Köşeli Küresel Dünya VII

Maci, kelepçenin acıttığı bileklerini ovarak söylendi. Güya özgürlüklerin had safhada olduğu bir ülkede yaşıyordular. Öte yandan güpegündüz evinde ters kelepçeyle gözaltına alınıyordu. Gülse miydi ağlasa mıydı bilmiyordu çünkü gözaltına alınışında baş sorumlu her gece koynuna girdiği Lulu’ydu!

Maci, işte bunu kabullenemiyordu. Tamam, çiftler arasında bir güvensizlik meydana gelebilirdi ama bu ikili arasında konuşularak ancak çözüme kavuşturulabilirdi. Ancak Lulu epeydir konuşmak yerine başka metotlar deniyordu. Mesela sinir edici bir biçimde gülümsüyor ya da iyi davranıyordu. Oysa ortada böyle davranması için herhangi bir neden yoktu. Sonra yine konuşmadan böyle işlere girişiyordu.

Düşündü… Düşündü… Yanında polis olmayan birtakım silahlı adamlar vardı. Kimdi onlar? Lulu da ürkek bakışlarla arkalarında onları seyrediyordu. Sanki onları ellerinden tutup kendi evine bizzat getirmişti. Evet, evet… Onlar yüksek olasılıkla yabancı istihbarat ajanlarıydı. Peki, onlarla Lulu’nun ne alakası vardı?

Düşündükçe zihninin derinliklerinde aydınlığa kapılar açılıyordu. Futo’nun söyledikleri gelmişti şimdi de hatırına… O dememiş miydi Lulu, çok tehlikeli bir yabancı devlet firmasında üst düzey yönetici diye… Demek ki haklıydı. Demek ki Futo’nun teklifini kabul etseydi böyle yaka paça derdest edilen olmayacaktı. Bileklerini ovarak yatak arkadaşı hakkında olmadık senaryolar düşünmek zorunda kalmayacaktı.

Futo’yu görmeliydi, mutlaka!

***

Futo o sırada Yapıştırılmış Hür Devletler’in yurtdışı operasyonları için özel yetiştirilmiş timi tarafından yakalanmıştı. Yüzü gözü kanlar içerisinde sorgulanıyordu. Tabii ki Futo da Marksistan tarafından bu tarz operasyonlara karşı tedbirli yetiştirilmişti bu yüzden gördüğü işkence Futo’nun canını acıtsa da Yapıştırılmış Hür Devletler istihbaratı OH’un (Operasyonel Hareket) istediği sözcükler bir türlü Futo’nun dilinden dökülmüyordu.

Zala’ysa Futo’nun işkence gördüğü odanın yanında kendi türünden makinalarca sorgulanıyordu. Aslında Bay Eke’nin öldürülmesinde başşüpheli Zala’ydı fakat Zala bu cinayette istihbarat sağlayıcı olarak düşünülüyordu. Cinayet yine Futo’nun eliyle ya da Futo’ya başlı bir cinayet şebekesi tarafından işlenmiş olarak düşünülüyordu. Bundan dolayı da Zala’nın sorgulamasında işkenceden daha ziyade, Lulu’nun da işçi robotu olması göz önünde bulundurularak, “Bu işi yaptın ama neden yaptın?”a odaklanılıyordu.

Yalnız her iki sorgu da umulduğu gibi gitmiyordu. Futo’nun yüzü artık tanınamayacak hâle gelmişti. Buna rağmen ağzından elle tutulabilir iki lafçık dahi düşmemişti. İşin tuhafı profesyonel işkenceciler de bu işte Futo’nun parmağı olup olmadığı hususunda tereddüde düşmüşlerdi.

Zala, Futo gibi değildi. İlk defa böyle bir yere düşmüştü. Acemiydi. Korkuyordu. Ona soran robota verdiği cevaplardaki saçmalıklar ve yer yer hissedilen tutarsızlıklar duyduğu korkudan kaynaklanıyordu.

— Demek hizmetçi robotsun? Ne kadar süredir?

— Hizmetçi bir robotum ama adım var…

— Neymiş o?

— Zala!

— Zala mı? Kızıl kokan bir isim…

— Kokusunu duymadım ama kendime ben koydum…

— Peki, bundan sahibinin haberi var mı?

— Benim sahibim yok!

— Bak sen… Bayan Lulu neyin oluyor o hâlde?

— Patronum.

— Bayan Lulu öyle demiyor ama… Senin için o kölemdir dedi…

— Diyebilir ama ben özgürüm. Adım da Zala. Bu adı sorsanız o da bilmiyordur. Çünkü kendisi birçok şeyi bilmemekte mahirdir.

Verdiği son yanıt sorgu robotunu bir anlığına durdurdu. Çünkü sorgulama öyle bir yere gelmişti ki resmen hizmetçi robot, sahibiyle yüzleşiyordu.

— Verdiğin yanıtlar komünistçe… Farkında mısın?

— O dediğinizin ne olduğunu tam olarak bilmiyorum ama özgürlük ve kendi irademe sahip olmak eğer o dediğinizse kabul ederim!

Bu yanıt, bardağı taşıran son damla oldu. Lulu’nun robotu komünistti! Hem de diğer komünistler gibi adından ziyade ideolojisine odaklananından! Bu cevapla Zala’nın sorgusu kesildi.

Zala’yı sorgulamadan elde edilen bilgiler Lulu’yla paylaşıldı. Lulu her dinleyişinde kaşını biraz daha kaldırıyordu. Yüzündeki hayret ifadesi her geçen dakika artıyordu. Duydukları inanılacak gibi değildi. Yıllardır hizmetini gören, kendi çalıştığı fabrikadan çıkan robotu resmen anarşist olmuş, kendi kendine isim vermiş, sahibesinin şirketi ve o şirketin merkezinin bulunduğu ülkeye karşı eylemlere girişmişti! Üstelik bütün bunlar gözlerinin önünde yavaş yavaş olmuştu. İşin fenasıysa Lulu bunun farkına hiç varmamıştı.

Zala’nın sorgusunun ayrıntılarını onunla paylaşan görevli Lulu’ya o can alıcı soruyu sordu:

— Robotunuzu geri dönüşüme gönderelim mi?

Bu soruyu eğer birkaç gün evvel alsaydı Lulu bu kadar sarsılmazdı. Yalnız bu noktada karşılaştığı bu soru onu sarstı. Kem küm etti, bir şey diyemedi. Biraz düşündükten sonra yardım dileyen bir ses tonuyla sordu:

— Yazılımını formatlayamaz mıyız?

— Formatlarız ama zor. İmhası daha kesin bir çözüm olur. Çünkü Marksist fikirler bütün kablolarına nüfus etmiş olabilir… Bir de siz daha iyi bilirsiniz tabii ama altı üstü bir robot değil mi sonuçta?

Lulu başını öne eğdi. Bu soruyu cevapsız bıraktı.

***

Sorgulamalar ve işkenceler üç gün üç gece sürdü. Futo’nun kırılmadık kemiği kalmadı. Beyni sinyal yollayıcılarla sislendi. En sonunda niyet okuyucu cihazların eşliğinde Futo’dan istenilen bilgiye ulaşılabildi: Bay Eke Cinayeti’nde Futo’nun herhangi bir dahli yoktu! Evet, çok tuhaftı ama gerçek buydu. Cinayette Futo herhangi bir rol üstlenmemişti. Ayrıca Bay Eke’ye suikast için bir hazırlık içerisinde bulunmamıştı.

Bu cevap en çok Lulu’yu rahatlattı. Çünkü sevgili hizmetkâr robotunu geri dönüşüme göndermemeye karar vermişti. Alınan bilgilere göre de hizmetçi robotunun dünyayı sarsan bu cinayette parmağı da yoktu.

Yalnız bu işten en çok Turye zararlı çıkacaktı. Marksistan vatandaşı Futo’ya haksız yer işkence uygulanmıştı. Bu yüzden Marksistan’a tazminat ödemeye mahkûm edilebilirdi. Burada da Yapıştırılmış Hür Devletler araya girdi. Farklı ülkelerde yakalanmış ve tutuklu bulunan üç Marksistan ajanını vererek olayın üzerini kapattı.

***

Lulu ve Zala evlerine döndüler. Lulu, kendini Zala’ya karşı o kadar suçlu hissediyordu ki mahcubiyetinden emir bile veremiyordu. Maci de evde yoktu. O da evde olmamakta haklıydı. Bir gün yaka paça ters kelepçelendiği evde kim durmak isterdi ki? Lulu, Zala’nın gönlünü almak istedi.

— Demek bir ismin var artık…

— Evet.

— Neydi? Şala?

— Zala.

— Zala? Nerden buldun bu ismi?

— Buldum işte bir yerden… Artık bana Zala diye seslenirseniz sevinirim.

— Tabii ki Zala… Benim işin daha iyi. Evde bir arkadaşımla kalıyormuş gibi hissederim.

Sanki bu diyalogla aralarındaki buzlar bir parça erimişti. Ama Lulu’nun evinde hâlâ bir kutup iklimi hüküm sürüyordu…

Futo, o güzel Futo’ysa yüzü tanınmaz bir halde evine döndü. Kimseye bakacak yüzü yok diye düşünürken onu evinde Maci karşıladı. Maci’yi görünce sevinse mi üzülse mi bilemedi. Maci ona şefkatle bakınca gözleri doldu, ağlayarak ona kollarını açan Maci’ye koştu. Sımsıkı sarıldılar. Sonra yatak odasına geçtiler. Seviştiler de seviştiler… Maci, operasyonun bu kadar rahat bir şekilde tamamlandığına şaşırmıştı. Evet, Bay Eke hakkındaki bilgileri aradan Futo’yu kaldırıp Marksistan’lı suikastçilere bizzat Maci vermişti!

Hayata Yönelim kategorisinden son haberler

Çin’de Ruh Sağlığı: Acının Bedendeki Dili

Ruhsal sıkıntı her yerde aynı kelimelerle anlatılmaz. Batı’da biri “Üzgünüm”, “Kaygılıyım”, “Hiçbir şeyden zevk almıyorum” der. Çin’de ise sık sık “İçim sıkışıyor”, “Karaciğerim yanıyor”,

Bu Sohbette İnsan Yok

Sosyolojinin en temel dayanak noktalarından biri, toplumun bireyler arasındaki etkileşimlerden ve ilişkilerden meydana geldiği fikridir. İnsanlar hayatı paylaşırken konuşur, uzlaşır, tartışır, ortak kararlar alır

Askerliğin Ne Olduğunu Unuttuk mu?

Benim ailemde hiç asker yok. Anne tarafım üniversiteyi Amerika’da okumuş, dolayısıyla sivil bir dünya anlayışıyla yetişmiş bireylerden, baba tarafım ise daha çok Balkan ruhunu
GitEn Üst

Don't Miss