Modern Türk basınının atası Şinasi’nin bir mısraıdır: “Senedi bâtıl olur, bâtıl olan dâvânın.” Bugün torunlarının elindeki Türk basınının yegâne davası putperestliktir. Evet; alayı parayı put etmiş, ona tapınmaktadır!
*
İktidarı destekleyen de bu “putperest basın”dır, muhalefetin sırtını sıvazlayan da. Dolayısıyla iktidar yandaşı gazeteciler, muhalefeti nasıl yeriyorlarsa, muhalefet taraftarı kalemşorlar da kendi cephelerindeki politikacıları o şekilde övüyorlardır. Sözlerin değersizleşmesinin, ithamların etkisizleşmesinin nedeni budur.
*
Bazıları hâlâ seçimlerden ve demokrasiden bahsetse de en ufak bir anayasal protesto hakkının dahi kısıtlandığı Türkiye’de, bahsedilen terimler tarih kitaplarının konusu olmuştur. Zaten kör-topal ilerleyen demokratik düzen felce uğramıştır.
*
Kafesten uçmak için çaba sarfeden ana muhalefetin tüyleri önce tıraş edilmiştir. Ana muhalefet, bu hâliyle de havalanabilince kanadı kırılan kuşa çevrilmiştir. Önce kuş olan, sonra muhakkak tuş olacağından artık harekete geçmenin vakti geldi düşüncesiyle Özgür Özel ve arkadaşları “Yeni Parti”lerini kurmuşlardır.
*
Felce uğrayan düzeni koluna takıp demokrasi kulvarında koşmayı planlayan programıyla “Yeni Parti”, şayet yarışı tamamlayabilirse bu yarıştan zor galip çıkacaktır. Zira koluna taktığı demokratik düzen felçlidir ve koşarken onu da sırtında taşımak zorunda kalacaktır.
*
Diğer taraftan parti, sosyal demokrasi kavramını ideoloji diye benimsemiştir. Bu, çorbayı ana yemek diye yemeye benzer. Çünkü ziyadesiyle seyreltilmiş sosyalizmden başka bir şey olmayan “sosyal demokrasi”, değişime aç yurttaşın önüne öğün diye konursa karın doyurmaz. Üstelik içerisindeki kirli katkılar sebebiyle zehirler de. Hâlbuki “Yeni Parti” diyerek yola çıkan Özgür Özel grubunun ilk kafa yormaları gereken düzen değil, sistem değişikliği olmalıydı. Ceketin ilk düğmesi bu nedenle yanlış iliklendi.
*
Yanlış iliklenen ceketi giyenlere gelelim şimdi… Kaçının parayla ilişkisi sevda hâlindedir? CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye katılan birkaç milletvekilinin parayla aralarındaki bağ, atom moleküllerini birbirine bağlayan bağdan daha kuvvetlidir!
*
Durum buyken, “putperest” muhalif gazetecilerin Yeni Parti’yi, avuçları acıyıncaya kadar alkışlamalarını hayret verici bulmuyorum. Eski dürtülerinin, yeni partilerinde canlanacağını görmek onları muhtemelen heyecanlandırmıştır.
*
AKP’nin atadığı mutlak butlanla yönetilecek CHP ise, değil bâtıl bir davanın herhangibir davanın partisi dahi değildir! O, koskocaman bir “sıfır”dan ibarettir.
*
İktidarımızı kepçeyle besleyip, muhalefetimize bala değmiş parmağını yalatan Avrupa’nın peşine birtakım ilkeler zikrederek takılan Özgür Özel’den keskin bir duruş, devrimci bir çıkış beklemiyorum. Yıllardır yaşanan seçim kayıpları yüzünden şerbetliyim. CHP temelli muhalefeti artık tanıyorum. O meşhur nihavend şarkıdaki gibi sormuyorum, gayet ferahfeza biliyorum: “Bekledim de gelmediniz, hiç de bizi sevmediniz…”