President of Rassemblement National parliamentary group Marine Le Pen looks on during a session of questions to the government at the National Assembly in Paris on January 22, 2025. (Photo by Thibaud MORITZ / AFP) (Photo by THIBAUD MORITZ/AFP via Getty Images)

Aşırı Sağın Prensesi, Kraliçe Olabilecek mi?

Marine Le Pen, 2027 Fransa Cumhurbaşkanlığı için yarışacak. Fransa’daki sandıktan Avrupa’daki müesses nizamı yere devirecek son yumruk çıkabilir.

Tarih 21 Nisan 2002. Jean-Marie Le Pen’in 30 yıldır başında olduğu Front National (Ulusal Cephe) Hareketi ilk kez bir cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura kalıyordu.

Her ne kadar seçime katılım düşük kalmış, sol sekiz adaya bölünmüş olsa ve 1995’e (%15,3) kıyasla yalnızca 250 bin oy fazla almalarına rağmen ikinci turda Jacques Chirac’a ezici bir şekilde yenilmiş olsa da Front National üyeleri ilk kez bir gün iktidara gelebileceklerine inanmışlardı. Ne var ki 2002 Cumhurbaşkanlığı yarışının akabinde gerçekleşen seçimler Jean-Marie Le Pen’in 30 yıldır Fransa siyasetinde tecrübe ettiği gerçeği bir kez daha yüzüne vuruyordu: geleneksel aşırı sağın yapısal sınırlılıkları…

Cumhurbaşkanlığı seçimini izleyen milletvekili ve bölgesel seçimlerde alınan zayıf sonuçlar, hareketin simge isminin artık 74 yaşına girmesi ve kendisinden daha genç, dinamik ve yeri geldiğinde sertleşmesini bilen Nicolas Sarkozy’nin çıkışıyla birleşince halef tartışmaları hız kazandı. Öne çıkan isim, kızı, Marine Le Pen’di. Marine Le Pen, uzun süredir partiyi normalleştirmek veya Fransızca tabiriyle “şeytanlaştırmadan arındırma” (dédiabolisation) amacıyla çalışıyordu. Parti’nin Cumhuriyet’i savunması ve Holokost inkarcılığı noktasında sert tavırları bir kenara bırakması gerektiği yönündeki düşünceleri, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde babasının kampanya direktörlüğünü yürütürken su yüzüne çıktı. 2009 Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki performansı, Parti içindeki konumunu daha da güçlendirdi ve nihayet 2011 yılında babasının mirasını devraldı.

Fransız siyasetini damga vuran bu tarihi dönüm noktasının üzerinden 15 yıl geçti. Marine Le Pen bu arada adım adım bir yenilenme stratejisi izledi. 2015’te Jean-Marie Le Pen‘in gaz odalarını yeniden “tarihin bir ayrıntısı” olarak nitelendirmesi ve Pétain‘i tekrar savunması bardağı taşırdı. Marine Le Pen disiplin sürecini başlattı; babası önce üyelikten uzaklaştırıldı, ardından partiden ihraç edildi. 2018’de onursal başkanlık kaldırıldı ve parti adını Front National‘den Rassemblement National‘e (Ulusal Birlik) çevirdi.

Le Pen bu süreçte desteğini istikrarlı biçimde artırdı. 2017 ve 2022 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de ikinci tura kaldı ve her bir girdiği seçimde daha da yüksek oy oranına ulaştı.

Le Pen, kökleri 1970’lerdeki neoliberal dönüşüme uzanan; 1990’larda Avrupa bütünleşmesiyle yeni bir boyut kazanan; 2008 finansal krizin yarattığı toplumsal güvensizlikten beslenen ve 2015 göç krizi, Brexit, Trump gibi kırılmalarla güçlenen Avrupa aşırı sağının bugün Eski Kıta’daki en güçlü figürü haline geldi. RN’nin bugünkü tabanı kuzeydeki Pas-de-Calais (eski komünist ve sosyalist işçi havzaları) bölgesinde yaşayan sanayisizleşmeden etkilenen işçi ve alt-orta sınıf seçmenler ve Akdeniz kıyısındaki göç ve vergi karşıtı söylemin güçlü destek bulduğu kentler ve bölgeler.

     Bugünkü yükseliş yalnızca Le Pen’in başarısı değil. Fransa’da hayat pahalılığı, enerji fiyatları ve satın alma gücüne ilişkin kalıcı kaygılar, göç tartışmaları, Macron‘un merkez siyasette bıraktığı boşluk, neoliberal politikaları dolayısıyla sosyal devleti küçültmesi ve geleneksel sağ ile sol partilerin çöküşü RN‘nin önünü açtı.

Ayrıca RN‘nin yükselişi işçi sınıfının sağa kayması olarak değil, sosyal demokrat ve komünist hareketlerin sanayisizleşme karşısında temsil krizine girmesi olarak da okunmalı.

2011’de başlayan adım adım iktidara yürüme stratejisi, ne var ki geçtiğimiz sene sekteye uğradı. Mart 2025’te Marine Le Pen, Avrupa Parlamentosu fonlarının parti çalışanlarını finanse etmek amacıyla usulsüz kullanılmasına ilişkin davada suçlu bulundu. Bu süreçte RN‘nin genç lideri Jordan Bardella olası cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıktı. Ancak 7 Temmuz 2026’da İstinaf Mahkemesi, Le Pen‘in yasağını hafifletti ve adaylığının önünü açtı. Temyiz başvurusu nedeniyle elektronik kelepçeyle ev hapsi kararının uygulanması şimdilik askıya alındı.

Peki son anketler ne söylüyor? Ulusal Birlik, bugün %35 ile anketlerde birinci sıradayken ECFR’in son anketi, Macron‘un merkezdeki mirasını devralabilecek iki eski başbakan, Édouard Philippe ile Gabriel Attal’ın ikinci turda Le Pen karşısında kaybedebileceğini ortaya koydu.

Bu seçimlerin Fransa açısından en önemli sorularından biri, Le Pen ile Bardella‘nın nasıl bir iktidar ortaklığı kuracağı. Le Pen, genç ve dinamik Bardella’yı Başbakan olarak atamak istediğini daha önce belirtmişti.

İkisinin siyasî söylemlerindeki farklılıklar da bu noktada önemli bir ayrıntı olarak önümüze çıkıyor. Bardella ekonomik açıdan daha liberal bir çizgiye ve Fransız geleneksel sağına daha yakın bir profile sahip görülüyor. Bu nedenle, Bardella‘nın milyarderler ve aristokrasi ile işbirliği girişimleri, RN ve Le Pen’in ”halkın içinden gelen aday” imajını da zedeliyor. Ukrayna gibi AB’nin genel çizgisini ilgilendiren konularda da ayrı düştükleri noktalar mevcut. Yine de bu ikili yönetim sistemi, RN’nin iktidar yürüyüşünde kamuoyunu ve farklı sermaye segmentlerini ikna etmek için hayati olabilir.

Avrupa açısından resme baktığımızda Orban’ın düşüşü ve Trump’ın AB’ye olan baskıları nedeniyle darbe yemiş olan Avrupa aşırı sağı, Le Pen ve arkasından gelebilecek bir Nigel Farage iktidarı ile altın çağlarına girebilir.

Fakat Le Pen‘in olası zaferi yalnızca Fransa’nın iç siyasetini değil, AB’nin karar alma mekanizmalarını da derinden etkileyebilir. Fransa, Almanya ile birlikte AB’nin siyasî motoru ve tek nükleer silahlı üyesi. RN ise AB‘nin daha fazla yetki kazanmasına, ortak borçlanmaya, ortak vergi politikalarına ve Avrupa Komisyonu‘nun güçlenmesine açık biçimde karşı çıkıyor. Göç, iklim politikaları, Ukrayna’ya destek ve AB‘nin genişlemesi gibi başlıklarda Paris‘in daha çatışmacı bir çizgi izlemesi Birlik içinde veto krizlerini ve yeni siyasî bloklaşmaları beraberinde getirebilir. Kısacası Le Pen’in Elysee Sarayı’na çıkması, AB’yi içeriden dönüştürecek en büyük siyasî kırılmalardan biri olabilir.

Dünyaya Yönelim kategorisinden son haberler

Kuzey Kore, medya, propaganda…

Dünya siyaseti, yalnızca ekonomik, askeri veya diplomatik güç üzerinden şekillenen bir mücadele alanı değil. Uluslararası sistemdeki saflaşmaların elbette ekonomik rekabet, enerji kaynakları, ulaşım koridorları,

ABD Yasakladı, Çin Kendi Teknolojisini Yarattı

ABD, Çin’e yönelik çip ihracatını yasakladığında bunun ülkeyi teknolojik açıdan felce uğratacağını düşünüyordu. Fakat tam tersi oldu. Çin’de her öğrenci Afyon Savaşları’nı öğrenerek büyür.

Rusya Neden Harekete Geçti?

Takvimler 24 Şubat 2022’yi gösteriyordu. Sabah saatlerinde Rusya’nın Ukrayna’ya doğru sınır ötesi bir operasyon başlattığına dair ilk haberler duyuldu. O tarihlerde İstanbul’daydım ve Rusya

4 Yıl Sonra Ukrayna Savaşı

Ukrayna Savaşı’nın ikinci fazının başlamasından tam dört gün sonra “Putin, Pandora’nın kutusunu açtı” ifadesini kullanmıştım bir köşe yazımda. Mitolojide Pandora’nın merakına yenilip açtığı kutunun
GitEn Üst