Ermenistan’da İktidar ve Sol Muhalefet İlişkisi

Modern siyasette liderleri yalnızca “sağ” ve “sol” etiketleriyle değerlendirmek giderek zorlaşıyor. Popülizm, neoliberal ekonomi, güvenlik kaygıları ve jeopolitik zorunluluklar ideolojik sınırları bulanıklaştırıyor.

Nikol Paşinyan da bu çerçevede ele alınması gereken bir liderdir. Onun siyasi faaliyetlerine sol bir perspektiften bakmak, Ermenistan’ın son yıllarda geçirdiği dönüşümü ve bu süreçte sol siyasetin yerini anlamak bakımından önemlidir.

Paşinyan, 1990’lı yıllarda Levon Ter-Petrosyan’ın temsil ettiği liberal siyasi çizgi çerçevesinde bir gazeteci olarak yetişmiş ve siyasi görüşlerini bu ideolojik ortamda şekillendirmiştir. İktidardaki sonraki faaliyetleri de bu ideolojik çizginin değişmediğini göstermiştir. Uluslararası değerlendirmelerde hükümetin demokratik kurumlar ve yönetişim alanındaki bazı adımları olumlu karşılandı.

Buna karşılık soldan yazan araştırmacılar Paşinyan hükümetini piyasa ekonomisini temel kalkınma modeli olarak koruduğu, emek ilişkilerinin kurumsal güvencelerini güçlendirmediği ve sosyal politikayı yapısal reformlar düzeyine taşımadığı gerekçesiyle eleştirmektedir. Başka bir deyişle, Paşinyan’ın siyasi modeli sol ideolojiden çok liberal reformculuk ve yolsuzlukla mücadele gündemi üzerine kuruludur.

Hınçak Partisi ile İlişkileri

Paşinyan’ın sol partilerle ilişkileri de ideolojik birlikten ziyade pragmatik iş birliği biçiminde gelişti. XX. yüzyılın başlarında Hınçak Partisi, Ermeni millî-siyasi ve sosyalist hareketinin önde gelen örgütlerinden biriydi. 1990’lı yıllarda bağımsız Ermenistan’ın siyasi hayatında belirli bir etkiye sahip olsa da önceki nüfuzunu yeniden kazanamadı. Günümüzde ise parti, parlamento dışında kalan, sınırlı siyasi etkiye sahip ve daha çok tarihsel mirasıyla tanınan sosyal-demokrat bir örgüt olarak faaliyet göstermektedir. Parti, 2018 devriminde Paşinyan’ı destekledi; sonraki yıllarda da hükümetle diyalogunu sürdürdü. Hınçak yöneticileri reformlar, diaspora ve bölgesel gelişmeler üzerine Paşinyan’la görüştü, ayrıca 2023 ve 2026 yıllarında, birlikte Paşinyan’ın barış gündemini de açıkça destekledi. Fakat bu yakınlık ortak bir ekonomik programa veya ideolojik ittifaka dönüşmedi. Hınçak’larla kurulan ilişki, Paşinyan’ın geleneksel sol çevrelerin en azından bir kesimini sistem içinde tutmaya çalıştığını gösterdi.

Taşnaksutyun Partisi ile İlişkileri

Taşnaksutyun ile ilişkiler ise kısa sürede açık çatışmaya evirildi. Tarihsel olarak sosyalist unsurlar taşısa da radikal milliyetçi çizgisiyle öne çıkan parti, 2018’de Serj Sarkisyan’ın istifasının ardından iktidar koalisyonundan ayrılarak Paşinyan’ın önünü açtı. Fakat aynı yıl yapılan seçimlerden sonra taraflar hızla karşı karşıya geldi. İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Taşnaksutyun, Paşinyan’ın istifasını isteyen muhalefetin başlıca unsurlarından biri oldu. Partinin etkili üyelerinden İşhan Sağatelyan, Paşinyan’ı “halkı satmakla” suçlayarak sokak protestolarını yönetti. Karabağ’ın nihaî statüsü, Azerbaycan’la barış süreci ve sınırların belirlenmesi konuları bu çatışmanın merkezine yerleşti.

2024’te sınır belirlenmesi kapsamında dört köyün Azerbaycan’a iade edilmesi kararı, Taşnaksutyun’un desteklediği protestoları güçlendirdi. Parti, hükümeti tek taraflı taviz vermekle suçlarken Paşinyan, eski yönetimlerin Madrid ilkelerini kabul ederek bugünkü sonucun temelini daha önce attığını savundu. 2025 ve 2026’da hükûmetin bazı milliyetçi muhaliflere ve Taşnaksutyun çevresindeki isimlere yönelik soruşturmaları, iktidar ile parti arasındaki karşıtlığı daha da sertleştirdi. Böylece 2018’deki taktik yakınlaşma, kalıcı bir ittifak yerine düşmanlığa dönüştü. Bu örnek, tarihsel sosyalist köklere sahip olmanın güncel siyasette sol bir program veya ittifak için yeterli olmadığını da ortaya koydu.

Gümrü Seçimleri ve Paşinyan’a Karşı Muhalif Blok

Paşinyan döneminde sol muhalefet açısından en önemli mücadele alanı ise Gümrü oldu. Ermenistan’ın ikinci büyük şehri, Sovyet dönemindeki sanayi geçmişi ve güçlü işçi sınıfı nedeniyle komünist geleneğin en canlı kaldığı merkezdi. Ermenistan Komünist Partisi, 2018 devriminde Paşinyan’ı desteklememiş ve erken seçimlere karşı çıkmıştı. Bununla birlikte parti yasaklanmadı, devlet sicilinden çıkarılmadı ve komünist ideolojiyi hedef alan özel bir düzenleme de yapılmadı. Dolayısıyla merkezî iktidarla çatışma, doğrudan ideolojik yasaklama üzerinden değil, yerel iktidar mücadelesi üzerinden gelişti.

2025’teki erken belediye seçimlerinde iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi 14 sandalye kazanarak birinci oldu, ancak çoğunluğa ulaşamadı. Komünist Parti sekiz sandalye elde etti. Diğer muhalif grupların desteğiyle Komünist Parti adayı Vardan Gukasyan toplam 19 oyla belediye başkanı seçildi. Bu sonuç ideolojik bir komünist zaferden çok, Paşinyan’ın partisinin Gümrü yönetimini ele geçirmesini önlemek isteyen farklı muhalif güçlerin ortak başarısıydı.

Gukasyan da geçmişte Robert Koçaryan, Serj Sarkisyan ve Müreffeh Ermenistan Partisi çevresinde siyaset yapmış pragmatik bir figürdü. Komünist Parti’den aday olması bir ideolojik dönüşümden ziyade, Gümrü’deki Sovyet nostaljisini ve muhalif seçmen tabanını birleştirebilecek en elverişli platformun bu parti olmasıyla açıklanabilir.

Gukasyan’ın seçilmesinden sonra mücadele hukuki ve idari alana taşındı. Önce damadını belediyede görevlendirmesiyle ilgili soruşturma açıldı, ardından rüşvet suçlamasıyla tutuklandı ve yetkileri askıya alındı. Sonraki dönemde hakkında farklı suçlamalarla yeni dosyalar açıldı; Komünist Parti’nin bazı belediye meclisi üyeleri de tutuklandı. Muhalefet, hükümeti yerel çoğunluğu parçalamaya ve seçimle elde edemediği belediyeyi idari yöntemlerle kontrol etmeye çalışmakla suçladı. Paşinyan ise 2026’da Gümrü’de en kısa sürede erken seçim yapılması gerektiğini söyleyerek mevcut yönetimin meşruiyetini tartışmaya açtı.

Bu süreç üç farklı biçimde yorumlanabilir. Hükümete göre davalar, eski patronaj ilişkileriyle ve yolsuzlukla mücadelenin parçasıdır. Muhalefete göre soruşturmaların zamanlaması, yargı ve kolluk mekanizmalarının siyasi rekabette seçici biçimde kullanıldığına işaret etmektedir. Sol açıdan asıl mesele ise Komünist Parti etiketinden bağımsız olarak merkezî iktidara alternatif oluşturan yerel bir bloğun devletin hukuki ve idari araçlarıyla zayıflatılmasıdır. Dolayısıyla Gümrü örneği, yolsuzlukla mücadele ile siyasi baskı arasındaki sınırın ne kadar belirsizleşebileceğini göstermektedir.

Paşinyan döneminde Ermenistan solunun durumu bu bakımdan paradoksaldır. 2018 Devrimi’nin toplumsal zemini ulaşım ücretleri, enerji fiyatları, belediye hizmetleri ve çevre sorunlarına karşı gelişen protestolardan doğmuştu. Bu hareketler sosyal adalet taleplerini gündeme taşıdı, ancak devrimden sonra birleşik bir sol güce dönüşemedi. Aktivistlerin bir bölümü hükümete katıldı, bir bölümü küçük partiler kurdu, bazıları ise milliyetçi muhalefete yaklaştı. Sosyal talepler siyasal gündemde kaldı, fakat bunları bağımsız biçimde temsil edecek örgütlü bir sol oluşmadı.

Paşinyan siyasî sistemi önceki döneme göre daha açık ve rekabetçi hâle getirdi, sistemik yolsuzluğu zayıflattı ve parlamento dışı güçlerle diyalog kanalları oluşturdu. Bunlar solun faaliyet gösterebileceği asgari demokratik alanı genişletti. Fakat ekonomik model değişmedi. Emek hakları, özelleştirme, kaynakların paylaşımı ve sınıfsal örgütlenme hükümet siyasetinin merkezine yerleşmedi. Böylece solun taleplerinin bir bölümü iktidar tarafından sınırlı biçimde benimsendi, diğer bölümü ise sağ ve milliyetçi muhalefetin gündemine taşındı. Sol gündem bağımsız bir siyasi program olmaktan çıkarak farklı güçler arasında parçalandı.

Bu tablonun sol açısından iki önemli riski vardır. Birincisi, küçük sol partilerin hükümetin reform gündemine tabi olarak bağımsız programlarını kaybetmesidir. İkincisi ise Paşinyan karşıtlığının, komünist ve sosyalist kimlikleri milliyetçi veya eski rejim yanlısı blokların araçlarına dönüştürmesidir. Hınçakların iktidarla yakınlığı ile Komünist Parti’nin Gümrü’de farklı muhalif çevrelerle kurduğu ittifak, bu iki eğilimin somut örnekleri olarak görülebilir.

Sonuç olarak Paşinyan, solcu bir lider değil; sol seçmenin bir kısmını çevresinde toplayabilen liberal ve pragmatik bir reformcudur. Onun döneminde bağımsız sol siyaset için alan tamamen kapanmamış, fakat solun örgütsel zayıflığı bu alanın kullanılmasını engellemiştir. Ermenistan solu için temel sorun, iktidarın reform gündemine eklemlenmek ile Paşinyan karşıtı milliyetçi bloğun parçasına dönüşmek arasında bağımsız, sınıf ve refah odaklı bir çizgi kurabilmektir.

Dünyaya Yönelim kategorisinden son haberler

Kuzey Kore, medya, propaganda…

Dünya siyaseti, yalnızca ekonomik, askeri veya diplomatik güç üzerinden şekillenen bir mücadele alanı değil. Uluslararası sistemdeki saflaşmaların elbette ekonomik rekabet, enerji kaynakları, ulaşım koridorları,

ABD Yasakladı, Çin Kendi Teknolojisini Yarattı

ABD, Çin’e yönelik çip ihracatını yasakladığında bunun ülkeyi teknolojik açıdan felce uğratacağını düşünüyordu. Fakat tam tersi oldu. Çin’de her öğrenci Afyon Savaşları’nı öğrenerek büyür.
GitEn Üst

Don't Miss