Yitirilen ve Yeniden Bulunan Ütopyalar: Sosyalizmin “Sosyal”i Nedir? — II

Catherine Liu’nun Haziran 2026’da kurulan Palm Springs Sosyal Araştırmalar Okulu’nun açılış töreni için hazırladığı konuşma metninden kısaltılarak Türkçeye aktarılmıştır. Metnin ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

Liberalizmin ve dolaylı olarak da sürgündeyken kendilerine sığınak sağlayan ülke Amerika Birleşik Devletleri’nin korkusuz eleştirmenleri olan Adorno, Horkheimer ve Kracauer; yoldaşları Walter Benjamin’in yirminci yüzyılın ilk yarısındaki mücadeleleri düşünmek üzere bıraktığı mücadeleyi üstlendiler. Adorno ve Horkheimer 1950’lerde Almanya’ya geri çağrıldılar ve Adenauer hükûmetinin kendilerine sunduğu “kamusal entelektüel” rolünü oynama fırsatına karşı koyamadılar. Savaş sonrası Alman medyasında ve akademisinde hem hayranlık hem de hınç uyandıran bir yer işgal etmeye başladılar. Bence sahip oldukları devlet destekli güç Almanya’da çalışmalarının reddedilmesine yol açtı.

Belki de Adorno kendisine sunulan “bilge” rolünden uzak durmalıydı. Son dersinde üniversite öğrencileriyle yaşadığı yüzleşme hem trajediyi hem de farsı andırır. 1968 Ruhu onu gerçekten öldürmüş olabilir. Karşı-kültür ruhuna yakın duran Herbert Marcuse, Öğrenci İsyanı’nı desteklerken Adorno onu boş bir sözde-praksis olarak gördüğü için destekleyemedi. 1968’den sonra Anglo-Amerikan dünyasında Frankfurt Okulu ve özellikle Adorno, “elitist” denilerek bir kenara atıldı. Kültürel Çalışmalar ve Birmingham Merkezi tarafından yön verilen bu dönüşüm Frankfurt Okulu’nun kültür endüstrisi analizini büyük ölçüde reddetti. Yine de beşerî ve sosyal bilimler onları onlarca yıl boyunca dışlamış olsa da yaktıkları entelektüel ateş tamamen söndürülemedi. Frankfurt Okulu’nun gücü estetik teoriyle kültürel ve ideolojik üretimin endüstriyel biçimlerini burjuvazinin dönüşümüyle birlikte ele almasından meydana geliyordu. Üstelik bunu, kültürel hiyerarşiyi ve gündelik hayatı çözen medya ve teknolojileri daha o zamandan hesaba katarak yapmışlardı.

Frankfurt Okulu’nun kalıcı gücü, Jürgen Habermas’ın bu bahar vefatıyla birlikte daha da görünür hâle geldi. Habermas’ın çalışmaları üzerine ayrıntılı bir değerlendirmeye girmeyeceğim ama kamusal alanı zorlamanın değil, iknaın zemini olarak düşünmesinin benim için her zaman değerli olacağını söylemek isterim. Zor bir hoca olduğu herkesçe bilinir; siyaset ve kültür teorisiyle uğraşan kuşaklar da onunla hesaplaşma ihtiyacı duymuştur. Fakat bana kalırsa bu eleştirilerin her biri, ister queer, ister komünist ya da başka bir yerden gelirse gelsin, aynı zamanda saygı ifadesiydi. Çünkü hiçbirimiz kamusal alanı Habermas’ın bize öğrettiği biçimi hesaba katmadan düşünemiyoruz. Sanata pek ilgi duymazdı; benim gözümde Adorno’nun mirasını sürdürebilmesinin önündeki en büyük zaaf da buydu.

Palantir’in kurucularından Alex Karp’tan UC Berkeley’de hoca olan Martin Jay’e kadar birçok ismin Habermas için kaleme aldığı anma yazıları Frankfurt Okulu ve onun en tanınmış ikinci kuşak temsilcisi hakkındaki tartışmaları yeniden canlandırdı. Gabriel Rockhill ise İkinci Dünya Savaşı sonrasında Frankfurt Okulu’nun CIA paravanından başka bir şey olmadığını kanıtlamaya çalıştı. Oysa bugün eleştirel teoriye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Frankfurt Okulu düşünürleri başlangıçta devrimci umutların harareti içinde on dokuzuncu yüzyıl burjuvazisiyle hesaplarını kapatmak istiyorlardı; ama onun ardından gelecek egemen sınıfın çok daha kötü olabileceğinden de kaygı duyuyorlardı.

On dokuzuncu yüzyılın çok yönlü insan, kültürlü ve başarılı burjuva ideallerinin yaşamaya devam edeceğini pek fark etmemişlerdi: Bu idealler, ABD’de ilerici sanat eğitiminin kurumsallaşmasında ve Schiller ile Goethe’yi belki hiç duymamış, ama Bach ile Beethoven’a sanatçı ve virtüöz olarak hayranlık duyan Doğu Asya burjuvazisinin tutkulu özlemlerinde varlığını sürdürecekti. Bir zamanlar Adorno’nun akrabalarının etrafında toplandığı aile enstrümanı olan piyano, Doğu Asya’daki milyonlarca burjuva adayı için bir fetiş nesnesine dönüştü. Maaşlı çalışanlar ve beyaz yakalılar, dershanelerle yorgun düşmüş çocuklarında emeklerini boşa çıkarmayacak bir müzik dehası keşfetmeyi umuyorlardı. Bu hayal gerçekleşirse, yüzyıllar ve kıtalar boyunca yükselmek isteyenlerin ve çeperde kalmışların özlemini çektiği kültürel ve estetik bütünlük dünyasına kabul edilmiş olacaklardı.

Masaj koltuğu ve yeşil çay kutularının yanına, tıklım tıklım bir Asyalı aile salonuna sıkıştırılmış o piyano çocuklar evden ayrıldıktan sonra büyük ihtimalle tozlanmaya başlayacaktı. Ama sahipleri için bu piyano modernliğe ait bir mobilya ve sosyo-ekonomik yükselişin işaretiydi. Her yeteneğin piyasada karşılık bulacak şekilde optimize edilip şeyleştirildiği bir dünyada ustalığın, ifadenin ve özgürlüğün kendi başına kamusal takdir görebileceği fikri artık başka bir çağdan kalmış gibiydi: Amerikalı liberallerin on dokuzuncu yüzyıl Avrupa burjuva kültüründen devralıp aşırı sağcı muadilleri kadar büyük bir iştahla yok ettiği kültür de buydu. Adorno ve Horkheimer’ın Kaliforniya’daki mutsuz sürgün hayatları sırasında kültür endüstrisine özgü bir uyumculuk ve zevksizlik biçiminin yükselişini teorileştirdiler. Bu biçim boş zamanı toplumsallaştırmak değil de onu eğlenceyle yok etmek istiyordu. Frankfurt Okulu üyeleri dışarıdaki sol devrimlerine bakıp, içeride Nazi zaferlerinin ortasında yaşayıp çalıştılar. Nihâyetinde onları Almanya’dan sürgüne gönderen güçler de Nazilerdi.

(Devamı gelecek sayıda)

Catherine Liu

Catherine Liu

ABD'li kültürel teorisyen ve yazar olan Catherine Liu Çin sineması, Fransız edebiyatı, eleştirel teori, kimlik siyaseti ve görsel sanatlar üzerine çalışmaktadır.

Teoriye Yönelim kategorisinden son haberler

Yeşil Kitap

Muammer Kaddafi’nin Yeşil Kitap’ından seçtiğimiz bu pasajları, onun siyaset ve sosyalizm anlayışını kendi sözleriyle tartışmaya açmak üzere Yönelim okurlarına sunuyoruz. İngilizce baskıdan Türkçeye çevirdiğimiz

Faşizm, Kapitalizm ve Birleşik Mücadele

Behice Boran’ın 1980 yılında Demokrasi İçin Birlik’in Avrupa Genel Kurulu vesilesiyle yaptığı konuşma, onun siyasal düşüncesinin temel unsurlarını bir arada görmemizi sağlıyor. Kapitalizmin krizlerinden

Emperyalizm ve Bütün Gericiler Kağıttan Kaplandır

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 77. yıl dönümü vesilesiyle, Başkan Mao’nun Kırmızı Kitap’ının İngilizce baskısından seçilen bu alıntılar, Yönelim okurları için derlenmiş ve Türkçeye çevrilmiştir.
GitEn Üst

Don't Miss