Sosyalist Çin’in Serbest Pazar Ekonomisine Geçişinin Hikâyesi

Modern Çin‘in kurucusu olan Deng Şiaoping, (1904-1997), 5 yıllık bir Fransa macerasından sonra, Sovyetler Birliği‘nde Sun Yat-Sen Üniversitesi’nde eğitim alır. Ardından Çin’e döner, devrimci mücadeleye 23 yaşında katılır. 151 cm boyundaki Deng, 34 yaşındaki Mao ile “iktidar silahların ucundadır” dediği ünlü toplantıda; 7 Ağustos 1927 tarihinde Hankau/Wuhan’daki zemin katta yapılan bir gizli oturumda tanışır. Hikâyesi XX. yüzyıl Çin devrim tarihinin ve teori/pratik birliğindeki entelektüel arayışların çarpıcı bir örneğidir.

Deng, ÇKP içindeki radikal çizgiye karşı çıkan pragmatist kurucu önderdir. 1949’da ÇHC’nin kuruluşundan sonra Güneybatı Çin’de (Chongqing) bölgesel parti sekreteri ve askeri-siyasi lider olarak görev yapar; toprak reformunu ve bölgenin konsolidasyonunu yönetir. 1952’de Mao tarafından Pekin’e çağrılır, parti kademelerinde hızla yükselir. 1953-54’te Maliye Bakanı, 1954/1956’da ÇKP Genel Sekreteri, 1955’te Politbüro üyesi, 1956’da Politbüro Daimî Komite üyesi olur. Mao’nun 1976’daki ölümünün ardından Hua Guofeng’i (Mao’nun seçtiği halef) ve “Dörtlü Çete” olarak adlandırılan radikalleri hızla kenara iter. Hedefinde olduğu “Kültür Devrimi”nin rotasını reddederek Çin’in reformlara yönelmesini sağlar.

1955’te kollektifleşmenin tamamlanmasıyla şehirlerdeki esnaflara ait özel işletmeler kapanmıştır. Adam Smith’in Ulusların Zenginliği’ndeki ünlü pasajı toplumsal ilişkilerdeki karşılıklı bağımlılıkları dile getirir. 1970’lerde lokantalara, perakende gıda tedarikçilerine, endüstriyel ürünlerdeki kusurları gideren tamircilere, satış sonrası hizmet veren servislere ve her tür malın satıldığı marketlere vd. talep ayyuka çıkmıştır.   ve meslektaşları kentsel bölgelerde gözyumulan küçük ölçekli özel girişimleri ve karaborsadaki emtia ticaretinin kapasitesini bilirler; fakat bu örgütsüz kuruluşların serbestçe açılmasına izin verildiğinde sosyalist devlet şemasında hangi dengeler bozulacak, hangi skandallar yaşanacak ve bu eşik yetkililere nasıl kabul ettirilip aşılacaktır?

Ekonomide aile firmalarının yolunu açan teorik temel Marks’ın tek satırlık tespitinde yakalanır: Patronun da emekçi sayıldığı 8 kişilik aile işletmeleri kapitalist bir örgütlenme sayılmazlar. (Bkz. Kapital 1/299) 7 çalışanla kurulan aile işletmeleri bugün dünya devidir. 1980’lerin başlarında çekirdek ailelerin gıda dışında da üretimlerini sergiledikleri küçük geçici pazarlar ve sabit tezgahlar açılmaya başlar. Peki, hane girişimlerinin kurucuları ile sermaye birikiminin yarattığı kapitalistler sınıfı nasıl ayırt edilebilir? Sınır, önünde durulan bir güç, bir mukavemet yoksa aşılması gereken bir çizgidir. Pekin’deki deneme sürecinde girişimci hanelerin 7’den fazla işçi istihdam etmesi resmî olarak onaylanır.

Deng reform dilini kullanarak serbest piyasaya geçişte bir zafer kazanmıştır: Tartışma, “Eğer işe yararsa yayılmasına izin verin” şeklindeki aforizmik cümleyle sonuçlanır. Tüketim üretimi tetikler, lakin 1982 yılında bazı hane reislerinin aile üyeleri haricindeki kişilere de istihdam sağlayarak 8’den fazla işçi çalıştırdıkları ortaya çıkar. Bu keşif partide hararetli tartışmalara yol açar. Adım adım para-meta-para döngüsü sarmalında arz-talep dengesine göre örgütlenen piyasalar doğar. Sermaye birikimi küçük teşebbüslerde emekle birlikte hareketlenir. Müsaadeye tâbi şematik yoğunlaşma, bir sonraki eylem planının akibetini tayin eder. Deng yetkililere “neden korktuklarını” sorar. Bu teşebbüs sosyalizme zarar verebilir mi? Deng seçenekler sunmak için örnekler verir. Eğer bir çiftçinin 7 ördeği varsa sosyalist, 9 olunca kapitalist mi olunur?

Yine de kaç kişinin bu örgütlenmelerde çalışabileceği sorusu o kadar hassastı ki, kesin cevabı belirlemek hem Deng’in hem de parti teorisyeni Chen Yun’un kişisel çabalarını gerektirmektedir. Deng, kısır tartışmaların bitirilmesi gereğini söyler ve “Özel girişimlerin devam etmesine karşı çıkmam” der. Bazı girişimlerin tabiatı itibariyle zorunlu büyümesi devam eder. 1987’deki XIII. Parti Kongresi, hane girişimlerinin 7’den fazla işçi istihdam etmesini resmî olarak onaylar. Deng’in siyaset dilinde reform olarak ifade edilen temel yaklaşımı bir zafer daha kazanır. Deng Şiaoping döneminde Çin’in ilk Özel Ekonomik Bölgeleri’nin (ÖEB) açılışı, 1978 reform ve açılma sürecinin en somut ve başarılı adımlarından biridir.

Bu arada belirtmek gerekir ki Hruşov döneminde Sovyetlerle başlayan gerginlik Çin’i yeni müttefikler aramaya itmiştir. Süreci 1971’de ABD Dışişleri Bakanı Kissinger ve Çu Enlay başlatır. Nixon 1972’de Çin’de Başkan Mao ile buluşur. Bu diplomasi hamlesi ABD’nin SSCB’yi kuşatma politikalarının sonuçlarındandır. Aralık 1978’deki XI. Merkez Komite III. Plenum’undan sonra Çin, kapalı kapılar politikasını terk edip dışa açılmaya başlar.

Deng Şiaoping de yabancı sermaye, teknoloji ve yönetim bilgisini kontrollü şekilde ülkeye çekmek istiyordu. Kissinger’ın Çin’i yüz kereden fazla ziyaret ettiği söylenir. İdeolojik risklerden kaçınmak için deneysel havzalar, sınırlı alanlar tercih edilir. Nisan 1979’da Guangdong eyaleti liderleri Pekin’e “ihracat bölgesi” önerisiyle gider. Deng, bu fikri destekler ve “özel bir şey tecrübe edelim” anlamında özel ihracat bölgesi kavramını onaylar. Temmuz 1979”da Merkez Komite ve Devlet Konseyi, Guangdong ve Fujian eyaletlerine dış ekonomik ilişkilerde özel politikalar ve esnek önlemler uygulama yetkisi verir. Bu karar, kapitalizmin gereklerine göre meta dolaşımına izin veren ilk özel bölgelerin kurulmasının yolunu açar. Toplumsal yapılarda tabakalaşmalar partinin seçkinler yaratmadaki emrivaki davranışlarının, burjuva sınıfının birikimsel deformasyonunun, arkaik iskeletteki katmanların, organizmadaki statü farklılıklarının oluşmasının ilk nedenidir.

Deng, sistemin verimsizliğini eleştirirken bir Sichuan atasözü kullanır: “Siyah, beyaz, sarı olması önemli değil; fare yakaladığı sürece kedi, iyi kedidir.” Bu söz, ideolojiden ziyade sonuç odaklı yaklaşımının sembolü olur. Ne var ki Kültür Devrimi yıllarında Deng’in aleyhinde bir delil olarak kullanılır. İktidar mücadelesini kazandıktan sonra reformların ruhunu özetleyen en ünlü sözlerinden biri haline gelir.

Bugünkü Devlet Başkanı Şi Cinping’inbabası Xi Zhongxun, Mao’nun 1976 Eylül’ündeki ölümünün ardından Çin’in kapitalist dünyaya entegrasyon sürecinde Deng ile yakın bir şekilde çalışmıştır. Xi Zhongxun, özellikle Çin’in ekonomik reformlarının erken döneminde, Guangdong eyaletinde reform ve dışa açılma politikalarını uygulayan kilit isimlerden biridir. Şi Cinping, Deng’in reform döneminin mirasından büyük ölçüde etkilenmiş ve onun ekonomik açılım politikalarını modernize ederek devam ettirmiştir.

Mao, 1956’daki VIII. Kongre’de “Büyük ölçekli sınıf mücadelesi bitti” der. Deng ise 1984’teki XII. Kongre’de Parti’nin hedefini “refah artışı” olarak belirler. İki lider arasında çelişki değil süreklilik vardır. Çünkü bilinen anlamda sınıf mücadelesi, artı ürünün kontrol mücadelesidir. Başkan Şi, selefi Deng’in planlı merhalelerle çözülmesine önderlik ettiği kapalı bir ekonomik habitatta yetişir. ÇKP lideri, partinin önderliğinde kurulan “Çin’e özgü sosyalizm” anlayışını benimsemişse de güncel iletişimsel olanaklarla dünden daha merkezî bir yönetim tarzıyla, Çin’i küresel bir süper güç haline getirilme hedefini korumuş, sürdürmüştür.

Halihazırda ÇKP’nin ideolojisi “Marks, Lenin, Mao Zedong Düşüncesi ve Deng Şiaoping Teorisi” olarak ifade edilir. ÇKP, Mao’nun ölümünden sonra Aralık 1978’de toplanan XI. Merkez Komite toplantısında “Çin’in asla hegemonya peşinde koşmayacağı” ilkesini getirir, kayıtlara geçirilen paradigmayı selefler de sahiplenir.

Teorik perspektiften demokratik merkeziyetçi inşanın volontarist determinist dengesi yargılanabilir. Peki, Çin Marksist bir okumayla komünist midir? Çin’in melez rejimi serbest piyasa ilişkilerini korumasına rağmen kapalı ekonomik modelini ve merkezî idaredeki hantallığını aşarak performansı yüksek sosyalist üretim / yönetim biçiminde yepyeni bir damar yaratmıştır.

Tarihe Yönelim kategorisinden son haberler

Yok Edilen Bir İstanbul Tekkesi

Osmanlı devri vakfiyelere dayalı tesis olunmuş bütün mescit, tekke ve türbeler T.C. 2863 sayılı kanun kapsamında olup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli müesseselerdir.

Mao’nun “Erasmus” Arkadaşları

Rahmetli Fransa’ya hiç gidemedi. Fakat ekibinin şaşırtıcı bir kısmı gençliğinde Fransa’da work and travel yapmışlardı. Anlatayım. Hikâye XX. yüzyıl başında Çinli aydınların “Neden Çin

Dersaadet’te Mısır İzleri

Okura not: Bu makalede kullanılan belge ve görseller Necdet İşli Arşivi’ne aittir ve yalnızca basılı nüshamızda olup onun üzerinden istifadeye açıktır. Bilindiği üzere 15.yüzyılda
GitEn Üst

Don't Miss