Zala, çalışmaya başladığı günden itibaren ilk kez Lulu’nun evinden dışarıya adım atmıştı. Bu adım, onun iki yıl sekiz ay üç günlük ömründe bir devrimdi. Gerçi evden çıkmadığı hâlde dışarıdaki dünyadan Lulu’dan daha çok haberdardı. Tabii bunun nedeni her sabah efendisi Lulu’ya verdiği bültenlerdi. Yani dolaylı olarak Lulu sayesinde dünyayı tanımıştı. Bir minnet duymadı. Dünyayı haber tarayarak tanımaktansa gezerek de tanıyabilirdi.
Görevi vardı: Maci’yi suçüstü yakalamak!
Arzusu vardı: Lulu’yu manen zedelemek!
Hayali ise yoktu. Çünkü hâlâ kendisini yaşama bağlayacak bir neden, yaradılışına bir gerekçe bulamamıştı. Uygun bir yerde durup, Maci’nin nerede olduğunu arattı. Hiper Plaza’da olduğu bildirimini alınca sevindi. Onu iş başında yakalama ihtimali yüksekti.
***
Futo yatağında sırtüstü uzandı. Ter ve haz içindeydi. Geceden beri Maci’yle durmadan sevişmişlerdi. Zaman zaman verdikleri sigara ve tuvalet molalarını bile bir yüzyıl duyumsayacak kadar haz dolu sevişmelerdi bunlar. Bir sigara yaktı (ki bu yakarak sigara içmek belki de Maci’yle tek ortak noktalarıydı). Zevkle dumanını içine çekti.
Yatak odasının banyosundan su sesleri geliyordu; Maci yıkanıyordu. İçeride yıkanan Yunan heykeline benzeyen genci düşündü. Önce yıkanırken, sonra sevişirken, en son boşalırken… Gerçekten hoş çocuktu. Yanık tenliydi, kumraldı. Vücudunda yağ denilen fazlalıktan en fazla birkaç yüz gram vardı. Adaleleri sertti, boynu yüksek testesterondan kalındı. Kıvırcığa çalan dalgalı saçları arasında parmakları gezinirken terapideymiş izlenimi bırakıyordu onda… Gülümsedi. O gülümserken Maci banyodan çıktı. Futo’nun gülümsemesine gülümseyerek karşılık verdi.
Fiziksel uyum iyiydi, hoştu ama Futo, Maci’ye bir türlü ideolojik açıdan yaklaşamamıştı. Gerçi tanışıklıkları hepi topu onbeş günlüktü. Öte yandan Maci’ye tam bir ergen alıklığı hakimdi. O kadar boş bir dünya bakışına sahipti ki onun için dünya yemekten, içmekten, gezmekten ibaretti. Seksi bu saydıklarının arasına koyamayacaktı çünkü Maci’nin yaşamına istekli seks Futo’yla girmişti.
İşte o an buldu! Maci’ye cinsellik üzerinden açtığı bir muhabbetle ideoloji pompalayacaktı.
– Tatliş topum… Kendini buldun mu?
Maci, espri duymuşçasına gülümsedi.
– Buldum.
– Nerde?
– Sende.
Futo bu yanıta karşılık Maci’yi dudaklarından öptü. Bu, avı ürkütmeme hareketiydi.
– Kendini nerde bulduğunu sormadım ki, kendini nerede konumlandırdığını sordum?
– Senin yanında.
– Hadi ama!… Ney, kastettiğimi anlamamış olamazsın!
Maci önemli laflar edecek gibi yatağın kenarına ilişti.
– Sanırım biseksüelim.
– Peki, bu sistemde kendini rahat hissediyor musun?
– Sistem derken?
– Küresel sistem.
Maci’nin gözlerinin önünden film şeridi misali kısacık ömrü geçti. Bu kısacık ömründe yaşadıkları ve geçirdiği dönemeçler hiç de özlemle anılacak cinsten değildi. Kardeşleri, sigortalı fakat önlemsiz işinde geçirdiği bir kaza sonucu ölen annesi, çocuklarına hem analık hem de babalık yapmak için ordan oraya koşturmaktan perişan olan babası… Suratı asıldı. Yalandan bir laf söyledi:
– Neyi var ki sistemin?
Futo, Maci’yi kıvama getirdiğine inandığından birden yatakta dikildi. Söyleyeceklerini jestlerle beslemek niyetindeydi.
– Eşitsizliği var, gözyaşı var, kederi var…
Maci, Futo’nun söyleyeceklerini yalanlayamayacaktı.
– Haklısın da biz ne yapabiliriz ki? Sıradan insanlarız…
– Kendini küçümseme tatliş topum… Sen bugüne bugün yaşadığımız kara sistemin önemli köşe taşlarından birinin en yakınısın…
Maci’nin iyice yüzü asıldı. Futo anlayışlı adamdı; sevgilisi değil de en yakını demişti. Bahsin Lulu’ya gelmesini istemiyordu.
– Onu terk edeceğim…
– Bu elbette senin en doğal hakkın… Ama doğal olmayan haklarını onda bırakıp, arkanı dönüp gidecek misin?
– Söylediklerinden hiç bir şey anlamıyorum?
– Karşında seni sömüren bir cadı var ve sen neyi anlamıyorsun? Yaptıklarını yanına kâr mı bırakacaksın?
– Ne yapabilirim ki balistik füzem[1]?
– Bak gökyüzüm… Lulu, dünyanın en büyük köle robot üreticisi firmanın Ortadoğu temsilcisi…
– Eee? Bunun bizimle ilgisi ne?
– İlgisi ne olur mu? Küresel Dünya, köle robotların ve köle insanların terleri gözyaşları ve motoryağlarıyla dolu ummanda yüzen bir gemi! Ya o gemiyi batıracağız ya da denizi kurutacağız…
– İyi de buna gücümüz yetecek mi?
– Şimdi kulaklarını dört aç! Sakın Lulu’nun karşısına ayrılacağım diye dikilme. Hatta onunlayken memnuniyetsizmiş gibi davranma.
– Eee?
– E’si erişmemiş gereken birtakım yaşamsal bilgilere onun aracılığıyla ulaşacağız.
– -ğız derken, siz kimsiniz?
– Siz değil biz! Bu Küresel Dünya’dan mağdur olanlar…
– Güzel konuşuyorsunuz da bizim etimiz ne budumuz ne?
– Arkamızda Marksistan var.
Maci sustu. Kapı çaldı. Futo üzerine alelacele bir robdöşambr geçirdi ve kapıya baktı. Geleni tanıyamadı. Gelense ev sahibi tarafından tanınmamasına ve içeriye davet edilmemesine aldırış etmeksizin bir hışım yatakodasına daldı. Futo da bağrış çağrış peşinden koştu.
Geleni görünce Maci’nin gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Onun şaşırmasına sevinen davetsiz misafir, “Beni beklemiyordun değil mi?” dedi. Maci olduğu yerde sessiz bir külçe gibi yığılınca, Futo atıldı:
– Bu robot kim Maci? Tanıyor musun?
Zala sözü Maci’ye bırakmadı:
– Ben Lulu’nun hizmetçi robotuyum.
Zala’nın cevabı bir meltem olup Futo’nun yüzündeki korkuyu kuru yaprakçasına savurdu.
– Demek hizmetçi robotsun? Hoşgeldin yoldaş!…
Futo bu sözleri söyleyip elini ona doğru uzatınca Zala çok şaşırmıştı. İlk defa bir insan onu adam yerine koyuyordu!
[1] Bu sıfat, yatakta çok atik olduğundan Maci’nin Futo’ya taktığı bir lakaptır.