Yönelim!

Biz, bir avuç vatan toprağını elimizde tutabilmek namına Balkan Savaşları’nda, Ⅰ. Dünya Savaşı’nda ve İstiklal Harbi’nde gencecik nesillerimizi feda ettik! Ümidimiz, o barut kokusuyla tütsülenen senelerden bahar rayihalı günlere kavuşabilmekti. Hayalimizdeki ülkeyi, o bahar esansı refakatinde inşa edecektik.

Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde yapılan bir dizi devrim bunun içindi. Anadolu’nun bakımsız yerleşimlerinde adeta bir vaha olan Köy Enstitüleri de, halkın her katmanını edebiyatla, sanatla ve kültürle tanıştıran Halkevleri de… Tam devrimlerin en önemli ayağına, Toprak Reformu’na gelindi, pat diye bir demokrasi narasıdır duyuldu! CHP parçalandı, içinden Toprak Reformu muhalifi Demokrat Parti çıktı; bu çıkış onlara kafi gelmedi sonunda iktidara da çıktılar. Karşı devrime başladılar.

Karşı devrimcilikle sinsice, sessizce tamamlanamayan devrimlerin izleri silindi. Yeni devrimleri değil istemek onların adını anmak bile kızıllıkla, kâfirlikle, kökü dışarıda olmakla itham edilmek için yetti. Ve peşinden askerî ihtilâller serisi geldi… İlki millî, gerisi ABD’ye meyilli…

Bir eşsiz kuşak, 68 Kuşağı çıktı, sarstı planlarını. “Tam Bağımsız Türkiye” ağızlarda o zaman slogan oldu. “Yanki’ler eve dönsün” diye işgal gemileri sahillerimizde karşılandı. Fakat ne yaparsak yapalım, ABD ve Batı yörüngesinden çıkamadık. Bir müstemleke devletine dönüştük. Onlar ne dediyse biz olur dedik ve bu kara günlere kadar geldik.

Düşman belliydi, mücadele neye karşı yapılacak açıktı yalnız nasıl olacağı muğlaktı. Bizde sorun, çözüm yollarına nasıl ulaşacağımızın bilinmezliğiydi. Bir asırdan fazla zamandır hâlâ bu bilinmezliğin devamıyla süregelen karanlığın arasında bir bağ bulunduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Fazla cüretkâr olacak lakin biz bir avuç arkadaş, söz konusu meseleye yönelmek için kolları sıvadık. Amacımız netti: Mücadele yönü doğrultusunda yöntemimizi belirlemeye yönelmek! “YÖNELİM” böylelikle doğdu.Yönelim”imiz, yaşadığımız topraklara köküyle sımsıkı bağlıdır. Alınterinden, emekten, çalışmaktan, bilgiden, bilimden, akılcılıktan, ilericilikten yanadır. Sömürünün, gericiliğin, batılın, ırkçılığın, tevatürün karşısındadır.

Her hafta karşınıza getireceğimiz “YÖNELİM” sizin gazetenizdir. Kültür, edebiyat, siyaset, sanat, gündelik yaşam… kısacası her ne kadar insanla ilgili alan varsa o alanlardaki sorunlarımızın çözümüne “yönelim” maksadı taşımaktadır. Yolculuğumuzda “bilgi” en sadık eşlikçimizdir.

Gündemle ilgili dosya konuları, yerli ve yabancı önemli şahsiyetlerin portreleri, üniversite gençliğinin meseleleri, sömürünün her türlüsüyle mücadele, kültür tarihi, dünyada neler oluyor, üzerine sifon çekilecek yazılar gibi bölümlerimizle getirmek istediğimiz de aynı “yönelim”dir.

Yıllar önce “yön”ümüz, değerli üstadımız Doğan Avcıoğlu tarafından gösterilmişti. Şimdi bize düşen bu “yön” üzere bağımsız, hür, eşitlikçi ve aydınlık bir “yönelim” sunabilmektir.

Aklıevvellerden birkaçı, fırsat bu fırsat diyerek bizden duymak istedikleri cevabı almak için soracaklardır:

— Un var mı?

— Var!

—Şeker var mı?

— Var!

— Yağ var mı?

— Var!

— E “yönelim”iniz de olduğuna göre ne duruyorsunuz? Helvanızı yapsanıza!

Yoo, çok şükür yaşıyoruz; dimdik ve zinde bir hâlde karşınızdayız. Daha kimseye helvamızı yedirme niyetimiz yok. Yalnız… O ki helva yemek istiyorsunuz, hazır gitmekliğiniz de yakın; sizinkini seve seve kavururuz… Alınterinin rızası için!

Erdem Beliğ Zaman

Erdem Beliğ Zaman

Tek mesleği yazarlıktır. Senaryocu, mizahçı ve ödüllü piyes yazarıdır. Keşke Beni de Taşlasa (2024) adlı bir hiciv kitabı vardır.

GitEn Üst