Bu bölümdeki yazılar yorumsuz olarak okuyucularımıza tarafsız bir yayın yaptığımızın nişanesi olarak sunulacaktır. Yalnız, okuduktan sonra üzerlerine sifon çekmeyi unutmayınız:
Daron Acemoğlu (Oksijen TV, 19 Eylül 2026): Herkesi üniversiteye göndermek doğru değildir. Bir elektrikçinin gidip 4 sene üniversitede Shakespeare okuması mı lazım?
*
Donald Trump (BM Genel Kurulu, 22 Eylül 2026): İran’la, yeniden ayağa kalkmalarına ve ülkeyi geçmişte olduğundan çok daha büyük ve güçlü bir hale getirmelerine imkan tanıyacak bir anlaşma mı yapılacak? Yoksa İslam Cumhuriyeti’ni tamamen ortadan yok edip bunu hızla mı yapacağım; böylece onlara bir daha insanları ve ülkeleri ortadan kaldırıp yok etme fırsatı vermeyecek miyim? Onları, hayatta kalma şanslarının ve gelecekte yeniden büyük olma ya da gelecek nesillere dair hiçbir umutlarının kalmayacağı şekilde cehenneme mi sürükleyeceğim?
*
Al Jazeera (22 Eylül 2026): Kral Selman bin Abdülaziz es-Suud; Husileri “terörist milis” olarak niteleyerek Mekke’yi hedef alma girişimini “kutsal mekânların dokunulmazlığını ihlal eden menfur bir suç” olarak tanımladı ve bunun “dünya çapındaki Müslümanların duygularını tahrik ettiğini” söyledi.
*
Maya Saygin (X hesabında, 20 Eylul 2026): […] aşırı sol Die Linke eyaletinizin yönetiminde görmek isteyeceğiniz bir parti değil. Bu partinin eyalet hükümetini kurması durumunda antisemitizm artık yaptırımsız kalacaktır. Milliyetçiliğe karşı olunduğu söylenecek ama Alman vatanseverliği haricinde her türlü milliyetçilik promote edilecektir. Parklar daha fazla uyuşturucu bağımlısına ev sahipliği yapacaktır, buralar tamamen kamp alanlarına dönüşecektir. Toplu ulaşımda birden bire üzerinize doğru koşan mental problemli insanlar artacaktır. Polisin suçla mücadelesi imkansız hale gelecektir. Özel mülkiyeti ortadan kaldırmak girişimlerinin sonucu olarak, inşaat oranları çakılacaktır. 20 senedir yaşayanların bedava, yeni gelenlerin ise servet ödeyerek kiralık ev tutmaları gelir adaletsizliğini inanılmaz derece arttıracaktır.
*
Ruşen Çakır (Medyascope, 18 Eylül 2026): Öcalan özellikle muhalif bilinen Sözcü gazetesinin adını vererek rahatsız olduğunu söylüyor. ‘Medyayla görüşmem gerekiyor. O dil hala beni inkar ediyor’ diyor. Bence en kritik nokta bu. Öcalan kendi realitesinin artık kabullenilmesi gerektiğinde ısrarcı. Bir zamanlar Türkiye’nin gündeminde Kürt realitesini tanımak diye bir şey vardı, şimdi o aşamadan başka bir realitenin tanınmasına geçmiş durumdayız, o da Öcalan realitesi.
*

*
Oğuzhan Koç (Edirne Gastronomi Festivali, 20 Eylül 2026): [Sahne önünden sigara içerek geçen seyirciye:] Buranın ağası sen misin lan keko? Saygın olsun. Kimin torpillisisin sen?Lan, hadi bana saygın yok, bari protokole olsun.
*
İbrahim Karagül (Yeni Şafak, 22 Eylül 2026): Husiler Mekke’ye ulaşırsa, Kâbe İran nüfuzuna girerse, Coğrafyanın kalbine “nükleer” bir “infial” bombası bırakılırsa… Nihai hedefleri bu. Yarının adımları bugünden atılmalı.