Küçülen devlet, büyüyen protestolar: Fransa nereye gidiyor?

Fransa, 1968’den beri gördüğü en büyük gençlik ayaklanmasına tanık oluyor. Öğrencilerin başını çektiği yarım milyon insan, son 50 yılda halka dayatılan kemer sıkmanın eğitim üzerindeki etkilerine isyan etmek için sokakları doldurdu.

Mayıs 1968, Fransa… “Ülkede devrim mi oluyor?” sorusunu sorduracak büyüklükteki protestoların başladığı tarih.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kendini restore eden Avrupa kapitalizmi, savaşın ardından gelen yıllarda işçiler için görece bir refah yaratmıştı. İstihdam artmış, işçi ücretleri yükselmiş ve refah devletinin ünlü “kazanımları” ortaya çıkmıştı. Ne var ki bu dönem çok uzun sürmedi. İngiltere ve Fransa gibi eski sömürgeci süper güçler 1960’lar itibariyle bir gerileme dönemine girmişti. Hükûmetler bir yandan şirketlerin karlarını korumak için sömürgelerinde kan dökerken bir yandan da polis ve yasalar eliyle içeride sendikalara ve işçilere baskı kurmaya başlamıştı.

Halk tüm bu gerilemeye Mayıs 1968’de “dur” dedi. Milyonlarca işçi Fransız tarihinin en büyük genel grevine katılırken yüz binlerce kişi sokakları doldurmuştu. O kadar ki dönemin Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle olaylar Elysée Sarayı’na sıçramasın diye kısa bir süreliğine ülkeden bile kaçmıştı.

1968 yılı Fransa’daki egemen sınıflar için kara bir yıl olmuştu. Onun ardından gelen on yıllar ise böyle olmadı; sermaye, neoliberalizm ile dünyanın dört bir yanında kendini toparladı ve her geçen yıl yaşam standartlarını daha da baskıladı.

Fransa bu arada birçok önemli eyleme sahne oldu. 2006’da gençler, Dominique de Villepin hükûmetinin 26 yaşından küçük çalışanların iş güvencesini zayıflatan “İlk İş Sözleşmesi” yasasına karşı ayaklandı. Yaklaşık 3 milyon kişinin katıldığı gösterilerde öğrenciler ve sendikalar birlikte hareket ederek hükûmeti geri adım atmaya zorladı. 2009’da ise küresel mali krizin ardından artan işsizlik ve düşen alım gücü milyonları sokaklara döktü. Ama eylemler Sarkozy‘nin ekonomi politikalarında köklü bir değişiklik yaratamadı.

2018’de akaryakıt zamlarına karşı başlayan Sarı Yelekliler hareketi, kısa sürede hayat pahalılığına ve Macron‘un politikalarına karşı bir isyana dönüştü. Polisle sert çatışmaların yaşandığı eylemler hükûmeti ekonomik tavizler vermeye zorladı. Ocak 2023’te ise emeklilik yaşının 62’den 64’e yükseltilmesi milyonlarca işçiyi greve çıkardı. Fakat Macron hükûmeti, Anayasa’nın 49.3 maddesini kullanarak reformu Mecliste oylamaya sunmadan geçirdi. Protestolar reformu durduramadı.

Bugüne gelelim…

21 Eylül’de Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nde başlayan olaylar kısa süre sürede tüm ulusu ayağa kaldırdı. Créteil, Paris’in merkezine 11 kilometre uzaklıkta bulunan göçmen ağırlıklı bir banliyö. Diğer bir tabirle son yıllarda artan göçmen hareketliliği, yoksulluk, azalan kamu harcamaları, prekaryalaşma ekseninde solun kuvvetli olduğu komünlerden bir tanesi. 

Yeterli öğretmen kadrosunun olmaması ve bu nedenle derslerin yapılamaması; okullarda sabun, sıra ve sandalye gibi temel ihtiyaçların yeterince karşılanmaması protestoları başlatan kıvılcım oldu. Öğrenciler, öğretmenler ve velilerin başlattığı eylemler temelde çok net bir soruna işaret ediyor: Öğrencilerin okullarda saygın bir öğrenim hayatı sürmesini sağlayacak kamu kaynağının eğitime ayrılmaması. Geçtiğimiz yaz yaşadığımız sıcak hava dalgaları sırasında okullarda yeterince hava soğutucu olmaması da hijyen kaynaklı problemleri artırmıştı.

Öğrencilerin tepkisi yalnızca okulların fizikî koşullarıyla sınırlı değil. Üniversiteye yerleştirme sistemi Parcoursup da rekabetçi yapısıyla eğitimdeki sınıfsal eşitsizlikleri derinleştirdiği gerekçesiyle eleştirilerin hedefinde. Hükûmet ise büyüyen tepkiler karşısında 3000 ek öğretmen görevlendirme sözü verdi.     Fakat öğrencilerin talepleri birkaç öğretmen atamasının ötesinde, kamusal eğitimin giderek artan eşitsizliklerine işaret ediyor.

Dünyanın her yerindeki genç eylemlerinde öfkenin, hayal kırıklığının ve yabancılaşmanın etkilerini görmek mümkün. Kemer sıkma politikalarından nasibini almış, mülk sahibi olma veya birikim yapabileceği bir işe girme imkanı kalmadığını düşünen yeni mezunlar kadar okurken geçinmekte zorlanan lise ve üniversite öğrencileri de protestolardaki kitlelerin büyük çoğunluğu oluşturuyor. Geçtiğimiz sene yaşadığımız Saraçhane eylemlerindeki belirleyici öğelerden biri de, demokrasi veya adalet arzusunun yanında, aynı zamanda öğrenci yoksulluğuydu.

Fransa bugün GSYH’sinin %5,1’ni eğitime ayırıyor.  Enflasyon hesaba katıldığında bile eğitim harcamaları 1980’den bu yana iki kattan fazla arttı. Ama ekonomi de büyüdüğü için eğitim harcamalarının GSYH içindeki payı bugün 1990’ların ortalarına kıyasla daha düşük.

Ayrıca, Fransa‘da öğrenci başına düşen yükseköğretim ve araştırma kamu bütçesi, enflasyon hesaba katıldığında, 2017’den 2026’ya yaklaşık %20 geriledi. Yani toplam eğitim harcamaları artsa da öğrenci başına ayrılan kaynaklar azalıyor.

Tüm bunların yanında bu yazının yazıldığı sırada Fransa Parlamentosu’nda 56 milyar euro’luk büyük bütçe kesintileri de barındıran mali düzenleme paketi  için görüşmeler devam ediyor. Sosyalistlerin bütçeyi görüşmeden reddetme önergesi 149 kabul, 236 ret oyuyla başarısız oldu. RN‘nin önergeye karşı çıkması ise önümüzdeki dönemki Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Avrupa sermayesinin Mélenchon ve Le Pen arasında kalması durumunda kimi destekleyebileceğine dair bize bazı ipuçları barındırıyor.

Tekrar aday olamayacak (olabilseydi dahi kazanması imkansıza yakın görünen) Macron’un  %17’lere kadar düşmüş onay oranı Gouffre de Padirac’dan bile daha aşağıda gözüküyor. İkinci döneminin başından beri 5 başbakanın istifa ettiği Fransa’da polis şiddetinin sistemin elindeki tek güç durumuna gelmesi de bundan kaynaklı. Ne var ki bu polis şiddeti on binlerce insanı gençlerin yanında olmak için sokaklara da iten güç oldu.

Lakin öğrenci eylemleri tek başına yeterli olmayabilir. 1968’i tarihe geçiren, sendikaların milyonlarca işçiyi greve çıkarabilmesiydi. Bugün öğretmenler, yükseköğretim çalışanları ve bazı solcu çiftçi sendikaları greve giderek harekete destek veriyor. Ama demiryolu gibi önemli sektörlerde henüz benzer bir seferberlik yok. Mecliste devam eden bütçe görüşmeleri ise bu parçalı direnişi daha geniş bir işçi hareketine dönüştürebilir.

18 Nisan 2027’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru gittiğimiz bugünlerde, protestolarda bir ismi öne çıkarıyor: Boyun Eğmeyen Fransa lideri Jean-Luc Mélenchon. Fransa’da merkez dağılırken Mélenchon karizması, aklı, tecrübesi ve öğrencilerle birlikte en önde durmasıyla seçimlerde ikinci tura göz kırpıyor. Bu elbette ki Avrupa’daki müesses nizama geceleri uyutmayacak türden bir gelişme.

Tıpkı 1968’de olduğu gibi kitleler, sistemi değiştirme gücünün sadece sandıkta değil, sokakta da olduğunu gösteriyor. Ama 1968’i tarihe geçiren, öğrenci hareketinin milyonlarca işçinin katıldığı genel greve dönüşmesiydi. Bugün de Fransa‘daki mücadelenin geleceğini belirleyecek temel mesele bu. 17 Ekim için yapılan yeni eylem çağrıları, hareketin henüz son sözünü söylemediğini gösteriyor. Öğrencilerin öfkesi işçilerin örgütlü gücüyle birleşebilecek mi, yoksa bir kez daha sandığa mı sıkışacak? Fransa‘nın önündeki asıl soru bu.

Dünyaya Yönelim kategorisinden son haberler

Kaddafi Sonrası Libya

Tunus’ta Muhammed Buazizi adlı üniversite öğrencisi bir seyyar satıcının 2010’ların başında ülkesindeki koşulları protest etmek için kendini yakması sonucu başlayan ayaklanmalar Arap dünyasının büyük

Sarkozy’nin Düşleri, Libya’nın Külleri

2007 yılının Aralık ayında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy‘nin davetiyle Paris‘e gelen Muammer Kaddafi’nin her diplomatik ziyaretinde yanında götürdüğü o meşhur çadırı, Élysée Sarayı‘nın karşısındaki

Sahel: Gevşek Kanatlar, Sağlam Çekirdek

Sahel’i “Eski koloniler Fransa’yı tokatlıyor” haberleri ile duyarız. Ama her şeyi biliyor gibi davranmadan önce Sahel ne, neresi, onu bir konuşalım. Sahel, bildiğiniz “sahil”

Ermenistan’da İktidar ve Sol Muhalefet İlişkisi

Modern siyasette liderleri yalnızca “sağ” ve “sol” etiketleriyle değerlendirmek giderek zorlaşıyor. Popülizm, neoliberal ekonomi, güvenlik kaygıları ve jeopolitik zorunluluklar ideolojik sınırları bulanıklaştırıyor. Nikol Paşinyan
GitEn Üst

Don't Miss