Osmanlı İmparatorluğu’nda Siyasî Partiler

Osmanlı İmparatorluğu’nda modern anlamda siyasî partiler, II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra ortaya çıkmış olsa da, bu partilerin fikrî ve örgütsel kökenleri Tanzimat döneminde kurulan gizli siyasî cemiyetlere ve muhalif düşünce hareketlerine kadar uzanmaktadır. Bu gelişim süreci, aynı zamanda imparatorluğun son yarım yüzyılında yaşanan anayasal arayışları, merkezîleşme–adem-i merkeziyet tartışmalarını ve modern bürokratik seçkinlerin siyasal hayattaki yükselişini yansıtmaktadır.

Mutlak monarşiyi sınırlandırmak ve meşrutî bir yönetim tesis etmek amacıyla kurulan ilk muhalif örgütlenme, Fedailer Cemiyeti (1859) olmuştur. Aralarında askerî ve mülkî bürokratlar ile ulemâdan bazı isimlerin de bulunduğu cemiyet üyeleri, Sultan Abdülmecid’i (1839-1861) tahttan indirerek yerine Şehzade Abdülaziz’i geçirmeyi hedeflemekteydi. Ancak bu teşebbüs, 14 Eylül 1859 tarihinde ortaya çıkarılan ve tarihe Kuleli Vakası olarak geçen olayın ardından başarısızlığa uğradı ve girişimin bastırılmasıyla birlikte Fedailer Cemiyeti de ortadan kalktı. Her ne kadar başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da Kuleli Vakası, Osmanlı Devleti’nde mutlak yönetimi anayasal esaslarla sınırlandırmayı amaçlayan ilk örgütlü siyasî muhalefet hareketi olarak kabul edilmektedir. Bu yönüyle daha sonraki yıllarda ortaya çıkacak Yeni Osmanlılar Cemiyeti, İttihat ve Terakki Cemiyeti ve II. Meşrutiyet döneminin siyasî partileri için önemli bir öncül teşkil etmiştir.

Sultan Abdülaziz’in (1861–1876) mutlak yönetimi döneminde, Namık Kemal, Ziya Paşa, Agâh Efendi ve Ali Suavi gibi muhalif aydınlar tarafından 1865 yılında İstanbul’da Yeni Osmanlılar Cemiyeti kuruldu. Tanzimat reformlarını yetersiz bulan cemiyet, imparatorluğun içinde bulunduğu siyasî ve idarî bunalımdan çıkış yolunun meşrutî bir yönetimin kurulması ve anayasal bir düzenin tesis edilmesiyle mümkün olacağını savunuyordu. Bu doğrultuda padişahın yetkilerinin bir anayasa ile sınırlandırılmasını ve halkın temsilcilerinden oluşan bir meclisin açılmasını talep etmekteydi.

Yeni Osmanlıların fikirleri, 1876 yılında yaşanan siyasî gelişmeler üzerinde önemli ölçüde etkili oldu. Aynı yıl Abdülaziz tahttan indirildi; ardından ilan edilen Kānûn-ı Esâsî ile I. Meşrutiyet dönemi başladı ve Meclis-i Meb‘ûsan açıldı. Böylece Osmanlı Devleti’nde anayasal monarşiye dayalı yeni bir yönetim anlayışı yürürlüğe girdi.

Ancak 1877–1878 Osmanlı-Rus Harbi’nin ardından Sultan II. Abdülhamid (1876-1909), 14 Şubat 1878’de Meclis-i Meb‘ûsan’ı süresiz olarak tatil etti. Her ne kadar Kānûn-ı Esâsî resmen yürürlükten kaldırılmamış olsa da, meclisin kapatılmasıyla birlikte meşrutî yönetim fiilen sona erdi ve yaklaşık otuz yıl sürecek istibdat dönemi başladı.

Bu gelişme üzerine anayasanın yeniden yürürlüğe konulmasını ve meşrutî idarenin yeniden tesis edilmesini savunan muhalif aydınlar, zamanla Genç Türkler (Jön Türkler) adıyla anılmaya başladı. II. Abdülhamid yönetimi boyunca Genç Türk hareketi, yurt içinde ve yurt dışında gizli cemiyetler aracılığıyla faaliyetlerini sürdürdü. Bu nedenle padişahın hafiye teşkilatının en önemli görevlerinden biri, meşrutiyet yanlısı muhalifleri takip etmek, faaliyetlerini denetlemek ve örgütlenmelerini engellemek oldu. Buna rağmen Jön Türk hareketi giderek güçlenmiş ve nihayet 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilan edilmesini sağlayan siyasî sürecin başlıca aktörü hâline gelmiştir.

Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Gayrimüslim Siyasî Teşkilatlanmalar

2 Haziran 1889 tarihinde Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne öğrencileri İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, İshak Sükûtî ve Mehmed Reşid tarafından İstanbul’da Osmanlı İttihat ve Terakki  Cemiyeti kuruldu. II. Abdülhamid yönetiminin hafiye teşkilatı tarafından cemiyet üyelerine yönelik çok sayıda takip, tutuklama ve sürgün uygulanmasına rağmen teşkilat kısa sürede geniş bir örgütlenme ağı oluşturdu. Nitekim 1896 yılına gelindiğinde Paris, Cenevre, İstanbul ve Kahire’deki merkezlerinin yanı sıra Ankara, Beyrut, Edirne, Hama, Humus, Şam, Girit, Kastamonu, Limni, Ma‘mûretülazîz, Mersin, Rodos, Selânik, İzmir, Trabzon, Trablusşam ve Trablusgarp’ta da faaliyet göstermekteydi. Cemiyet, özellikle Makedonya’da faaliyet gösteren Rum ve Makedon ihtilalci örgütleri ile Ermeni Taşnaksutyun teşkilatının örgütlenme modellerini inceleyerek kendi yapısını yeniden düzenledi. Bu çalışmaların sonucunda 1906 yılında Osmanlı Terakkî ve İttihat Cemiyeti adıyla yeniden teşkilatlandırıldı ve faaliyetlerini yürütmek üzere idarî şubeler oluşturuldu. Aynı yıl hazırlanan yeni nizamnâme Kahire’de basılarak teşkilatın resmî teşkilat yapısı belirlendi.

Osmanlı Terakkî ve İttihat Cemiyeti, Daşnaktsutyun, Teşebbüs-i Şahsî ve Âdem-i Merkeziyet Cemiyeti ile diğer bazı cemiyetlerin katılımıyla 27-29 Aralık 1907’de gerçekleştirilen Osmanlı Muhalifîn Fırkaları Kongresi’nde benimsenen ortak ihtilâl programı çerçevesinde II. Abdülhamid devrilinceye kadar eylem birliği yapmayı kabul ettiler.

II. Meşrutiyet’in ilanında (1908) ve II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinde (1909) önemli rol oynayan ve artık İttihat ve Terakkî Cemiyeti adını alan örgüt bir siyasî fırka (parti) haline geldi.

Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni siyasî hareketlerinin ilki, 1885 yılında Van’da kurulan Armenakan Partisi idi. Parti, Ermeni toplumunun haklarını korumayı ve Doğu Anadolu’da Ermenilerin siyasî ve idarî bakımdan daha geniş haklar elde etmesini amaçlayan ilk örgütlü hareket olarak ortaya çıktı. Sosyal Demokrat Hınçak Partisi, 1887 yılında Cenevre’de öğrenim gören Ermeni aydınları tarafından Marksist düşünceden etkilenerek kuruldu ve Osmanlı Devleti ile İran’daki ilk sosyalist parti olarak kabul edilmektedir. Faaliyet alanı olarak ağırlıklı biçimde Doğu Anadolu’yu seçen Hınçak Partisi, Ermeni toplumu içinde beklediği ölçüde geniş bir destek tabanı oluşturamadı. Bununla birlikte, devrimci propagandası ve silahlı eylemleri nedeniyle Osmanlı yönetiminin yakından takip ettiği örgütlerden biri hâline geldi.

Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni siyasî hareketlerinin en etkili ve en geniş teşkilatlanmaya sahip örgütü Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun) oldu. 1890 yılında Tiflis’te kurulan parti, Çarlık Rusyası’ndaki Narodnik (Halkçı) hareketinden de etkilenmişti. Taşnaksutyun, Osmanlı sınırları içinde Ermenilerin yaşadığı bölgelerde idarî özerklik sağlanmasını, Ermeni yerleşimlerinin korunmasını ve bu amaç doğrultusunda faaliyet gösteren çeşitli Ermeni silahlı gruplarının tek bir çatı altında birleştirilmesini hedefliyordu. 1907 yılında gerçekleştirilen Taşnak Partisi Kongresi’nde, II. Abdülhamid yönetimine karşı yürütülen mücadelede İttihat ve Terakki Cemiyeti ile iş birliği yapılması kararlaştırıldı. Bu karar, II. Meşrutiyet’in ilanına giden süreçte farklı muhalif gruplar arasında kurulan siyasî ittifakların dikkat çekici örneklerinden biri olmuştur.

Çok Partili Siyasî Hayat

Osmanlı’da çok partili siyasî hayat esas olarak 1908-1918 arasında yaşandı. Bu dönemde 1908-1912 arasında görece rekabetçi bir siyasi ortam oluştu. Ahrar Fırkası (1908), Osmanlı Demokrat Fırkası (1909), Mutedil Hürriyetperveran Fırkası (1909), Ahali Fırkası (1910), Hürriyet ve İtilaf Fırkası (1911), Islahat-ı Esasiye-i Osmaniye Fırkası (1912) gibi liberal ve Osmanlı Sosyalist Fırkası (1910) gibi sosyalist partiler kuruldu. “Sopalı Seçimler” olarak anılan 1912 seçimleri siyasî gerilimi artırdı. 1913 Bab-ı Âli Baskını’ndan sonra ise İttihat ve Terakki fiilen tek parti yönetimini kurdu.

Mondros Mütarekesi’nden (1918) sonra İttihat ve Terakki kendini feshetti; Hürriyet ve İtilaf iktidara geldi. Ancak Osmanlı Devleti’nin sona ermesiyle bu partilerin faaliyetleri de sona erdi.

Sadık Müfit Bilge

Sadık Müfit Bilge

Sadık Müfit Bilge, Osmanlı ve Kafkasya tarihi üzerine çalışan araştırmacı ve yazardır. Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olup, yüksek lisansını İstanbul Üniversitesi'nde tamamlamış; İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nde Rusya Jeopolitiği ve Kafkasya Çalışmaları dersleri vermiştir. Osmanlı-Kafkasya ilişkileri, Osmanlı iktisat tarihi ve diplomasi tarihi üzerine çok sayıda kitabı bulunmaktadır.

Tarihe Yönelim kategorisinden son haberler

Kaddafi’nin Yarım Kalan Rüyası

Muammer Kaddafi öldürüldüğünde yalnızca bir lider devrilmedi; Afrika’nın dünya siyasetinde bağımsız bir güç haline gelmesini hedefleyen iddialı bir siyasi proje de ağır bir darbe

Okmeydanı

Fatih Sultan Mehmed’in “Üzerinden kuş dahi uçurulmaya!” diye vakfettiği Türklerin tam manası ile meydan olarak anladıkları cinsten bir yapılanmaya örnek yegâne meydanı Ok Meydanı’dır.

Bir Aşı Komandosu: Thomas Sankara

Afrika… Teknoloji ve medeniyet denince unuttuğumuz kocaman bir kıta. Hâlbuki insanlık tarihi Afrika’da başlamış. Toplumsal sorunlara çözüm ararken ise Afrika pek aklımıza gelmez. Oysa

Boran Yoldaşın Anısına…

Yönelim olarak Behice Boran’ı ölümünün 39. yıl dönümünde anarken, TÜSTAV bünyesindeki Behice Boran Arşiv Fonu’ndan seçtiğimiz belgeleri okurlarımızla buluşturuyoruz. Dönemin basınından gazete kupürleri ile
GitEn Üst

Don't Miss