Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 77. yıl dönümü vesilesiyle, Başkan Mao’nun Kırmızı Kitap’ının İngilizce baskısından seçilen bu alıntılar, Yönelim okurları için derlenmiş ve Türkçeye çevrilmiştir.
“Bütün gericiler kâğıttan kaplandır. Görünüşte korkutucudurlar ama gerçekte o kadar da güçlü değildirler. Uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, asıl güçlü olan gericiler değil, halktır.”
“Amerikalı Muhabir Anna Louise Strong ile Söyleşi” (Ağustos 1946), Seçme Eserler, Cilt IV, s. 100.
*
“Karşıtların birliği yasasına gore dünyada ikili bir niteliği olmayan tek bir şey bulunmadığı gibi emperyalizmin ve bütün gericilerin de ikili bir niteliği vardır: Aynı anda hem gerçek kaplan hem de kâğıttan kaplandırlar. Tarihte köle sahipleri, feodal toprak sahipleri ve burjuvazi, devlet iktidarını ele geçirmeden önce ve ele geçirdikten sonraki bir süre boyunca dinamik, devrimci ve ilericiydiler; gerçek kaplanlardı. Fakat zamanla karşıtları olan köleler, köylüler ve proletarya adım adım güçlenip onlara karşı giderek daha çetin mücadelelere giriştikçe bu egemen sınıflar da adım adım eski niteliklerinin tam tersine büründüler; gericileştiler, geri unsurlara, kâğıttan kaplanlara dönüştüler. Sonunda da halk tarafından devrildiler ya da devrilecekler.
Gerici, geri kalmış, çürüyen sınıflar halka karşı giriştikleri son ölüm kalım mücadelelerinde bile bu ikili niteliklerini korudular. Bir yandan gerçek kaplanlardı; milyonlarca, on milyonlarca insanı yutup yok ettiler. Halkın mücadelesi güçlükler ve sıkıntılarla dolu bir dönemden geçti; bu yolda pek çok dolambaç ve dönemeç vardı. Çin halkının emperyalizmin, feodalizmin ve bürokratik kapitalizmin egemenliğini yıkması 1949’daki zafere kadar yüz yılı aşkın bir zaman aldı ve on milyonlarca insanın hayatına mal oldu. Bakın! Bunlar canlı kaplanlar, demirden kaplanlar, gerçek kaplanlar değil miydi? Yine de sonunda kağıttan kaplanlara, ölü kaplanlara dönüştüler.
Dolayısıyla emperyalizme ve bütün gericilere özleri bakımından, uzun vadeli ve stratejik bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, onları oldukları gibi, yani kâğıttan kaplanlar olarak görmeliyiz. Stratejik düşüncemizi bu temele oturtmalıyız. Öte yandan onlar, insanları yutup yok edebilen canlı kaplanlar, demirden kaplanlar, gerçek kaplanlardır da. Taktik düşüncemizi de bu gerçeğe dayandırmalıyız.”
Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasî Bürosu’nun Wuchang Toplantısı’nda yapılan konuşma (1 Aralık 1958).
*
“Emperyalizm uzun süre ayakta kalamayacaktır; çünkü daima şeytanlık peşindedir. Bütün ülkelerde halk düşmanı gericileri yetiştirip desteklemeyi sürdürmekte; çok sayıda sömürgeyi, yarı sömürgeyi ve askerî üssü zorla ele geçirmiş bulunmakta ve atom savaşı tehdidiyle barışı tehlikeye atmaktadır. Bu yüzden, emperyalizmin başka yol bırakmadığı dünya nüfusunun yüzde 90’ından fazlası, ona karşı mücadeleye atılmaktadır ya da atılacaktır.
Yine de emperyalizm hâlâ ayaktadır; Asya, Afrika ve Latin Amerika’da pervasızca saldırıp yıkım saçmayı sürdürmektedir. Batı’da ise kendi ülkelerinin halklarını ezmeye devam etmektedir. Bu durum değişmelidir. Başta ABD emperyalizmi olmak üzere, emperyalizmin saldırganlığına ve zulmüne son vermek, bütün dünya halklarının görevidir.”
Şinhua Haber Ajansı muhabiriyle söyleşi (29 Eylül 1958).
*
“Her yerde zorbalık yapan ABD emperyalizmi, kendi kendisini dünya halklarının düşmanı hâline getirmiş ve giderek daha fazla yalnızlaştırmıştır. ABD emperyalistlerinin elindeki atom ve hidrojen bombaları, köleleştirilmeyi reddedenleri asla yıldıramayacaktır. Dünya halklarının ABD’li saldırganlara karşı kabaran selinin önünde durulamaz. ABD emperyalizmine ve onun uşaklarına karşı yürütülen mücadele kuşkusuz daha da büyük zaferler kazanacaktır.”
“Panama Halkının ABD Emperyalizmine Karşı Haklı Yurtsever Mücadelesini Destekleyen Bildiri” (12 Ocak 1964).
*
“Kanımca dünyada artık yeni bir dönüm noktasına ulaşılmıştır. Bugüniki rüzgâr esmekte: Doğu rüzgârı ve Batı rüzgârı. Bir Çin atasözü şöyle der: ‘Ya Doğu rüzgârı Batı rüzgârına üstün gelir ya da Batı rüzgârı Doğu rüzgârına.’ Bence bugünkü durumun ayırt edici özelliği, Doğu rüzgârının Batı rüzgârına üstün gelmesidir. Başka bir deyişle, sosyalizmin güçleri, emperyalizmin güçleri karşısında ezici bir üstünlük kazanmıştır.”
Komünist ve İşçi Partilerinin Moskova Toplantısı’nda yapılan konuşma (18 Kasım 1957).
*
“Dünya halkları, birleşin: ABD’li saldırganları ve onların kuduz köpeklerini yenilgiye uğratın! Dünya halkları, cesur olun, mücadeleye atılmaktan korkmayın, güçlüklere meydan okuyun ve dalga dalga ilerleyin. O zaman bütün dünya halkların olacaktır. Her türden canavar yok edilecektir.”
“ABD Saldırganlığına Karşı Kongo (L.) Halkını Destekleyen Bildiri” (28 Kasım 1964).
*
“Tarih boyunca yok olmanın eşiğine gelen bütün gerici güçler, devrimci güçlere karşı daima son bir umutsuz mücadeleye girişmişlerdir. Bazı devrimciler bunların içten içe zayıf olmalarına rağmen dışarıdan güçlü görünmelerine bir süre aldanabilir; düşmanın yok oluşa, kendilerininse zafere yaklaştığı temel gerçeğini kavrayamayabilirler.”
“İkinci Dünya Savaşı’nda Dönüm Noktası” (12 Ekim 1942), Seçme Eserler, Cilt III, s. 103.
*
“Kargaşa çıkar, yenil, yeniden kargaşa çıkar, yeniden yenil… Yok olup gidene kadar! Emperyalistlerin ve dünyadaki bütün gericilerin halkın davası karşısında izledikleri mantık budur; bu mantığın dışına asla çıkmazlar. Marksist yasa böyle der. ‘Emperyalizm vahşidir’ derken onun doğasının asla değişmeyeceğini; emperyalistlerin yok olup gidene kadar kasap bıçaklarını ellerinden bırakmayacaklarını, asla birer Buda’ya dönüşmeyeceklerini kastediyoruz.
Mücadele et, yenil, yeniden mücadele et, yeniden yenil, yeniden mücadele et… Zafere ulaşıncaya kadar! Halkın mantığı da budur; halk da bu mantığın dışına asla çıkmaz. Bu da bir başka Marksist yasadır. Rus halkının devrimi bu yasayı izlemiştir; Çin halkının devrimi de öyle.”
“Yanılsamaları Bir Yana Bırakın, Mücadeleye Hazırlanın” (14 Ağustos 1949), Seçme Eserler, Cilt IV, s. 428.