Kaddafi Sonrası Libya

Tunus’ta Muhammed Buazizi adlı üniversite öğrencisi bir seyyar satıcının 2010’ların başında ülkesindeki koşulları protest etmek için kendini yakması sonucu başlayan ayaklanmalar Arap dünyasının büyük bölümüne yayılmış, demokrasi yanlısı(!)  hükûmet karşıtı protestolar, silahlı isyanlar baş göstermişti.

Batı’nın Arap Baharı demeyi pek sevdiği bu ayaklanmalar birçok ülkede kimi değişikliklere yol açtıysa da beklenildiği gibi demokrasi ya da özgürlük, ekonomik refah ya da istikrar getirmedi. “Diktatörlükle” yönetildikleri dönem ile karşılaştırıldıklarında  bazı ülkeler hakkında ayaklanmalar sonrası dönem için olumlu düşünmek hayli zor. Bunlardan biri kuşkusuz Libya.

Kuzey Afrika‘da yer alan bir Afrika ülkesi olan Libya, Muammer Kaddafi‘nin öldürülmesiyle beraber şu an ciddi bir istikrarsızlık içinde.

Kaddafi, ilerici bir genç subayken 1969 yılında askerî bir darbeyle yönetimi ele geçirdikten sonra  42 yıl süren iktidarı boyunca sosyalizmden etkilenmiş bir lider olarak ülkesinde çok önemli atılımlar gerçekleşmişti. Ülkenin petrol endüstrisini kamulaştırmış, toplumsal eşitsizlikleri gidermek amacıyla serveti yeniden pay etmişti. Libya’ya istikrar ile benzeri görülmemiş bir ekonomik büyüme getiren Kaddafi; altyapı, eğitim, sağlık, konut alanlarına büyük yatırımlar yaparak birçok Libyalı’nın yaşam kalitesini artırmıştı. Eğitim, sağlık hizmetlerinin ücretsiz olması, sübvanse edilmiş konut programları sayesinde Libyalıların yaşam standart ciddi olarak yükselmişti.

Arap ayaklanmaları tüm bunların sonu oldu. Kaddafi yönetimi, kuşkusuz demokratik değildi. Ülkede vatandaşlara siyasî baskıların varlığı bir gerçekti. Az da olsa rastlanılan yolsuzluklar zengin bir kesimin doğmasına yol açmıştı. Tüm bunlar Arap ayaklanmaları dalgasını Libya’ya taşıyan, Kaddafi’yi ölüme götüren faktörler olmuştur.

Libya bugün, Kaddafi’nin ölümünün ardından Batı-Doğu olmak üzere iki ana parçaya bölünmüş durumda. Her iki tarafta da ülkeyi yönettiğini iddia eden iki ayrı hükûmet var. Rakip hükûmetler, parlamentolar, ordu komuta yapıları ortaya çıktı. 2021’de kurulan Ulusal Birlik Hükûmeti ülkeyi seçimlere götüremedi. 2022’de doğuda Ulusal İstikrar Hükûmeti oluştu.  Bu çiftbaşlılık ülkeyi büyük bir “uluslararası köle pazarı”na dönüştürdü.

Kaddafi yönetiminin çöküşü, Libya için korkunç ekonomik sonuçlar doğurdu. Kaos ortamında petrol üretiminin dibe vurmasıyla, ülkenin petrole bağımlı ekonomisi ağır bir darbe aldı. Bir zamanlar ilerlemenin,  kalkınmanın sembolü olan altyapı harabeye döndü. Yabancı yatırımlar ülkeden kaçtı; bu da yaygın işsizliğe, ekonominin durgunlaşmasına yol açtı. Ayrıca istikrarlı bir hükümetin olmaması, silahlı milis gruplarının ortaya çıkması, ekonomik toparlanmayı, kalkınmayı engelledi.

Söz konusu silahlı gruplar Kaddafi devrildikten sonra silahlarını bırakmadı. Birçok milis “devrim koruyucusu” olarak meşruiyet kazandığı gibi, sonradan kendi bölgelerinde fiili otorite haline geldi.

Libya bugün petrol zengini bir rantiyer devlet aslında. Gelirler merkezî kurumlar  üzerinden dağıtılıyor ama kontrolün kimin elinde olduğu bilinmediği için sürekli kriz yaşanıyor. Hem Doğu hem Batı elitleri ile milisler bu ranttan yararlanıyor; seçimlerle meşruiyet kaybetmek yerine statükoyu tercih ediyorlar. Yolsuzluk, düzensiz finansman petrol abluka tehditleri bugün bir Libya gerçeği.

Sonuç olarak, Kaddafi sonrası ortaya çıkan otorite boşluğu milisler ile yerel güçler tarafından dolduruldu, yabancı destekler bunu kalıcılaştırdı, petrol rantı hem savaş hem barış zamanında çıkar çatışmasını sürdürdü. Sonuç: “donmuş çatışma”,  parçalı bir devlet.

Kaddafi sonrası Libya, istikrarsız, paylaşımcı bir sistemden yoksun, yönetici kadroları birbirinden kopuk, fiili olarak parçalanmış bir ülke.

Bulunduğu durumdan çıkması kolay görünmüyor.

Dünyaya Yönelim kategorisinden son haberler

Sarkozy’nin Düşleri, Libya’nın Külleri

2007 yılının Aralık ayında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy‘nin davetiyle Paris‘e gelen Muammer Kaddafi’nin her diplomatik ziyaretinde yanında götürdüğü o meşhur çadırı, Élysée Sarayı‘nın karşısındaki

Sahel: Gevşek Kanatlar, Sağlam Çekirdek

Sahel’i “Eski koloniler Fransa’yı tokatlıyor” haberleri ile duyarız. Ama her şeyi biliyor gibi davranmadan önce Sahel ne, neresi, onu bir konuşalım. Sahel, bildiğiniz “sahil”

Ermenistan’da İktidar ve Sol Muhalefet İlişkisi

Modern siyasette liderleri yalnızca “sağ” ve “sol” etiketleriyle değerlendirmek giderek zorlaşıyor. Popülizm, neoliberal ekonomi, güvenlik kaygıları ve jeopolitik zorunluluklar ideolojik sınırları bulanıklaştırıyor. Nikol Paşinyan
GitEn Üst

Don't Miss