Hatırlar mısınız? Türkçe Pop’un çok verimli olan bir altın bir çağı vardı. Her daim yenilikçi, modern, modayı ve dünya müziğini Türkiye’ye taşıyan Ajda bir ikon gibi tepedeydi… Nükhet yorumuyla, Nilüfer ve Zerrin sesleriyle, Sezen sadece şarkılarıyla değil besteleri ile büyülerdi. Bir de Seyyal vardı! O dönem için kelimenin tam anlamıyla yenilikçi, devrimsel bir figürdü ve farklıydı; şarkı söylerken dans ediyor, dans ederken şarkı söylüyordu. Çılgındı; giysileriyle, tavrıyla asiydi; vahşi enerjisi ve rock-pop sentezi tarzıyla Türkiye’nin ilk gerçek sahne şovmeni ve rock-pop ikonuydu… Bir showgirl’dü aynı zamanda. Sıradan bir sinema oyuncusu iken, şarkıcı olarak göründüğü andan itibaren sevildi, hayranlık uyandırdı, büyük bir seyirci kitlesi edindi. Star olmak için hiç beklemedi, çıktı ve çıktığı anda büyük star oldu.
Seyyal hiçbir zaman büyük bir yorumcu, benzersiz bir ses, eşsiz bir şarkıcı olmadı ama farklıydı, lezzetliydi, alternatifti. Herkesten daha seksiydi, yırtıcıydı, enerjikti, cesaretliydi… Belki de bu nedenlerle çok sevilmiş ve çok önemsenmişti… Seyyal dendiğinde bugün bile o enerjiyi hissetmemek imkânsız.
Sizlere ne yazayım diye düşünürken kulağıma gelen bu şarkı “Seslendim geçmişe anılar duymadı beni…” bu yazıyı yazmama neden oldu.
Özlemle aradım o gülen eski yüzleri
Yorgun bir kuş sanki çırpındı durdu ellerim
Rüzgârla savruldum titredim bir yaprak gibi…’
“Neler Oluyor”, sözlerini Zeynep Talu’nun yazdığı, Fahir Atakoğlu’nun bestelediği nadir ve nadide slow parçalarından biridir Seyyal Taner’in… Sanatçının 1989 yılında piyasaya çıkardığı “Nanay” adlı albümündeki 10 güzel parçadan biridir. “Alladı Pulladı”, “Şiirimin Dili”, “Son Verdim Kalbimin İşine”, “Bir Kış Daha Olur”, “Gülme Komşuna”, “Yanmışız”, “Sen Çok Yaşa”, “Naciye”, “Kalbimi Affettim”, “Sarmaş Dolaş”, “Nanay”, ‘’Seni Çok Özledim’’, ‘’Leyla’’, ‘’Kırk Yıllık Kani’’, ‘’Hadi Canım Sende’’… Seyyal’i Seyyal Taner yapan şarkıların bazılarıdır bunlar. Koskoca bir kariyerin özeti ya da teknik deyimle bir hit makinesi…
Müziğinden de hiçbir zaman taviz vermedi Seyyal. Rakipleri bir dönem poptan uzaklaşıp arabeske kaydığında bile o çizgisini sürdürdü; Türkçe Pop’un Yonca Evcimik, Ajda Pekkan, Aşkın Nur Yengi’yle 90’larda başlayan yeniden hayat bulmasına eskilerden katkıda bulunanlardan birisiydi. “Alladı Pulladı” albümüyle zirveye yeniden tırmandı, sonra “Geliyorum” ile sevenleriyle buluştu. Geliyorum dedi, geldi ve gitti. Gidiş o gidiş! Yaşadığı aşk müziği yendi ve uzun bir aradan sonra bir geri dönüş yaptı!
İşte işin sırrı o uzaklaşılan yıllarda yatıyor. Siz bunca yıl sevenlerinizi unutursanız, sevenleriniz de sizi unutmakta gecikmez. Çünkü sevgi emek ister, istikrar ister, beslenmek ister, karşılık ister… Siz kendinizi sakınırsanız, seyirci de ilgisini sakınır… Bugün onlarca yeni, yetenekli isimlere rağmen hâlâ var olan starlar kesintisiz enerjileriyle, ısrarlarıyla, çabalarıyla varlar… Sezen seyircisini hiç aldatmadı, söyledi veya söyletti şarkılarını, Ajda hiçbir zaman uzak kalmadı, Nilüfer hep üretti, her döneme ayak uydurdu ama çizgisinden asla ödün vermedi, Zerrin aralıklarla da olsa hep sıcak kontağını sürdürdü inişleri çıkışlarıyla, Nükhet hep bir şekilde vardı, var olmayı bildi… Bir tek Seyyal, uzun bir dönem o yoktu! Kendini birazda olsa unutturdu. Bu kişisel bir tercihti elbette ve ancak saygı duyulabilirdi.
Seyyal o kadar uzun süre gözden ırak kaldı ki, yıllar sonra döndüğünde gönüller onu uzak tutamadı ama eskisi gibi de olmadı her şey!
Seyyal’in yokluğunda Türk sahnelerinde hem dans edip hem de canlı rock söyleyebilen ve sahnelere enerji katabilen kimseler kalmayınca eksikliği hissedildi. Ama belki de her şey kaderdi, her şeyin bir nedeni vardı; belki de sanatçı ismine uydu, tıpkı isminin anlamı gibi davrandı: O yüz yılda bir görünüp kaybolan bir yıldızdı.
Kısaca Seyyal Taner gibisi müzik dünyamıza bir daha zor gelir, hatta dürüst olmak gerekirse gelmez. Çünkü Seyyal Taner sadece bir “ses” veya “tarz” değildi; o, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve müzikal şartlarının tam ortasında patlayan tamamen organik bir devrimdi. Bugünün müzik dünyasında onun gibisinin çıkmamasının çok nedeni var ve Seyyal Taner bir röportajında bunu şöyle açıklamıştı: “Şimdikilerin hepsi yapay ve duygusuz… Yeni nesilde ruh yok”. Günümüzde her şeyin anında tüketildiği ve müziğimizin iyice dijitalleştiği çağda, yeni bir sanatçının Seyyal Taner kadar ezber bozan ve yenilikçi bir vizyonortaya koyması yapısal olarak çok zor geliyor bana ama belli de olmaz.