Ölüm ve ritüellerde edebiyat ve tarihte geniş surette mizahi ele alınmıştır. Ⅰ. Dünya Harbi ile ilgili 1917’de Osmanlı’nın yenilgiye uğraması ile Avrupa’dan çıkarılıp Asya kıtasına sürüleceğine ait ağır hicivsel bir Rus kartpostalı yayınlanmıştır. Tepesinde hilal içinde Avrupalı Türklerin tabutu olan cenaze arabası Asya’ya doğru gönderilmektedir. Arkasında Sultan Reşad fesli ve ağlarken hanımı ile gösterilmiş ve altta da Rus devrimcileri cenaze marşı notalarıyla yer almıştır.
Mizah mezartaşlarına da aksetmiştir. Ebulfeth Sultan Mehmed Camii’nin (Fatih camii) avlusundaki bir mezartaşında şöyle yazmaktadır:
“Sakal tıraş etmeyen merhum berber Kalyonî Elhac Abdullah ruhuna rızaenlillah el-fatiha sene 25Recep 1209”
Bir diğer taş ise Merkez Efendi Mezarlığı’nda halen mevcut olup çokça yayında yer almış olan: “Karı dırıltısından vefat eden es-seyyid Halil Ağa’nın 1260 tarihli” taşıdır.
Yanlış bilgi ve mizahi abartı örneği bir türbe malumatı maalesef yaygın hale gelmiştir. Sultan ⅠⅠⅠ. Murad’ın 1000 tarihinde vefat eden nişancısı Hamza Paşa’nın Karacaahmet’te 6 sütunlu açık türbesi, “at mezarı” olarak tanıtılmıştır.
Mezarlıklarda zaman içinde oluşan zengin fakir kavramı son olarak 1937’de Zincirlikuyu’da modern mezarlık kavramına uygun olarak tesis olunan asrî mezarlıkta çok bariz hale gelince, meşhur karikatürist Cemal Nadir bunu çizgiyle betimlemiştir.
Ölüm ve mezarlıklarla ilgili mizahi ve çok dikkat çekici haberler gazetelerde de yer almış olup, bunlar üzerinde durulmayı gerektiren hususlardır.