Algoritmik Bürokrasi ve Hareketliliğin Yeni Muhafızları

Hangi başvurunun öncelik alacağı, hangi ülkenin kota sınırlarının ne zaman daraltılacağı, sistemin “teknik arıza” veya “yoğunluk” dediği o kritik anlarda kimin kaybedeceği soruları belli merkezlerde karara bağlanır. Sistem arıza verdiği ya da “yeniden düzenlendiği” anlarda, kendisini metafizik bir entité olarak sunar. Bu noktada sistem, kendi iradesi, kendi kuralları ve kendi kendini düzenleme (otopoiesis) yetisi olan aşkın bir varlık gibi davranmaya başlar.

Sanki görünmez bir el, sistemi düzenlemekte, kapasiteyi kendi rasyoneli doğrultusunda kısıtlamakta ve insan müdahalesinden bağımsız olarak ne zaman durup ne zaman çalışacağına kendisi karar vermektedir. Sistematiğin arkasındaki bürokratik mekanizma ve siyasi irade bu sayede ustalıkla perdelenir. Karşımızda duran şey, arızayı ya da yoğunluğu sadece yöneten değil, bizzat üreten ve kendi varoluşunu bu belirsizlik üzerinden meşrulaştıran otonom bir iktidar aygıtıdır.

Bu nedenle, dijital randevu sistemini yalnızca teknik bir altyapı olarak tanımlamak eksik bir yaklaşım olacaktır. Karşımızdaki yapı, teknik kodlar ile siyasal tercihlerin iç içe geçtiği tipik bir sosyoteknik aygıttır. Algoritma burada karar vermez, kararın nasıl görünmesi gerektiğini belirler. İktidarın görünürlüğünü değil, görünmezliğini yönetir. Tam da bu görünmezlik işlevi, sistemi klasik anlamıyla bir agnotoloji (bilgisizliğin ve belirsizliğin sistematik üretimi) alanına dönüştürür.

Dijital arayüz başvurucuya şeffaflık vaat ederken, aslında onu derin bir sistemsel körlüğe mahkûm eder. Toplam kotanın ne olduğunu, sistemin arka planında hangi sınıfsal, mesleki veya diplomatik önceliklerin tanımlandığını, yeni kontenjanların hangi algoritmik mantıkla ne zaman erişime açılacağını kimse bilmez.

Bilgi eksikliği sistemin bir açığı değil, aslî yönetim aracıdır. Çünkü neden bekletildiğinin nedenini bilmeyen kitleler, neyi ve kimi sorgulamaları gerektiğini de bilemezler. Bu anlamda, “randevu yok” uyarısı, bireyin sorgulama kapasitesini felç eden yeni bir terbiye aparatıdır.

Teknolojinin tarafsızlığı miti, en güçlü silahını burada kuşanır. Bizi “sistem böyle çalışıyor” yanılsamasına ikna ederek, arkasındaki siyasi iradeyi ve güç ilişkilerini perdeler. Bizler bu siyasal bariyeri teknik bir aksaklık ya da tarafsız bir algoritma olarak görmeye devam ettiğimiz müddetçe, asıl iktidar odaklarını kendi ellerimizle görünmez kılacak ve bizi sınırlandıran o kapıları kendi klavyelerimizle inşa etmeyi sürdüreceğiz. Çünkü dijital olan her zaman bütünüyle siyasaldır.

Ceren Tunay

Ceren Tunay

Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde doktora çalışmalarına devam eden Ceren Tunay, Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi (Fransızca) bölümü mezunudur. Lisans öğrenimini birincilikle tamamlamış, yüksek lisans derecesini ise yine Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji bölümünden almıştır. Araştırmaları, Bilim ve Teknoloji Çalışmaları (STS) perspektifinden, eleştirel teknoloji çalışmaları odağında yoğunlaşmaktadır.

Hayata Yönelim kategorisinden son haberler

Roman Tefrikası: Köşeli Küresel Dünya I

“Duvarlar gri gökle buluşacak yükseklikteydi. Üstelik onlar da griydi. Nereye gideceğini kestirememenin verdiği endişe, bu duvarları atlatıp aşamayacağı gerçeğiyle birleşince katlanarak artıyordu. Tek çare
GitEn Üst