Turgut Kut

(1936, İstanbul – 2 Temmuz 2021, Sapanca)

Okura not: Bu makalede kullanılan belge ve görseller Necdet İşli Arşivi’ne aittir ve yalnızca basılı nüshamızda olup onun üzerinden istifadeye açıktır.

1968 yazında adeta onun öz ağabeyi gibi olan, “hamamcı” lakabı ile tanınan ve kapı komşusu gibi Fatih Fevzi Paşa Caddesi’nde az farkla karşı komşu evlerde oturan Şinasi Akbatu Bey tarafından tanıştırıldım. Beni İstanbul’a dair birikimi ve özellikle Akbatu ile ilişkisi büyüledi. Dehşetengiz kitabiyat ve de âsâra dair birikimine zaman içinde çok daha çok şahit oldum. Muratlı İstasyonu’nda Turgut Bey henüz kısa pantolonlu iken babası istasyon şefi Asım Bey’in yardımcısı genç Şinasi Bey, Turgut’u kardeşi gibi benimsemiş ve bu ilişki İstanbul tetkikleri, gezileri ve kütüphanelerde yıllarca sürmüştü.

Turgut Bey, Şikago’da iken (1976-1978) annesi Priştine doğumlu Semiha Hanım’a hizmet etmek de nasip oldu. 1977’de bir Temmuz gecesi Semiha Hanım’a, Turgut Kut Bey’in başka bir yere gideceklerini eve geç geleceklerini müzevirlikle söylediğimde, “Nereye gittiler?” diye sorduğunda, Cerrahî dergahına demem üzerine kızıp “Şimdi biz de gidiyoruz, Muzaffer Bey beni çok eskiden tanır” diyerek hızla dergaha vardığımızı ve Şeyh Efendi’nin ihvan hazır iken oturduğu yerden kalkıp “Ooo, Hanımefendi, şöyle buyurun” deyip yanında yer açmasını hiç unutmamışımdır.

1965’li yıllarda Akbatu ile başlayan tekke çalışmaları yanında Turgut Bey bahusus şeyhülislam mezartaşları üzerine eğilmiştir. 1975’den itibaren benim de katkım olan bu mevzuun ispata muhtaç iki noktası vardır. Birincisi şeyhülislam taşları rekz edilir veya imal edilirken devletin denetimi veya katkısı söz konusu mudur? İkincisi mezar yeri tayin veya seçimi neye göre yapılır? Bu iki müphem sorunun cevabı hâlâ belli olmamıştır. Bir kısmı cami ve medrese hazirelerinde olan taşları tebeşirleyip incelemek için benim Vakıflarda çalışıyor olmam avantaj sağladığı için tüm vakıf mezarlıklarda çok yardımcı oldum. Çoğu taşı tebeşirleyip fotoğrafladım. Bana intikal etmiş Fazıl Ayanoğlu negatiflerini ve mezarlık cep not defterlerini gizlemeyip Turgut Bey’e sundum. “Kopyalayın, geri verirsiniz” dedim. Fakat 1976 Temmuz’unda Cerrahpaşa’daki ahşap evimizde dört defalık arzım sonu seçip alınan 200’ü aşkın negatif ve Ayanoğlu el yazılı 12 cep defteri hiçbir vakit geri iade edilmedi. Bahane her defasında “Kitap daha yayınlanmadı ki” oldu. Bu çok acı bir vakıadır. Bu sebeple koleksiyonda büyük açık vardır.

İbnülemin M. Kemal Bey’in vekilharcı olan dedesi Tahsin Bey aynı zamanda Matbaa-yı Amire Başveznedarı idi. Bu zat sebebiyle Turgut Bey adeta İbnülemin Bey’in torunu gibi Mahmut Bey’in dizlerinde, konakta büyümüştür. Ve Turgut Bey dedesinden daima “Beybam” diye söz ederdi. Meşhur Kütüphane Müdürü Nureddin Kalkandelen’in evi gibi olan üniversite kütüphanesindeki özel gurubun (Nurettin Bey, Abdülbaki Gölpınarlı, Prof. İsmet Sungurbey, Şinasi Akbatu, Kemal Elker, F. Ayanoğlu) içinde en genç olan Turgut Kut Bey’i dedesi Tahsin Efendi sebebiyle aralarına kabul etmişlerdi. Üniversite kütüphanesindeki samimi grup karşılıklı özel sırların bilinmesine yol açmış, Müdür Nureddin Bey’in kitaplar arasında kavanozda saklı bir cenin sırrı sebebiyle T. Kut’a bir ağır iftira atmasına sebebiyet vermiş ve bu iki değerli insan sonradan ömür boyu düşman kalmışlardır. T. Kut 1980 Haziran’ında bu olayı kendisine sormam üzerine anlatmıştı. Sonra Ş. Akbatu da teyit etmişti.

Necdet İşli

Necdet İşli

1951'de Cerrahpaşa'da doğan Hayri Necdet İşli, İstanbul'un kültür ve sanat tarihçisi, arşivci ve yazardır. Baba tarafından altı göbek İstanbulludur. Mezar taşları, mezarlıklar, vakıf hukuku ve tekke yapıları üzerine çok sayıda çalışması vardır.

Tarihe Yönelim kategorisinden son haberler

İzmir Türküsü

İzmir’in Kurtuluşu’ndan hemen sonra 16 Ekim 1922 tarihinde Tercüman-ı Hakikat gazetesinin öncülüğünde bir müsamere düzenlenir. Bu gösterinin amacı “Başkumandan Yıldırım Gazi Mustafa Kemal Paşa

Şinasi Akbatu

Bahçesaray Arabacılar Kethüdası İdris Ağa’nın torunu, Şinasi Akbatu 18 Şubat 1920’de İstanbul Sofular’da doğmuş, 30 Mayıs 2002’de Feneryolu’nda vefat etmiştir. Kabri Edirnekapı Şehitliği’nde dedesi
GitEn Üst

Don't Miss