Eartha Kitt, Üsküdar ve Dünya Müziğinin Doğuşu?

Efendim yazının başlığını anlamak için kendinizi hiç yormayın. Birkaç paragraf bana tahammül edebilirseniz kafanızdaki sorular yanıtlanmış olacak. 

Her şey çok sevgili Erdem Beliğ Zaman’ın “Sarpçığım 17 Eylül’de çıkacak Yönelim’i magazine, tarihe ve dedikoduya ayırdık. Bu sayıya katkı sunmak ister misin?”, mesajıyla başladı. Magazin ve dedikodu anlayışım Hollywood’un Altın Çağı’yla başlayıp 80’lerin ötesine uzanmadığı için “Seve seve”, diye cevap verdim. Günümüz magaziniyle neden mi ilgilenmiyorum? Çünkü zamane starlarının “ışığı’ beni ne heyecanlandırıyor ne de “aydınlatıyor”.  Influencer diye bir kavram yokken kelimenin hakkını verip yaşadıkları ülkenin ve dünyanın “Zeitgeist”ini etkilemiş “eskiler” küçük yaşlarımdan beri her zaman daha çok ilgimi çekti. 

Ne yazayım diye düşünürken YouTube algoritmam Eartha Kitt’ten “Champagne Taste” şarkısını almaya başladı. Şarkıyı mırıldanırken bir “Evreka” anı yaşadım. Yıllar önce okuduğum otobiyografisinde İstanbul’dan övgülerle bahseden Eartha’yi yazmalıydım. 

Eartha Kitt’i tanımayanlarınız varsa ki umarım yoktur, kendisi gelmiş geçmiş en ikonik şantöz, oyuncu, söz yazarı ve aktivistlerden biridir. Bu güçlü kadın 1927’de Güney Carolina’da bir plantasyonda dünyaya gelmiş. Annesi pamuk toplayan bir “köle” ,babası ise annesiyle zorla beraber olmuş kimliği bilinmeyen bir “beyaz adam”. Eartha, ten rengi çok açık diye annesi tarafından istenmeyip küçük yasta başka bir aileye veriliyor, orada da dışlanıp başına gelmeyen kalmayınca New York’taki teyzesinin yanına gönderiliyor. İyi ki de kader onu güneyden kuzeye sürüklüyor da dünya birkaç sene içinde Eartha’nin büyüsüne maruz kalabiliyor. Eartha’nin inişli, çıkışlı, çalkantılı ve şaşaalı hayatını merak ediyorsanız 89’da yazdığı “I’m Still Here: Confessions of a Sex Kitten” adlı otobiyografisini okumanızı tavsiye ediyorum. Genelde yazarları objektif olamadığı için otobiyografiler pek tercih etmem ama Eartha hayatını tüm içtenliği ve şeffaflığıyla sayfalara dökmüş. 

Gelelim yazımızın konusuna. New York’a taşınan Eartha 1943 yılında, daha 16 yaşındayken Katherine Dunham Company isimli dans grubuna dâhil oluyor. Dansederek sahnelerle tanışmasının ardından, mikrofonu da eline alıyor ve yavaş yavaş ufak çevrelerde tanınmaya başlıyor. 50’li yılların basında bir dans turnesi kapsamında Paris benim Londra senin Avrupa’yı arşınlarken yolu 2 aylığına İstanbul’a düşüyor. İşte bu dönemde Eartha, İlham Gencer ile tanışır ve kendisinden Kâtibim şarkısını dinleyip hayran kalır. 11 dilde şarkı söyleyen bu kadın repertuarına bir de Türkçe şarkı eklemiş olur.

Ankara Radyosu’nun şarkıyı defalarca çalmasından dolayı Eartha, Türkiye’de büyük bir şöhret yakalıyor o dönem ama memleketine dönme zamanı da gelip çatıyor. New York’a döner dönmez ilk albümü için stüdyoya giren Eartha, albüme “Usta Dara” şarkısını ufak değişiklikler yaparak ekliyor. Ne gibi değişikler mi? Şarkının bir ismini Türkçe bir ismini İngilizce söylüyor. Kemençe ve ney seslerinin yanına batı ve caz enstrümanları ekliyor ve bu kendisi gibi “melez” şarkı, Amerikan listelerinde birinci sıraya yükseliyor. İşte bu iki lisanda söylenen, doğu ve batı enstrümanlarının “hibrit” bir tarz yarattığı şarkı bazı müzisyenler tarafından simdi dünya müziği olarak adlandırılan janrın ana akımdaki ilk örneği olarak kabul ediliyor. Anlayacağınız Eartha, farkında olmadan yine gerçek bir “influencer” olarak görevini yapıyor.

Yazının başlığı biraz daha anlamlı hâle geldi mi? Artık buradan Eartha Kitt’in vizyonundan müziğin evrenselliğine kadar pek çok şey tartışabiliriz ancak bana verilen kelime limitinin sonuna geldik. Eartha’ya buradan selamlar olsun.

Kültür Sanata Yönelim kategorisinden son haberler

Türkiye’nin İşçi Partili Divası

Râkım Elkutlu’nun nihavend şarkısıdır. Güfte ise Nahit Hilmi Özeren’den: Hayal içinde akıp geçti ömr-ü derbederim Bakıp bakıp da o mâzîye şimdi âh ederim Ne

Soytarılar, Palyaçolar… İzinli Deliler

Bir çift zar gibi bana baktınız Ben kaybettim siz kazandınız Bu yüzden hüzünlüdür yüzüm resimlerde Cebimdeki son kahkahayı da aldınız Palyaço-Ayhan Kırdar Bir varmış

Zeki Bey’in Ardından

Yıllar önce hoş bir tesadüfle Ankara Kızılay’da sevgili Defne Yalnız ile karşılaşmıştım. Uzunca bir sohbetin içinde “Biz bu ülkenin A B C’siyiz! Bizi unutamazlar!”
GitEn Üst

Don't Miss