Dördüncü Kez Lula: Nasıl Oldu?

Brezilya’da 25 Ekim’de gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Luiz Inácio Lula da Silva, rakibi Flávio Bolsonaro’yu geride bırakarak dördüncü kez devlet başkanlığına seçildi. Lula %51,79 oy alırken eski lider Jair Bolsonaro’nun oğlu Flávio %48,21’de kaldı. Üstelik Lula, ilk turu rakibinin gerisinde tamamlamıştı ama ikinci turda önemli bir geri dönüşe imza attı.

Burada elbette bir seçimden fazlası yaşandığı söylenebilir. Brezilya’daki mücadelenin yeni bir aşamasına tanıklık ettik.

Bolsonaro mirası

Lula-Bolsonaro mücadelesi yeni bir başlık değil; Brezilya’daki siyasî kutuplaşmanın merkezinde yer alıyor.

2003-2010 yılları arasında iki dönem ülkeyi yöneten Lula’nın temsil ettiği İşçi Partisi (PT) ile Jair Bolsonaro döneminde güçlenen sağ popülizm dalgası, ülke siyasetini şekillendiren temel etkenlerden biri.

Bolsonaro’nun 2022 seçimlerini kaybetmesinin ardından yaşanan siyasî ve kurumsal kriz, ülkedeki bu saflaşmayı daha da derinleştirdi. Eski başkanın seçim sonuçlarını tanımayan çevrelerle bağlantılı girişimleri ve demokrasiye yönelik tehditler, Brezilya siyasetindeki gerilimin temel başlıklarından biri haline geldi.

Bolsonaro seçimlerden aylar önce, 18 Temmuz 2022’de yabancı ülke büyükelçilerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı‘nda toplayarak elektronik oy sisteminin güvenilirliğini sorguladı ve herhangi bir kanıt sunmadan seçimlerde hile iddiaları ortaya attı. Bu girişim nedeniyle Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi tarafından siyasî gücünü kötüye kullanmaktan suçlu bulundu ve sekiz yıl süreyle seçime katılması yasaklandı.

30 Ekim 2022’de Lula‘nın seçimi kazanmasının ardından Bolsonaro yaklaşık 44 saat sessiz kaldı. İlk açıklamasında da rakibinin zaferini açıkça kabul etmedi. Ülke genelinde Bolsonaro destekçisi kamyon şoförleri yolları kapatırken farklı kentlerde askerî karargâhların önünde toplanan gruplar ordudan yönetime müdahale etmesini ve Lula‘nın göreve başlamasının engellenmesini istedi. Aynı şekilde partisi de seçim sonuçlarına itiraz ederek bazı elektronik oy makinelerindeki oyların geçersiz sayılmasını talep etti.

Kısa süre içerisinde kaos planlarına dönüşen bu itirazların en dikkat çekici evresi, Bolsonaro yanlısı iki kişinin Brasilia Havalimanı yakınlarında bir tankere patlayıcı yerleştirmesi olmuştu. Daha sonra da 8 Ocak 2023’te, Lula‘nın göreve başlamasından bir hafta sonra, Bolsonaro destekçileri Kongre binasını, Yüksek Mahkeme‘yi ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı‘nı bastı. Seçim sonuçlarını değiştirmek ve askerî müdahale sağlamak isteyen göstericiler kamu binalarını tahrip etti.

2026 seçimlerinde babasının siyasî mirasını devralan Flávio Bolsonaro da sağın bu tabanını kendi etrafında topladı. İlk turda %47,03 oy alarak Lula‘nın önüne geçmesi, Bolsonaro hareketinin ülkedeki gücünü koruduğunu gösterdi.

Lula ise yalnızca İşçi Partisi‘nin geleneksel seçmenlerine dayanarak hareket etmedi. Eski siyasî rakibi, merkez sağ kökenli Geraldo Alckmin‘i yeniden başkan yardımcısı adayı olarak yanında tuttu. Böylece daha geniş bir siyasî ittifak kurarak merkez seçmene de ulaşmayı hedefledi.

Lula bu sefer neden seçildi?

Lula‘nın yeniden seçilmesinde üçüncü başkanlık dönemindeki ekonomik ve sosyal politikaların önemli payı var.

2023-2025 döneminde Brezilya ekonomisi ortalama %3 büyürken işsizlik oranı 2022’nin ikinci çeyreğindeki %9,3 seviyesinden 2026’nın ikinci çeyreğinde %5,4’e geriledi. Reel ortalama gelirlerde de yaklaşık %19’luk artış yaşandı.

Ayrıca ülkedeki yoksulluk oranı 2022’de %31,6 iken 2024’te % 23,1’e düştü. Yaklaşık 8,6 milyon kişi yoksulluk sınırının üzerine çıktı.

Sosyal destek programları, asgari ücret artışları, istihdam ve gelir politikaları Lula‘nın özellikle dar gelirli kesimlerle kurduğu bağı güçlendirdi. Bununla birlikte ekonomik büyümenin uluslararası emtia piyasalarından ve Çin‘le gelişen ticari ilişkilerden de beslendiğini unutmamak gerekiyor.

İkinci turdaki dönüşün bir diğer ayağı ise örgütlenmeydi. Lula kampanyası, WhatsApp üzerinden 10 milyondan fazla kişiye ulaşan ağlar kurarken sosyal medya ve sokak hareketliliği de başarılı bir şekilde örgütlendi. Öğrenci hareketleri, toplumsal örgütler ve gönüllülerin katılımıyla seçim kampanyası tabana yayıldı.

Vaşington’un tercihi ve Brezilya’nın egemenlik tartışması

ABD ise bu seçimde de açık bir tarafgirlik gösterdi.

Donald Trump yönetimi, Jair Bolsonaro‘nun yargılanmasını ve Brezilya Yüksek Mahkemesi‘nin sosyal medya düzenlemelerini gerekçe göstererek 2025’te Brezilya‘ya yönelik ek gümrük vergileri uygulamaya başladı. Brezilyalı yargıçlara yaptırımlar da getirildi. 2026’da ise Brezilya ürünlerine yönelik yeni gümrük vergileri devreye sokuldu.

Yani bir diğer deyişle Brezilya’daki siyasî mücadelenin doğrudan parçası oldu.

ABD Kongre Araştırma Servisi‘nin 29 Ekim tarihli raporunda, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Flávio Bolsonaro‘nun seçim kampanyasına destek vermeye çalıştığı, ABD‘nin diplomatik temsilciliklerine sağdaki diğer muhtemel adaylarla temas kurmamaları yönünde talimatlar verdiği ortaya çıktı.

Trump‘ın seçim sonrasında Lula‘nın zaferini tanımak yerine seçimlerin hileli olabileceğini öne sürmesi de bu siyasî saflaşmanın devam ettiğinin en önemli göstergesi.

Fakat Vaşington‘un baskı politikası Brezilya‘da beklenenin tersine sonuçlar da üretti. Reuters‘ın Temmuz ayında yayınladığı araştırmaya göre, ABD‘nin gümrük vergileri seçmenlerin %42’sini Lula‘ya, %27’sini ise Flávio Bolsonaro‘ya yönelttiğini gösterdi.

Özellikle ABD’nin dahli, Brezilyalılar açısından konuyu bir seçim tartışmasından çıkararak ulusal egemenlik meselesi haline getirdi. Lula‘nın kampanya mesajlarında ülkesinin hiçbir büyük gücün arka bahçesi olmadığını söylemesi de boşuna değil.

BRICS, Çin ve çok kutuplu dünya

Lula‘nın dördüncü döneminin uluslararası ilişkiler açısından en önemli başlıklarından biri de Brezilya‘nın dış politikada nasıl bir çizgi izleyeceği olacak.

Lula yönetimi, BRICS üzerinden küresel Güney ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeye, Çin‘le ekonomik ve stratejik işbirliğini derinleştirmeye ve uluslararası sistemde daha çok kutuplu bir yapının oluşmasına katkı sunmaya çalışıyor.

Buna karşılık Flávio Bolsonaro, ABD ile daha yakın ilişkiler kurulmasını savunuyor, BRICS üyeliğinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyordu. Klasik bir tablo var aslında…

Brezilya‘nın en büyük ticaret ortağının Çin olması, Vaşington‘la yaşanan gerilimin önemi bir diğer boyutu. Lula‘nın yeniden seçilmesi, ABD açısından Brezilya’nın dış politikasındaki çok yönlü ilişkiler arayışının devam etmesi bakımından “kötü haber”…

Elbette yeni dönemin kolay geçmesi beklenmiyor. Kongre’de sağ ve merkez sağ partiler hala güçlü. Bu denge, Lula‘nın sosyal politikalarını ve ekonomik programını hayata geçirmesini zorlaştırabilir. Üstelik seçim sonucunun %51,79’a karşı %48,21 olması, Brezilya toplumundaki derin siyasî bölünmenin sürdüğünü gösteriyor.

Her şeye rağmen Lula’nın dördüncü kez seçilmesi, Latin Amerika’da sağın yükselişinin karşısında sol, kamucu ve Amerikan karşıtı bir siyasî yönelimin hâlâ güçlü bir alternatif olduğunu açık bir şekilde gösterdi.

Dünyanın kalanı açısından, seçimlerin en önemli sonucu da muhtemelen bu…

Erkin Öncan

Erkin Öncan

Çeşitli uluslararası haber ajansları ve yerel basın kuruluşlarında haber editörü, köşe yazarı, radyo programcısı, haber koordinatörü ve yapımcı olarak görev yapan Erkin Öncan, başta savaş bölgeleri ve toplumsal hareketler olmak üzere dış haberler alanında çalışmaktadır.

Dünyaya Yönelim kategorisinden son haberler

Kaddafi Sonrası Libya

Tunus’ta Muhammed Buazizi adlı üniversite öğrencisi bir seyyar satıcının 2010’ların başında ülkesindeki koşulları protest etmek için kendini yakması sonucu başlayan ayaklanmalar Arap dünyasının büyük

Sarkozy’nin Düşleri, Libya’nın Külleri

2007 yılının Aralık ayında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy‘nin davetiyle Paris‘e gelen Muammer Kaddafi’nin her diplomatik ziyaretinde yanında götürdüğü o meşhur çadırı, Élysée Sarayı‘nın karşısındaki

Sahel: Gevşek Kanatlar, Sağlam Çekirdek

Sahel’i “Eski koloniler Fransa’yı tokatlıyor” haberleri ile duyarız. Ama her şeyi biliyor gibi davranmadan önce Sahel ne, neresi, onu bir konuşalım. Sahel, bildiğiniz “sahil”

Ermenistan’da İktidar ve Sol Muhalefet İlişkisi

Modern siyasette liderleri yalnızca “sağ” ve “sol” etiketleriyle değerlendirmek giderek zorlaşıyor. Popülizm, neoliberal ekonomi, güvenlik kaygıları ve jeopolitik zorunluluklar ideolojik sınırları bulanıklaştırıyor. Nikol Paşinyan
GitEn Üst

Don't Miss