Bu bölümdeki yazılar yorumsuz olarak okuyucularımıza tarafsız bir yayın yaptığımızın nişanesi olarak sunulacaktır. Yalnız, okuduktan sonra üzerlerine sifon çekmeyi unutmayınız:
Gürkan Çakıroğlu (Medyascope, 29 Eylül 2026): Öcalan veya Bahçeli ya da Erdoğan’ın üçünden birinin başına bir şey gelse, süreç ilerler mi? Kimi liderler sizi bir yere kadar götürür, bir yerden sonra ise engel olur. Kimi seçeceğini bilmek kadar, kimden vazgeçeceğini de bilmek gerekir. Zamanımız dar, elimizde bu üçlü var; bu üçlünün de az bir zamanı var. Biz, olamamış bir ulus; biz, gün yüzü görememiş bir milletiz. İntizar edecek durum yok, ama inkisar hali ortada. Herkes barış diyor, ama barışın hikmetini kavrayanı göremiyoruz. Hikmet; silahların bırakılmasında değil, silahların aynı yöne doğrultulmasında. Lakin maalesef bunu idrak eden liderliği de göremiyoruz, en azından şimdilik. Silahlara veda derken, barışa elveda demeyelim. İlla öncelikse silahların bırakılması, hukuka öncelik verelim. Bazen bir selam, bazen de bir armağan yeter; yeter ki anlamını, değerini bilelim.
*
İsmail Saymaz (Sözcü, 27 Eylül 2026): Beyoğlu Erzurumlular Vakfı üyesiyim. Başkanımız AK Partili.Üyelerimizin çoğu AK Parti ve MHP’ye oy veriyor.Biz sınırlı sayıda insan muhalif biliniyoruz.
*
Fuat Bol (Hürriyet, 28 Eylül 2026): Şimdi Ekrem İmamoğlu sonrasında ortaya çıkan tabloya bakıyorum: Belediyeler hakkındaki soruşturmalar ve iddialar yenilir-yutulur cinsinden değil! İmamoğlu meselesi… CHP’nin kendi içerisindeki hukuk savaşı… Mutlak butlan tartışmaları… Partinin bölünmesi… Yeni Parti’nin ortaya çıkması… Ve ardından Yeni Parti yönetimiyle milletvekillerinin Türkiye’nin en kritik meselelerinden birinde birbirinden kopması… Bütün bunların siyasi faturası 25 yıl mı olacak? Artık bundan emin değilim. Belki 50 yıl olacak. Çünkü Nurettin Sözen döneminde esas olarak bir belediyecilik ve siyasi iletişim krizi vardı. Bugün ise aynı anda bir belediyecilik, hukuk, liderlik, parti kimliği ve siyasi temsil krizi yaşanıyor. Dolayısıyla 1994’ün faturası 25 yılsa, bugünün faturası neden daha kısa olsun?
*
Ahmet Hakan (Hürriyet, 28 Eylül 2026): Fatma Betül Sayan Kaya, Birleşmiş Milletler için New York’a gelen heyet arasındaydı. Kaya’nın istifa etmek zorunda kalması şunu gösterdi:BM’ye giden heyet arasında olmak… Herhangi bir kimseye herhangi bir koruma sağlamaz.
*
Binyamin Netanyahu (25 Eylül 2026): [BM Genel Kurulu’ndaki konuşması sırasında çok sayıda diplomatın salonu terk etmesi üzerine]Eğer salonda henüz ayrılmamış başka ahlaken korkak kimse varsa, lütfen şimdi ayrılsınlar.
*
Ezgi Acar (Birikim, 23 Eylül 2026): Halk kirayı anlar diyen cümle de kendini evrenselin tarafında sanıyor, sınıf herkesi kapsar diyor, kimlik taleplerini tikel görüyor. Oysa o evrensel, tikeller tek tek çıkarılarak kuruluyor. Kadınlar çıkarılıyor, kuirler çıkarılıyor, Kürtler çıkarılıyor. Geriye kalana evrensel deniyor, oysa yalnızca çıkarma işleminden zararsız çıkanın ölçüsü.
*

*
Yeni Akit (29 Eylül 2026): Azerbaycan’da 28 Şubat zulmü hortladı! Başörtülü kız öğrenciler okula alınmadı.
*
CHP Sözcüsü Müslim Sarı(28 Eylül 2026): [Çözüm süreci ile ilgili] Bizim burada en hassas olduğumuz konulardan biri, bu kadar önemli bir konunun seçim malzemesine dönüştürülebilme ihtimalidir. Yani birtakım ihtimaller yaratarak ama adım atmayarak seçime doğru giderken Kürt seçmenin oyunu alabilecek ama sonuçta hiçbir şey üretmeyecek bir yapı olursa Türkiye bundan çok şey kaybeder. Biz bunu süreci izliyoruz, takip ediyoruz. Bu iş artık bir politik malzeme olmaktan çıkartılmalıdır. Bir seçim malzemesi olmaktan çıkartılmalıdır. Gerçekten partiler üstü bir mesele gibi ele alınmalıdır, değerlendirilmelidir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak burada mümkün olduğunca katkıyı azami bir şekilde vermeye hazırız.