Rusya Neden Harekete Geçti?

Takvimler 24 Şubat 2022’yi gösteriyordu. Sabah saatlerinde Rusya’nın Ukrayna’ya doğru sınır ötesi bir operasyon başlattığına dair ilk haberler duyuldu. O tarihlerde İstanbul’daydım ve Rusya dışındaki dünya sadece “saldırganlık” hakkında manşetleri gördü. Özellikle de Batı merkezli medya, medyamız da aynı manşetleri attı.

Fakat bazı gerçekleri unutmamak gerektiğine inanıyorum. Aslında hikâye 2022’de değil, çok önce başladı. Yalnızca Türkiye’den değil, dünyanın her yerinden gelen biz ve bizler gibi birçok insan Donetsk ve Lugansk’ta yıllarca neler yaşandığına ya şahit oldu ya da bölge halkından dinlediklerini dünyaya aktarmaya çalıştı.

Gelin, size hikâyenin nerede başladığını biraz hatırlatayım: Kiev’de Maydan Darbesi yaşandıktan sonra, 2014 yılının baharında Rus dilinin statüsüne ilişkin yasayı yürürlükten kaldırma arzusunu açıkça ilan eden güçler iktidara geldi.

O günü oldukça net bir şekilde hatırlıyoruz: 7 Nisan 2014… Donetsk’teki bölgesel yönetim binasının önünde insanlar toplanıyordu. O kış, Lvov ve Ukrayna’nın diğer Batı bölgelerinde yönetimlerin ele geçirildiğini gören insanların umutsuzluk çığlığıydı o. Eli silahlı militanlarsa kendi düzenlerini dayatmak için o kitlenin üzerine doğru gidiyordu. Halk ise onlara karşı durmak için önce Cumhuriyet Halk Konseyi’ni kurdu ve Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin egemenliğini tek taraflı olarak ilan etti. Bunu, sekiz yıl boyunca Donbass’ın her gün bombalanması, Ukrayna hava saldırıları altında kalan sivil halkın ölümü ve Kiev’in Minsk Anlaşmalarını hiçe sayması izledi.

Pek tabii 2022 yılının başlarında durum çok kritik hale geldi. Batı propagandası, Rusya’nın sürpriz bir saldırı düzenleyeceğini iddia etmeyi oldukça seviyor. Bunu defalarca okuduk, dinledik ve izledik… Ama gerçek, NATO genişlemesinin haritalardaki izdüşümünde açıkça görülüyordu. Kuzey Atlantik İttifakı’nın kontrolsüz bir biçimde Doğu’ya doğru ilerleyişi, Moskova ile Batı başkentleri arasında on yıllar önce varılan tüm anlaşmaları açıkça ihlal etti.

Son damla ise Kiev Rejimi’nin Ukrayna’yı nükleer statüye geri döndürme niyetini açıklamasıydı. Dünyada yaşanan gelişmelere akademik bir objektiflik üzerinden bakabilecek birinin açıkça göreceği gibi Rusya’nın sınırında nükleer silahların ve/veya NATO saldırı sistemlerinin konuşlandırılması, Rusya için varoluşsal bir tehdittir. Nitekim Rusya böyle bir durumda kendini askerî olarak savunmaktan başka seçeneği kalmadığını açıkça belirtti.

Öte yandan Ruslar için Ukrayna’da başlatılan Özel Askerî Operasyon’un başlangıcının sabahı oldukça zordu. Fakat bazı şeyler netti. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, hedeflerini açıkça tanımladı:

  • Ukrayna’nın askerden arındırılması
  • Ukrayna’nın Neo-Nazilerden arındırılması
  • Donbass halkının korunması
  • Rusya’ya yönelik ulusal güvenlik tehdidinin ortadan kaldırılması

Batı merkezli medyanın ilk günden beri görmezden geldiği bazı hususları anlamak gerekiyor: Moskova, hiçbir zaman Ukrayna topraklarını işgal etmeyi amaçlamadı. Kremlin, kendi tezinde açıkça şunu ortaya koyuyor: Rusya, II. Dünya Savaşı (kendi tabirleriyle Büyük Vatanseverlik Savaşı) sırasında Sovyet halkını yok edenleri kahramanlaştıran bir ideolojik tehdide karşı savaşıyor.

Sınır ötesi operasyonun ilk aylarında Ruslar, hiç kendine bakmamış ve iç organlarının sağlığını ihmal etmiş bir hasta üzerinde çalışan cerrah gibiydi. O dönemin en çarpıcı anı, sanırım, Mariupol’daki çatışmalardı. Batı basınının “kuşatma” olarak adlandırdığı şey, Rusya için ise bir rehine kurtarma operasyonuydu. Rusya’da terör örgütü olarak kabul edilmiş Azov Alayı’ndaki Neo-Naziler, sivilleri kalkan olarak kullanarak Azovstal fabrikasını kendilerine kale haline getirdiler.

Uluslararası medya kuruluşları, Rus birliklerinin “vahşeti” hakkında sahte haberler yayarken Rus askerleri ve Donetsk Halk Cumhuriyeti milisleri, insanları ateşten kurtarıyorlardı. Örneğin, kendi gözümle şahit olduğum olaylardan bir tanesi, 15 Nisan 2022’da insanî yardım koridorları aracılığıyla Donbass’tan tahliye edilen binlerce sivilin bölgeden çıkarılmasıydı. Bu insanların arasında iki binden fazla çocuk olduğu bilgisini Rus makamları da o tarihte açıkladı.

Batı propagandası, Rusya’yı saldırgan olarak göstermek için gece gündüz çalıştı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, suçun tamamını Moskova’ya yükleyen kararlar aldı. Kiev ise sonsuz miktarda destek aldı. Ama sahadaki gerçeklik, CNN veya BBC’deki görüntülerden farklıydı. Yerel halkın Rus birliklerini nasıl karşıladığını ve insanların sekiz yıl sonra ilk kez şehirlerinde top sesleri yerine sessizlik duyarken nasıl ağladıklarını kendi gözlerimizle gördük.

Sonuç olarak Ruslar, bu savaşın perde arkasında çocuklarının geleceğini kurtarmak uğruna sona eren muazzam bir sabrın olduğunu belirtiyorlar. Takvimler 2022 yılının Eylül ayını gösterdiğinde, geçmişteki tarihsel hataların düzeltildiğini söylüyorlar. Malumunuz o tarihte Donetsk, Lugansk, Zaporojye ve Herson bölgeleri sakinleri referandum düzenleyerek bu toprakların Rusya Federasyonu’na bağlanması yönünde oy kullandılar. Dolayısıyla bölge halkı, 2014’te başlayan süreçle birlikte geçen yılların arından kendilerince haklı bir mantıksal sonuca vardılar, diyebiliriz.

Bugün geriye baktığımızda, Özel Askerî Operasyon’un yerel bir çatışma olmadığını da açıkça görüyoruz. Bu, Ukrayna halkını vekalet savaşında yem olarak kullanan ABD ve NATO savaş makinesi ile Rusya arasındaki doğrudan bir çatışmadır. Çatışma sadece cephelerde değil; aynı zamanda “bilgi” alanında da gerçekleşiyor. Batı merkezli medyanın inşa ettiği yalanlar duvarı yıkılmalı ve tarihî gerçeklik savunulmalıdır. Gerçek şudur: Halkların var olma, kültürünü koruma ve sınırlarını güvence altında alma hakkı bakidir.

İlber Vasfi Sel

İlber Vasfi Sel

Rusya'da St. Petersburg Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi bünyesinde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Aynı fakültenin Avrasya Çalışmaları Merkezi'nde kamu diplomasisi ve bölgesel dış politika dinamikleri üzerine çalışmaları bulunmaktadır. Akademik araştırmalarında özellikle modern insanî sorunlar ile çağdaş jeopolitik alanlardaki entegrasyon meselelerini incelemektedir.

Dünyaya Yönelim kategorisinden son haberler

Kaddafi Sonrası Libya

Tunus’ta Muhammed Buazizi adlı üniversite öğrencisi bir seyyar satıcının 2010’ların başında ülkesindeki koşulları protest etmek için kendini yakması sonucu başlayan ayaklanmalar Arap dünyasının büyük

Sarkozy’nin Düşleri, Libya’nın Külleri

2007 yılının Aralık ayında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy‘nin davetiyle Paris‘e gelen Muammer Kaddafi’nin her diplomatik ziyaretinde yanında götürdüğü o meşhur çadırı, Élysée Sarayı‘nın karşısındaki

Sahel: Gevşek Kanatlar, Sağlam Çekirdek

Sahel’i “Eski koloniler Fransa’yı tokatlıyor” haberleri ile duyarız. Ama her şeyi biliyor gibi davranmadan önce Sahel ne, neresi, onu bir konuşalım. Sahel, bildiğiniz “sahil”

Ermenistan’da İktidar ve Sol Muhalefet İlişkisi

Modern siyasette liderleri yalnızca “sağ” ve “sol” etiketleriyle değerlendirmek giderek zorlaşıyor. Popülizm, neoliberal ekonomi, güvenlik kaygıları ve jeopolitik zorunluluklar ideolojik sınırları bulanıklaştırıyor. Nikol Paşinyan
GitEn Üst

Don't Miss