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
Hayaleti, Kahire başta olmak üzere Arap âleminin semalarında dolaşmaya, fikirleri ve icraatları sokaklarda, kahvehanelerde, üniversite sıralarında ve siyaset koridorlarında tartışılmaya devam ediyor.
Nâsır’ın siyasî yaşamında pek çok Nâsır gizli….
Nâsır siyaset sahnesine 1952, Hür Subaylar Hareketi’yle çıkıyor.
İngiliz emperyalizmi ve monarşi karşıtı, milliyetçi bir hareket bu.
Kral’ı deviriyorlar ve cumhuriyeti ilan ediyorlar.
Devam etmeden önce, Hür Subaylar Hareketi ve Nâsır’ın dayandığı ideolojik temelleri anlamak açısından bu noktada bir parantez açıp, Eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Onur Öymen’le gerçekleştirdiğim bir mülakat esnasında paylaştığı tarihî değeri olan bir anektoda yer vermekte yarar var.
Nâsır’ın da aralarında bulunduğu Hür Subaylar grubu Kral Faruk’u devirdikten hemen sonra Kahire’deki Türkiye Büyükelçiliği’nin kapısını çalıyorlar.
Dönemin Türkiye Büyükelçisi’ne, “Biz evimize gitmeden önce size geldik. Kral’a karşı bu harekete girişirken Atatürk’ün yolunu örnek aldık, size bağlılığımızı bildirmek, desteğinizi almak üzere size geldik” diyorlar.
Elçi ise, Kral’ı deviren subayları “yanlış bir iş” yaptınız diyerek geri çeviriyor. Reddin ardında dönemin Türkiye Büyükelçisi’nin eş durumundan Kral Faruk’la akraba olması yatıyor. Bu hadise sonrası haliyle iki ülke arasındaki ilişkiler kopuyor ve elçi sınır dışı ediliyor.
Parantezi kapatalım ve devam edelim.
Nâsır, Hür Subaylar arasındaki hizip çatışmalarının içerisinden sıyrılarak1954 yılında tek adamlık yolunda ilk adımı atıyor ve başbakan oluyor. 1956 yılında ise cumhurbaşkanı seçilerek, mutlak iktidarını ilan edecek…
Nâsır, bu süreçte askerî hiziplerin yanı sıra ülkedeki bir diğer örgütlü kuvvet Müslüman Kardeşler hareketini de tasfiye etmeyi başarıyor.
İç siyasette önünü temizledikten sonra sahnenin arkasında ipleri tutmakta olan İngilizlerle kavgaya girişiyor.
Mısırlı Marksist düşünür Samir Amin, Kahire’de gerçekleştirdiğimiz bir söyleşi esnasında Nâsır’ın emperyalizme karşı giriştiği kavgada Bağlantısızlar Hareketi’nin ideolojik etkisine dikkat çekmiş ve şu değerlendirmeyi yapmıştı:
“Nâsır, Bandung Konferansı’nda, dönemin Çin Dış İşleri Bakanı Çu En-Lay’la görüşmesi sonrası emperyalist tehdidin farkına vardı (…) Nâsır, İngilizlerden ve emperyalizmden bahsediyor hararetli bir biçimde. Çu En-Lay’ın cevabı ise Nâsır’ın kafasının içinde çakan şimşek oluyor.
Çu En-Lay, İngilizlerin veya Avrupa devletlerinin bölgedeki etkisinin azaldığını ve bölgede emperyalizmin yeni temsilcisinin ABD olduğunu Nâsır’a uzun uzun anlatıyor. Nâsır, ABD’nin baş düşman olduğuna ikna oluyor.Bu görüşme sonrasında Nâsırist oluyor (…) Bandung sonrası ABD’nin asıl düşman olduğunu anlayan Nâsır, içeride büyük bir temizliğe girişiyor. ABD’ye yakın isimleri uzaklaştırıyor.”
Gerçekten Nâsır, Bandung Konferansı’na katılımı sonrasında İngiltere’ye daha sert tavır alan ve ABD etkisinden tamamen kopan bir çizgiye yöneldi.
Süveyş Kanalı’nın millîleştirilmesi ve Sovyetlerle ilişkilerin derinleştirilmesi yönündeki adımlar da bu ideolojik kırılma sonrasında Amin’in deyişiyle “Nâsır’ın Nâsırist olması” sonrası hızlandı.
Nâsır, Sovyetler’in de desteğiyle Süveyş Kanalı’nı millîleştirerek İngiliz ve Fransız emperyalizminin Batı Asya’daki varlığına kuvvetli bir darbe vurmuş oldu.
Süveyş Kanalı’nın millîleştirilmesinin getirdiği rüzgârla Nâsır, Mısır ve Suriye’yi Birleşik Arap Cumhuriyeti çatısı altında bir araya getirmeyi başardı.
Birleşik devlet projesi kısa ömürlü olsa da (1958-1961) Nâsır’ın isminin Arap âlemindeki yerini kuvvetlendirdi.
Nâsır bu süreçte ülke içerisinde toprak reformu, Asvan Barajı başta olmak üzere altyapı yatırımları, eğitim seferberliği ve orduda modernizasyon başta olmak üzere pek çok projeyi sürdürdü.
Bu projelere paralel olarak Batı Asya ve Afrika’da emperyalizme karşı mücadele eden hareketlere maddi ve manevî destek sundu. Bu süreçte Kahire, devrimci, sömürgecilik karşıtı gruplar açısından bir merkez üs haline geldi.
Filistinlilerin İsrail işgaline karşı mücadelesi, Nâsır açısından hem Mısır’ın millî güvenliğini ilgilendiren bir meseleydi hem de Arap âleminin tam anlamıyla bağımsız hâle gelmesi noktasında önem arz ediyordu.
1967 yılında Mısır liderliğinde Ürdün ve Suriye (diğer Arap devletlerinin de askerîve istihbarî desteğiyle) nihai çözümü sağlamak için İsrail’e savaş açtılar.
Altı gün süren savaş, Mısır’ın yenilgisiyle sonuçlandı.
Nâsır, Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti. Fakat Mısır halkı istifasını kabul etmedi.
Bu dönemle ilgili olarak, Nâsır’ın istifasının duyurulmasının ardından Kahire Radyosu’nda Ümmü Gülsüm’ün içinde “Nâsır bizi öksüz bırakma” dizelerinin geçtiği bir şarkı söylediği ve sonrasında milyonlarca Mısırlının sokağa döküldüğü anlatılır.
Neticede Nâsır, göreve geri döndü.
Ve Eylül 1970’de hayata gözlerini yumana dek Mısır’ı yönetmeye devam etti.
Nâsır geriye, bağımsız ve belli alanlarda ilerlemeler kaydetmiş bir ülke, Arap âlemini birleştirme gayesi ve emperyalizme ve onun bölgedeki karakolu İsrail’e karşı savaşma iradesi bıraktı…
Sovyetler ve diğer yandan Bağlantısızlar Hareketi’nin etkisiyle paralel olarak Üçüncü Dünyacılık ve Arap tipi sosyalizmin bir karışımını uygulamaya çalıştı.
Özünde ise 1952’de Türkiye Büyükelçiliği’ndeki görüşmede de ifade ettiği üzere Mustafa Kemal Atatürk devrimlerinden etkilenmişti… Cumhuriyetçilik, Halkçılık ve Milliyetçilik ilkeleri üzerinden ülkesi Mısır’ı ve Arap âlemini şekillendirmek için mücadele etti.
Batı Asya’da işbirlikçi rejimlerin sallandığı şu günlerde, Nâsır’ın savunduğu fikirler ve ortaya koyduğu projeler, bir çıkış yolu olarak geçerliliğini koruyor…