Bu bölümdeki yazılar yorumsuz olarak okuyucularımıza tarafsız bir yayın yaptığımızın nişanesi olarak sunulacaktır. Yalnız, okuduktan sonra üzerlerine sifon çekmeyi unutmayınız:
Levent Cantek: Bu haftanın Sifon’unda Levent Cantek’in Birikim’de yayınlanan “Bağlamını Kaybeden Şaka” başlıklı yazısını ağırlayacaktık fakat Birikim ve Tanıl Bora bizden önce sifonu çekmiş. “Yazarının isteği üzerine yayından” kaldırılan yazı sonrası Cantek şöyle bir tvit ile İletişim Yayınları ile ilişiğinin kesildiğini paylaştı:
“İletişim Yayınları’ndan @iletisimyayin bütün kitaplarımla birlikte ayrıldığımı duyurayım. Yaklaşık otuz beş yıllık bir ilişkiydi. Böyleyken böyle oldu. E, o zamanlar sosyal medya yoktu, Mıstık Abi.”
***
Suzy Hansen: Pulitzer Ödülü’nün finalisti gazeteci Hansen’in Nisan 2026 sonunda From Life Itself: Turkey and Istanbul in the Age of Erdoğan (New York: Farrar, Strausand Giroux) adlı kitabı çıkmış. İstanbul’un bir mahallesinde geçen on yılında Türkiye’de demokrasinin nasıl çöktüğünü anlatıyormuş, hakkında çıkan övgü yazılarının bahsettiğine göre. Kitaptan bazı inciler(?): Kemalistler dindarlara ‘zenci’ diyorlarmış. “Sevr sendromu”ndan muzdarip “Beyaz Türkler” dönere “köylü yiyeceği” diye bakıyormuş. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Türkiye’yi 2010 yılına dek bilfiil yönetmiş.
***
Nilüfer Göle: Polletika adlı liberal gençleri vitrinine ve yönetim kuruluna taşıyan bir oluşum Nilüfer Göle ile söyleşi yapmış. Türkiye’deki beyazları geçtik, hiçbir renkten Türk’le muhatap olmadan Avrupa’da yaşayan Göle’nin şöyle demiş: “Post-Kemalist paradigma o zaman için kemalist tabuların olduğu bir dönemde kamusal alanı genişletti, görünmeyen ve istenmeyen aktörlerin sahneye çıkmasını sağladı.”
***
Şirin Payzın: Payzın, NATO Zirvesi öncesinde 5 Temmuz günü T24 dış haberler editörü Buse Söğütlü gözaltına alınmasına dair şöyle bir tvit atmış (Türkçesi kendinden menkuldür) :
***
Yunus Paksoy (12 Temmuz tarihli Hürriyet’ten) : “ABD, İran’a yönelik petrol ihracatı yaptırımlarını kaldırmışken, İran istediği gibi, istediği para biriminde, istediği kadar petrol satmaya başlamışken içeriden bir kesim “yetmez, Hürmüz bizim olacak” dayatmasıyla haftalardır sivil gemilere ve sivil mürettebata saldırıyor. Nereden baksan ahmakça…”
***
Nevşin Mengü (9 Temmuz Tarihli Nefes’ten): “ABD’nin izolasyonist bir döneme girmesi, Avrupa’nın kendi savunmasını kendi kendine yeniden inşa etme ihtiyacı da Türk savunma sanayii için büyük bir fırsat sunuyor. Avrupalılar, kıta savunmasında işe yarayacak, temel mühimmat ihtiyaçlarını hızlı giderecek ve her şeyden önce iş görecek bir sistem arayışında. Amerikan sistemleri büyük ölçüde Amerikan ihtiyaçlarına göre dizayn edilmiş, kıtalararası bir mantıkla bakılmış. Düşmanın merkezine gidip yok etmeyi hedefleyen bir stratejiye dayanıyor. Avrupa’nın bakışı ise farklı. Rusya Ukrayna savaşından çıkarılan derslerle Kirpi savunması diyorlar. Maliyeti çok yüksek olmasın, hızlı üretilsin ve yeterince caydırıcı olsun. Türk Savunma Sanayii bu ihtiyaca cuk oturuyor.”
***
Yılmaz Özdil – 15.07.2026 tarihli Youtube videosunda: Beyaz Saray şeffaf bir saray.